Buyruldu ki alimler üç sınıftır. Birincisi Rabbi Zülcelal'imizi tanıma şerefine nail olan ulema-i kiramdır. İlmiyle amil, Cenabı Hak'tan korkan, korkup ona saygı duyan ancak ilim ehli kimselerdir. Ve Alimun bir emrilla Cenabı hakk'ın emrine tamamen teslim olandır. Ve seni Alimun bille ve neyse Alimen bir emrilla. Rabbi Zülcelalimizi tanıma nimetine mazhar olmuş, gerek isimleri, sıfatları ve fiilleriyle yalnız bunun yanında emri ilahiye anlattığı, konuştuklarına hali muhafık düşmeyen. Niçin, niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz? Ve Salisu alimin bir emriyle ve neyse bir alimin billa. Emri ilahiyi yerine getirmeye çalışır, yalnız onu tanıma gibi büyük bir nimetten mahrum durur. Şu üç şey, sizler de bulunduğu müddetçe bir fayda bir nimet hasıl olmaz. Dünyayı sevmeme gibi bir hal. Yalnız müminlerin bulunduğu müminlik evsafına mazhar değil.
Yalnız müminlerle hemhal olup onlarla yoldaşlığı yok. Müminlere eza ve cefa göstermez. Ise yalnız müminler için bir çalışma, bir gayret, bir çaba onların, onların defteriyle, dertlenmek gibi bir hali onlara faydası yoktur. Ve galebağru, buyuruldu ki hadisi şerif, insanların en cimdisi bana salatü selam getirmeyendir. Yanında ismim anıldığı zaman bana salatü selam getirmeyenlerdir. Buyuruyor. Şu kimselerde hayır yoktur. Efendimiz aleyhüssalatü vesselama salatü selam getirmekte çok gevşek. Müezzine icabet etmiyor. Belki okunduğu zaman ezan Allah'ımızın huzuruna davet edildiğinde namaza, ibadet ve taate ona icabet etmiyor. Bu da efendimiz aleyhissalatu vesselamın hadisi şeriflerinde insanların hayırlısı insanlara faydalı olandır. Şerlerin, şerli olanı ise insanlara faydası dokunmayandır. Bir istekte bir arzle bulunduğunuz zaman Cenabı Hak'tan isteyin.
Şu beş şey beş şey, övülmüş vasfedilmiştir. Bilin ki bu Cenabı Hakk'ı anıştır. Ne yaparsa yapsın onu da Zülcelalin rızasını gözetmek. İbadet ve taate olan aşkı ve muhabbeti billahi teala, zikirallahi Allahu Zülcelal'i anarken Rabbi Zülcelal'imizi şeytanın şerrinden de korunan kimse. Gönlünde hakkı kabule şayan bir hal var. Hakkı kabule müsait, hakkı kabule çok müsait. İbadet ve taatte sev ve neşneye mazhar kimse. El Hamiz isyan ve günahtan kendisini koruyan kimse.