Günlük kelam işittim. İkisi de böyle bana söylerler. Amel topluluğuna itibar olmaz, halık'e kulundan hoşlanmayın ki, hoşlanmaya biraz sıfat gösterir ya, Allah razı olmadıktan sonra, ister beter amel eylesin. Riyayla ameliyle, depo şeyi olur. Onun için gibi de Sübhanallah. Siz demek bir verip de onu aldıktan sonra asker efendi, aslan al, sakavet mi bir lira, diyor sen. On lira geliyor yanından, On lirayı alsan. Yani bu sakavet mi olur dilençilik mi? Bu Görüyor musun biz bu hayatta delip onu devam ettiriyoruz. İnşallah bu vasiyetiniz olsun. Ben bu yaşa kadar şu ağardı da yine bunu takip edemiyorum daha. Bir yanından bir rüya ıstarı, kıstırıyor kişinin içine. Böyle katil öldürme bizi yağlanma. Allah'ım yarabbim. O halde, hem de sizin hanginiz de sakaledir. Ben de senden sorayım öyleyse. Senin o dinde sakaret nedir hanım bacı? Dedik ki, Nietzsche sahad? Tabii, Nietzsche sahad?
Cenabı Allah'a itaatle mütenahi ve mütevteziz olun. Allah'a itaat etmekle nimetleşiyorum. Mütelezziz lezzet alıyorum. Hiçbir kerahat, hizmet hissetmediğim Bakın, Sebastian'dan ne arayım? Bir haldeki bu ibadetiniz mukabilinde hiçbir ecir istemeyeceksiniz diyor. Ki. İstemeyeceksiniz. Ta ki Mevla'mız sizin hakkınızda istediği gibi yapsın. Mevla'mız sizin yani, baba beni eve diyor bir kızla, baba bana evli yap, baba beni ister istemez, itaat ediyor. İstemez efendim babası düşünecek o onu. O asi evlatlarına yaptığını yapmaz. Mutlu ol yani. İtaat eden evladını baba okşar böyle hep maliyla. Allah'a itaat olmuyor, kimse yüz bin ibadet etse, Allah razı olmadıktan sonra bir şey verir mi? İbadetini hiç görür ki, ibadet ancak cennette gelen çekici arttırır. Yoksa imandır cennetin şeyi. İman da cennette ebedi durmak, imanda ebedi durmaktır. Cennette gelen can Cenabı Hak'tan sıkılmaz mısınız ki?
Birden hocaya bak geliyor Suzan hoca, kadını. Allah'tan sıkılmaz mısınız ki kalbinizde nazar buyursun da sizin bir şey Oradan diyor, burada bir şey diye bitireyim, ondan sonra oradan odunu getirince, Emre Yunus'un gözü anaymış, takla Yunus'un tıplama. Yunus, evir yok mu, dallamış. Hem eğer efendim ya, bu kapıya eğrisi yakışmaz, doğrusu yakışır demiş. Diyor ki, bana illet olsun, arayı arayı bu doğrusunu seçerim, bu kapıya ev yakışmaz demiş. Kalbimde dısını isteyerek böyle olmaz demiş. O bile olmaz, yani bir insana bile bunu, Allah'a olur mu? Cennetimi ver bana bilmem ne oluyor, ne oluyor, ne oluyor, ibadet eder. Olur mu bu? Hiç yakışıyor mı? İnsana diyor. Ondan sonra hakikaten demiş, şimdi kızımı verdim sana. Vermiş. Ruhun beyan teskiniyle on bir sene aldığını kızla beraber gidip sivri bir köşede bir