Bu ayet-i celile, İsra Suresi kırk birinci ayeti celile. Alemde hiçbir varlık yoktur ki Halıkı Lemyezelli zikretmesin. Bunun tefsirini en güzel şekilde yapan bildiğimiz şairlerden Yunus Emre. Yunus Emre'nin bu ilahisini okuduğumuz zaman deriz ki, en güzel İsra Suresi kırk dördüncü ayeti celilenin tefsirini Yunus Emre yapmıştır. Bildiğiniz ilahi dağlar ile, taşlar ile zikredelim mevlam seni. Seherlerde, kuşlar ile, su dibinde, mahi ile, dağlar ile taşlar ile zikredelim mevlam seni, seherlerde kuşlar ile zikredelim mevlam seni, Su dibinde mahi ile, sahralarda ahuh ile, aptal olup yahu ile zikredelim mevlam seni. Gökyüzünde İsa ile, Tur Dağı'nda Musa ile, elindeki asa ile zikredelim Mevlam seni. Derdi pek çok Eyyub ile, gözü yaşlı Yakub ile, Ol habibi kibriya ile zikredelim Mevlam seni.
Yuvunu sokul diller ile, hakkı 7 kullar ile, bol fakri bilenler ile zikredelim mevlam seni ayeti celilenin enine, boyuna derinlemesine tefsiri bu. Alemde Mevla-yı Zülcelal'yi anmayan hiçbir varlık yoktur. Diyeceksiniz ki nasıl Mevlayı anıyor biz, ne bileceğiz. Şu önümüzdeki mikrofondan tutun bu kürsü, bu halılar, bu döşemeler, bu yapı yanından geçtiğimiz ağaçlar, taşlar, semavat, arz, insanlar, hayvanlar, kuşlar. Aynen Yunus Emre'nin dediği gibi sudaki balıklar nasıl zikrediyor Mevla'yı, biz duyamıyoruz. Aynen Seyrani'nin gelip de şelaleye köylüler bursu ne diyor, onlar da su akar, göz bakar. Tabii zahiri göz ve zahiri kulak aza ile bakıldığı zaman bunu diyecektir insanlar. Su akar, göz bakar. Acaba o sular, o kuşlar, o çayır ve çimenler nasıl zikrediyor? Burada ulema-i Kiram'mızın çok güzel izahı var. Birisi kainatta Allah'ımızın Hayy ismi ile hayat olduğu malumunuzdur.
Mevla-yı Zülcelal'imiz Hayy sıfatı ile bütün aleme hayat vermiştir. Hayat olmayan hiçbir varlık yok. Hani taş bakıyoruz ne hareket ediyor, ne yiyor, ne içiyor, toprak öyle bunda nasıl bir hayat var, bunu nasıl anlayacağız? Evet bir devre deniyordu ki atomlar parçalanmaz. Şimdi atom dendiği zaman biz zannediyoruz ki bir yere konduğu zaman her tarafı gür deyip uçurup gidecek değil, her zerrede bir atom var. En küçük yapı taşıdır atom denilen, en küçük. Bunun içerisindeki çekirdekler, elektronlar ne yapıyor dönüyor. Bir hayat olduğu tespit edilmiştir, hayat var. Dediler atomlarda hayat yok. Atomda hayat olduğu ilmen tespit edildi. Bu da gösteriyor ki alemde bütün varlıklar hareket halindedir. Bu hareketini izaha demiş olursak işte bir diyoruz ya taşta ne hayat olacak, ne yiyor, ne içiyor. Nedir bunun hayatı?
İşte iki yüz defa saniyede hareket ettiği, bunu Muhyiddin Arabi Hazretleri de hiç kulaklarıyla dinlerken saniyede iki yüz defa Rabbimiz Zülcelalimizi zikrettiğini ifade eder. Burada ehli tahkike göre zikir şu şekilde beyan edilmiştir. Varlıkların zuhuru onun yaratıcılığına delil olmasıdır. Halık Alem Yezel'in varlığını ispat eden iki tane kitap var elimizde. Biri Kuran-ı Azimüşşan, bir diğeri de Kainat. Bu alemdir. Bu alem Halık'ımızı varlığını ispat ediyor. Üstadımızın, üstadının bulunduğu bir mecliste tabiatın güzelliğine vurulan kimseler ayağa kalkınca denizdir, karşısında orman, dağlar, hüller, çiçekler. Halıkımızın yüce kudretine hayran kaldıkları zaman kendileri mübarek başları önlerine eğerek zerrede bile Allah Celle Celalühü yüce kudretini izhar buyuruyor derler. Kainat, varlıklar onun yaratıcılığına delil olmasıdır zikretmesi. İlmi izahlara girecek olursa içinden çıkamayız.