Vera, helalde bile dikkatli olmak. Allah'tan alıkoyan her şeyden uzaklaşmaktır. Cenabı Hak'tan alıkoyan. Mesela ne alıko? İstem. Mesela ayağımızın uygunsuz yerde dolaşması, iki müminin arasını bozmak için buyur diyor. Kovculuk yapıyor iki kişi arasında ve alaya atıyor, gözlük aşkı işaretleri yapıyor Şeriatimizin, nefsi şeriatimizin, bizi her türlü kötülüklerden muhafaza ile şeriatımızın edeplerini korumaktır. Buyuruyor ki, Sufyan-ı Sevri Hazneli Hazretleri dünyanın muhabbetinden ve onun açacağı sıkıntılardan kurtulmak. Ne açar? Kim meydana getirir, hasetlik meydana getirir, işte bir ne diyeyim gıybet de odur içten bir düşmanlık bu gibi hallerden kurtulmaktır. Dünya sebebiyle çok yanlışlıklar yapılır, bunlara misal gelmeye de hiç gerek yok. Artık haramların içten yok.
Haram belli, helal belli, ikisi arasındaki Allah'ın korkusunu celle celalühü gönlünde taşıyanların sakınacağı şüpheli hareketlerden kaçınmak. Allah'ı Zülcelal'in emri bildirildiği zaman Allah için boynunu bize senin emrine itaat karım ya Rabbi der. Zıkrolunduğu zaman zıkera zikrettiği zaman zıkera lillah sırf Allah için yapar zikrini. Sadik, nasıl dostu kendisinden eminse, düşmanı da emin olacak olursa. Düşman ama düşman da olsa mezarlarda Haklerini koruyor, muhafaza ediyor. Müddeti olan kendi güç ve kuvvetinden veli olur. Güç ve kuvvet sahibi Allah'tır der. Kendisinde bir güç ve kuvvet görmez. O gücün, o kuvvetin, o aklın, o zekanın, o düşüncenin, o becerinin, o başarının Allah'tan geldiğini bilir. Hep Allah'ımızın lütfu, ihsanı derecede göre başarıyım. Allahü Zülcelal'in kendisini haramda görmemesidir. Bu çok ağır bir hareket olur. Mevla-yı Zülcelal'in azameti tarif edilmesi.
Allah'ın Rasulü bile, Sallallahü Teala için, sen nasıl resul ediyorsan kendini öylesin, buyurdu. Hiç hatayı meseleler bile azameti ilahiyeden titrediler, bir zaman ki olmak istediler. Ona karşı hata elbette ki çok ağır oldu. Takva efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a tam bir uygunluktur. Müttaki olan Allah'tan korkan kimse kalbinde gaflet diye bir hal olmaz. Mesela Kuran-ı Azimüşşan okuyacak, candan okur. Diyelim bir yere hizmet için girecek, diyelim hasta ziyareti bir cenazedir, bir muhtacın ihtiyacını giderecek hiç gaflet diye bir şey olmaz aman Allah için bunu gerçekleştirelimdir. Şahsen de hayvani duygulardan tamamen kaçınmıştır. Boğazını da, her arzu ettiğini yeme ve içmeden muhafaza eder, koru. Yani şunu canım istiyor der onu yemeye başlar, bunu canım istiyor der lezzeti rakumuzdan bekler. Azaların ve günahlardan korur. Takvaya haber verirken güzel ahlak demiştir.
Ve Gaye Ebbadu'un bir kısmı da demiştir ki hiçbir şeye erişemese bile Allah'ımıza tevekkülde bulunur. Birinci sınıf budur. Diyelim ki arzu ettiğine ulaşamadı, Rabbimize boynunu ürecek. Eğer nimete erişirse ona da rıza gösterir. Ulaştığı bir nimetten dolayı da razıdır. Elde edemediği nimette de sabırlıdır. Vera nedir? Vera, melvera galim mücanebeküm materihallahu celle ve az. Aziz ve celle olan Allah'ımızın hoş görmediği hallerden kaçınmaktır. Eceliyetle şüpheden uzaklaşmak diye tarif evrilmiştir. Bir umumi halkın vera'ı Rabbizi Celalimizden korkusu. O nedir? Bunu bile yapabilsek ne güzel. Gerek kederli gerekse hoşnut halleri ne olursa olsun ancak Allah için konuşuyoruz. Ve konuşmasında da Rabbimizi her an karşısında biliyor. Onun gördüğünü, bildiğini bu düşünceyi kaybetmiyor. Safitan evrabiye, ister bir kimseye karşı sıkıntılı olsun, isterse razı olsun.
Seçkin insanlarda ise en yahgalla, kulle cavi hakin kan, subkillah, Allah'ımızı gazaba getirecek bütün hatalardan azatını korumaktır. Seçkin insanlarda güzellik budur. Daha büyük seçkin olan merza de ve her rahabinde, davranışında Allah'ımızın rızasını gözetleyen kimselerdir. Hatta Şeyh-i Şimdri Hazretleri Allah'tan gayrı ne varsa onu terk etmektir. Efendimizin bu hususta kalbinizi tırmalayan bir şeyi yerine getirmeyin. Müttaki olan bir kimse, vera sahibi bir kimse, tamamen rakamıza teslim olmuş kimselerin gönlüdür o. İmamı Şafii Rahmetullahi Hazretleri de bir kelam konuşacağı zaman önce düşünmeli sonra o söz etmelidir. Birden sözü atmamalı, düşünmeli bu söz. Acaba hayrıma mı yoksa benim zararıma mı diye. İşte Hafi, Hadis Sallallahü's-Sıdri Hazretleri de buyuruyor ki, konuştuğu zaman konuşması söylüyor ki kendisini gururlandırma gibi bir hal varsa kendisini beğenme gibi sükut etmeli.
Eğer sükutu kendisine bir benlik meydana getiriyorsa o zaman da konuşmalıdır, buyurmuşlar. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.