Aile İçi İlişkiler ve İslami Hükümler kaydında Delillerden beri hatler geçer, sohbet ederiz. Hakim hanım hemşehriler hep bu nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama Ruhum sıkılır, ev içinde kalırım. Rabbinizin nehy ettiğini ithaab etmek ve bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm iyi ki Allah rızası için konuşayım. O kardeşlerim da bize kardeş olan kardeşlerim bunun aileleri de…
Aile İçi İlişkiler ve İslami Hükümler ne anlatıyor?
Aile İçi İlişkiler ve İslami Hükümler kaydında Delillerden beri hatler geçer, sohbet ederiz. Hakim hanım hemşehriler hep bu nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama Ruhum sıkılır, ev içinde kalırım. Rabbinizin nehy ettiğini ithaab etmek ve bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm iyi ki Allah rızası için konuşayım. O kardeşlerim da bize kardeş olan kardeşlerim bunun aileleri de…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Delillerden beri hatler geçer, sohbet ederiz. Hakim hanım hemşehriler hep bu nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama Ruhum sıkılır, ev içinde kalırım. Rabbinizin nehy ettiğini ithaab etmek ve bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm iyi ki Allah rızası için konuşayım. O kardeşlerim da bize kardeş olan kardeşlerim bunun aileleri de Mevla'daki sözlerimizi duysun dilerlerse biz de faydalandik. Ne bize de dua ederler. Ya Rabbi bir cihanda aziz olsun, imanla ölsün, rıza olsun diye bir dua edinlerdi. Ey. O niyetle size hemşireler bir teyit doldurmayı niyet ettim. Zezrid'im. Allah sizden de bizden de razı olsun. Size Mevlamızın ayeti celilesiyle başlayacağız. Manasını şöyle açık açık söyleyeyim dinleyelim. Erkekler kadınların üzerine hakim, ailesinin celisidirler. Neyisi biliyorsunuz? Nasıl o belediye reis reis ise ev sahibinin hocası var, o evin reisi. Allah'ım kendi öyle buyuruyor.
O sebeple ki Allahu Teala onlardan kimliğini yani erkekleri kadınlardan üstün yaratmıştır. Dört o vaziyet oldu. Resulullah nüzul şöyle iyi dediler. Kadının birininki tokat vurdu kocası suçu var. Dört dört, dört, dört, dört, dört, dört, dört, dört, dört, dört, bir de devirebilir. Birisi gusül etmezse, birisi namaz kılmazsa, kırmam derse. Üçüncüsü hocasından izinsiz yedi adım dışarıya ayrılırsa onlar için dövmesi caiz. İki tokat boyunca Peygamberimizin huzuruna vardı, kadın içtihat etti. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, kadın da size iki tokat bulunacak diye, fırsat ayeti nazil olmuştur. Kime bir şey yaparsa karşısında kadar onu yapacaktı. O kadar vuracağı zaman Allah Kuran-ı Kerim'ini Cemil-i Emin'le gönderdi. Hocalar kadınların reislerini vurabilirler, emri gelince dur ha kaldı iş.
Onun için Ayet-i Celile'nin sebebi nüzul de konuşayım da kapalı kalmasın. Biz de ilketler onları mallarında infak etmektedirler. Allah kendi haklarını Kuran-ı Kerim'de nasıl koruduysa onlarda öylece bize görünmeyen erkeklerin viyabında malını, onun ve kendisinin şeref ve namusunu bir de ırk sırlarını koruyanlardır. Yani namusunu korur, mallarını korur, koruma manası sahip olur. Irzına, namusuna sahip olur, mallarına sahip olur. Kocası yanında olmadığı halde bunları muhafaza eder. Evlerinden, serkeşliklerinden. Bazı kadınlar serkeş ve gazaplı olunan. Yıldığımız kadınlara gelince onlar. Allah bunları buyuruyor. Evvela öğüt verin. Yapma hanım. Allah yarın huzur-i ilahiye da sana azap eder, yıka eder. Bu kadar karşımda çemkirme, rica ederim diye Kuran-ı Kerim'le böyle iğrü verin diyor Allah. Vazgeçmezler miyim?
Vazgeçmezlerse kendilerini yatakta yalnız bırakın da yine tarif etmezse o zaman deyin. Yani yatağından gelin bir tarafa yahut ayrı bir yatakta yatın. Aman ne yapıyorsun? Sen nereye kırılıyorsun? Sen kırılırsan yerler, gökler, yaşlar, ağaçlar hep lanet eder bana, Allah rızası için yapma barışalım dese kurtulur. Yoksa o zaman deyiversiniz size itaat gittikleri takdir değilse aleyhlerinde bir yol aramayın çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. Allah çok yücedir, çok büyüktür. Bakın da Allah'ın izniyle. Bir de size arkadaşlar, bir de hadisi şerif okuyun. La ilaheullah sallallahu aleyhi ve sellem bu da müjde hadis olsun. Hadis-i Şeriflerinden Kenzü'l-Fan'dan nasline alındı. Adım beş vakit namaz mı kılarsa diyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa, Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kılmazsa kılmayanlar tabi çok fenalar, çok kötüler.
On sekiz bin alem halkolunu da yetmiş bin rahmetliler zıtken bey namaz ile dost olan yere düşman bilsin demiş kaldılar. Olur musun? Bir namazdan konuşamayacağız şimdi. Namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, Ramazan orucunu bir ay tutarsa daha da hayız halinde, nifahsa halinde yediği günü başka günlerde kaza eder, yendir. Namusunu illerden muhafaza ederse, hocasına itaat ederse, kocasına da itaat ederse, muazzzetsızın cennete dahil olur, buyuruyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Bu da size müjde beş vakit namazını kılacağız. Bir ay orucumu sokacaksın. Efendim, namusumu ilden muhafaza edeceksin, o cana itaat ettikten sonra peygamberimiz, Cennet-i Teala'nın sekiz kapısı açar. İstediği yerden girsin, buyuruyor.
Kadınlar erkek gibi değil, çarşıya gitmez, pazara gitmez, alışveriş yetmez, haram sorulmaz, haram sorulmaz, onlar gayet güçsüz yetişirler, tamam mı? İyi olurlarsa tabii. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Onlarla meşgul olmayın, vantilız tezul olmasın. Ebi Hüleyid eden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. Gidip kimse karısının yatağına davet yedirt de maceratı olmadığı halde, gidip ecri olmadığı halde, bir hastalığı olmadığı halde gelmez ve kocası da ona dargın olarak gidilirse sabah uzuncaya kadar melekler o kadına lanet ederler. Lanet olsun kadın, lanet olsun kadın diye böyle sabahlara kadar melekler ona lanet ederler. Bir rivayette o kadın kocasını razı, lahoşluk gidinceye kadar Allahu Teala o kadına dargın olur.
Halık-ı Zülcelal o kadına dargın olur ve yine bir hadisi şerifte seksen beşinci Hocasının izni olmadan zevci huzurunda bir kadının nafile oruç tutması yani nafile oruç tutuyor. Ben üç aylara tutacağım diyor. Efendim altı oruç tutacağım diyor. Mesair oruç tutacağım diyor. Kocası izin verirse caiz, gelmezse caizlayan dutuğu orucun sevabı kocasının olur. Çünkü o vücut zayıf ederse kocasının gözü başka hanıma düşmesi muhtemeldir ama onun kocası için o gücü kötü beslemez. Oruç tutmaklığından daha hayırlıdır ama insafsız olmamalı koca kısmet. Sen oruç ama top, hem de orucu toplayayım. Uzun dünya, yarın ahirettir, huzur-u ilahiye nasıl varalım, diyor. Demek ki kocasının izni olmadan zevci huzurunda bir kadının nafile oruç tutması, dine müsaadesi olmadan evine herhangi bir kadın veya yeteneğin girmesine izin girmesi caiz olmaz. Bir kadın bir erkek.
Kadın koca olsun senin biraz daha akıllı ve kurnaz olur. Filan kadın geliyor gezdirme evime. Filan erkekler gezdirme evime. Ondan izin almadan eve irtiriye kadın girmemeli. Riyazus Salih'in iki yüz elli altıncı sahifesine bakın. Orada hadisi iki yüz otuz buyurursunuz. Amca Nutelemesi radiyallahu anh'a delalet. Rivayete göre Resulü, herhangi bir kadın hocası kendinden razı olduğu halde görürse cennete girer, buyurmuştur Peygamberiniz. Yani herhangi bir kadın kocası kendinden razıyım hanım senden girse razı olduğu halde ölürse cennete girer buyurmuştur. Hadisi kelimesi rivayet etmiştir. Riyazus Salih'in gene iki yüz elli sekiz. Hani siz o da kullanın sözlüğlül biraz özüne gelmez. Onun için dinleyenler kusura bakmazlar. Türkçesini diye okuyayım iyi dinleyin.
Maacip mi cebel radıyallahu anh rivayet olunduğuna göre, meal şöyle buyurmuştur: Dünyada bir kadın hocasına eziyet verirse o ehli kehrin hurilerden olan zevcesi o kadına hitap ederek, huriden zevcesi olan o kadına hitap ederek Allah canını alsın dünyadaki kadın. Bu Adem'e eziyet gitme. O dünyada senin yanında bir müsaakirdir, yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır, diyerek vakıaza eder Tirmizi rivayet etmiş ve hadisi Ha sen'dir demiştir Riyazu's-Sale'nin iki yüz elli sekizinci sayesinde. Yola veriyoruz. Bir risaleden aldım. Hocanın ailedeki hakları, her kim ailesinin fıtık huylarına sabredip, katlanırsa Eyyub Aleyhisselam'a bir eylem sevap gibi bir sevaba nail olur o koca. Her kim ailesinin hanımının kötü huylarına, emtilmelerine, misafir gelince ablaları tıkır tıkır vurmaya başlamasına, çocuğu düğmesine, edinin birini kırmasına, hiç çeşidini bilirim kadınların.
Yalnız böyle bizim kardeşlerimizin aileleri yapmazlar inşallah iyi dinleyelim de yapmayalım. Her kim ailesinin kötü huylarına sabredip katlanırsa Eyyub aleyhisselam'a verilen sevap gibi bir sevaba nail olur. Hakları kocasına kıyamla evden ayıracak bir kadın.
Onun kalbi hoşnut olmadıktan sonra cennete giremez ki. Baştan Halık-ı Zülcelal razı olmayınca iman etmeyince cennete girmez. Muhammed Mustafa'ya itaat etmeyince Sallallahu Aleyhi ve Sellem cennete giremez. Annesi babası razı olmayınca cennete giremez. Kocası razı olmayınca cennete giremez. Kocasının ayağının altında onun cenneti onun için mutlaka daha razı etmeye çalışacak. Bunu kendi menfaatim için söylemiyoruz. Bak, elimde kağıt var, ressam kağıtlarısını duyun, onlarla size birer birer haber veriyorum. Hocasından izinsiz bir yere gitmemek. Hocası izin vermeyince bir yere gitmemek. Gelecek olursa endAllah nestırdır. Hapşu mü olayım hocam? Ev elden din. Filan kardeşinize, plan kardeşimizin ailesine, Ayşe Hanım hemşireye, Hatice Hanım hemşireye, Fatma Hanım hemşireye, yani, ihva Hanım ah kardeşim, onlara gitmeme müsaade buyurur musun? E, onlara git, evde hafif gibi durma.
Oraya da vardı mı kavu gıybetle meşgul olmayın. Gıybet zinadan Eşref, ağzımızın kıymetli kitaplarından, Hatmataz Zıra'ya yazılmış kitaptan, Hatincetel Kübra'ya yazılmış kitaptan, edep risalesi var. Kadınlardan çoğu okuyor, böyle birikim okuyun, bir de Kuran okuyun, Fatiha deyin, gönderin müsaade var bunlara. Onun için kocandan izin al. Öyle kıvrlu kıymetli, sokak başlarında oturmak ne hiç yakışmaz yarın huzur-ı ilahiye de nesil oluruz. Hiç. Hocası her ne vakit emrederse nefsini maceratı yoğsa, hastalığı yoğsa, sıkıntısı yoğsa teslim olmak, altı hocanın bekeğinden kaçmamak, müsaade ederse yatağa ayırabilin, müsaade etmezse ayıramazsın. Onun için bunu da altıncı da onu lafıyor. Yedi. Hocaya her emirden mutluyduk karşılık vermemek. Her emirde Allah ve peygambere hasıl olmayacak şekilde bir emrederse ona karşılık vermemek. Geç senin öyle gel, inmemek lazım.
Yok eyelliğime gel, aman fıkhını yatsın yapalım, girse geç şuradan. Allah'a insan da mahluka itaat caiz değil. Ben de hocaları dinliyorum, kitapları okuyorum, böyle şey olmaz diyebilir. Lakin, en ciddi şeyi Allah'a ve peygambere isyan bir insan karşılık bilmemek peki demek. Aşılık verirsen çok kötü. Sekiz. Hocasının tamamını, suyunu, kandilini, düşeğini hazırlamak. Bu kadında hakkı, hocasının yıkmeyeni, yemeyeni hazırlayacak. Duyunu, servetini, kahvesini, çayını hazırlayacak. Düşerini yapacak, hazırlayacak. Kandilini, yani kandil deliği, lambası, yanıyorsa lambasını, vesairesini hazırlayacak. Bu da kocasının hakkı ondan. Dokuz. Abdest veya usulde su ve peşkül tutmak. Hemen ırbuyalım, elmasluğu yok, içeride bir şey yoksa abdest suyunu dökmek, o suyun suyunu dökmek dökmek. Bu da emirden abdest veya usulda su ve peşhir peştambal tutmak.
İyi dinleyelim de yarın huzur-ı ilahiye de beni mes'ul tutmayın. Bizim efendimizimin de neden bahtlara doldurup da bize duyurmadın demeyin diye inan hiç bir seneden beri hatırımda böyle kadın karşılarına bir vaazım olsun, nasihatım olsun, evitlerim olsun da Allah huzuruna varınca yak hadi avacısı olmasınlar diye düşünür doyurdum. Şimdi dinleyirse amel etmezseniz inşallah siz methünsunuz ben yakayı kurtulmuş kurtarmış oluyorum. Onuncusu hocasından izinsiz, nafile oruç tutmamak. Biz de okumuştuk Hadis-i Şerif'le. Tabii bunlar hep Hadis-i Şerif'in karşılığı. Ondan izin almayınca nafile oruç tutulmaz. Daha uzatmayayım o tarafta söylemiştim. On bir. Hocasına maliyle, kemaliyle, hocasına maliyle, kemaliyle ben güzelim, benim malım çok diyerek tefekkür edip sevinmemektir. Benim kocasına maliyle, cemaliyle tefekkür edip sevinmemektir. Hocasına kadının biri der ki, ikimiz de ehli cennetliktir.
Mecnun edeb de yazdıydı. Eben bildin hanım der. Ben gayet de güzelim, sen de gayet de çirkinsin. Ben senin çirkinliğine sabrettim. Bir gün demedim ki hocam sen şoför, yüzlerin simsiyah, her hoş vaziyetim bozuk demedim. Ben sana nasip olduğumdan Allah beni sana takdir ettiğimden ona sabr dediğimde sonra bu işi ulaştırayım dedim hem de benim güzelliğime şükrettim. Yani, her zaman hürmetimi gördüm. Sabredenler de cennetlik, şükredenler de cennetlik, ikimiz de cennetlik inşallah, dedi. Hocaya danıştılar, eyletti kadın doğru söylemiş. On iki. Kocasına kisve, nafaka hususunda zarurata sevk etmemektir. Kocasını, kocasına kisve, elbise kisve diye bir şeydirler. Yani, dış anneleri, mantıları, mantarları ve sair yiyecekleri hususunda ve sakar hususunda yiyecek hususunda zarurata sevk etmemelidir.
Yani birisi solunca olmaz, bir daha almazsam olmaz, ben bayrama nasıl çıkayım insanların içine deyip böyle bellikle tekrar tekrar aldırmayın. Rica ederim. Bunlar olmaz. Allah rızası için yapmayın. Mesaka hususunda da zarurata sevk etmeyin. Bak, Rabiatül Adeviyye Hatun annemiz. Allah şefaatine nail etsin. Aziz Eyne'den de hocam konuşmuştu, dinlerim ondan. Bizim kitaplarda çok onun hali var Rabia annemiz, kadınların üyilerinden, altmış sene kadınlardan Evliya Nesahatü'l-Üz kitabında yazdı birer birer. O Rabiatü'l-Alevi'ye başta gelen veliler kadın dolunda erkeydi o, veliydi. Allah şefaatine nail etsin. Onun giydiği, kendi eliyle gördüğü kıldan bir kürdü ayağındaki giydiği şalvarı keçi kılından ördüğü kıldan bir şalvar idi. Hasan-ı Basri Kuddise sirrahul aciz hazretlerine ölürsem beni bu elbiselerimle göm. Sana böyle vasiyet ediyorum.
Yapmazsan dindarla Allah ilinde davacı mesul olursun, geri. O yıldan olan elbise ile ahirete iltihal etti kefinini ondan yaptılar. O kıl şeylerle bir gün rüyasında Rabiatül Adeviyye'yi Hasan Abbas'a aldıkları rüyada gördü. Dedi ki yahu bu giydiğin elbiseyi yedi. Bu cennetteki, cennetteki elbiseler elbiseler Rabbim panik göndermiş bana panik giydirdi. Ve o kıldan giydiğimi mi ettin bilmem ki meleklere soydurdu onu rabımız aldı. E meleklere sor bakalım yetmişler Ey melekler, ne hepiniz benim o kıldan elbisemi? Melekler dediler ki, Halık'ı Zülcelal, cennetten sulle getirin, yetmiş kat cabiaya giydirin. Halil, yumuşak, şöyle elinin içinde yetmiş katınız sudan gurinin deliğine olacak kadar zalim. Bayağı Müseyeci şimdi de burada şu yakışıyor, bu yakışıyor, bırak Allah'ını diyor bu sevsin ya. Ondan sonra gitti mi ya melekler o kıldan yakılan elbiseyi diye sordu.
Melekler dedi ki, Halık'ı Zülcemal onu soydurdu, ali bir makama, arşı, azamı kadar gitti o elbise. Yarın mahşer yerinde çıkacak Rabia'nın Allah'ın rızasını kazandığı elbise buydu diye o dünyada elbiseye, mantıya, geyik yiyeceklere havaseden kadınlara gösterilecek. Bak, bunu ola Rıza'yı Mevla'yı kazandı diye. Ben sizi arkadaşlarıma, hanım kardeşlerime rica ediyorum, hocasına kisve elbise hususunda, nafaka hususunda, yiyecek hususunda sahura sevk gitmemelidir. Mesafadan Muhammed aleyhissalatü vesselamın zamanında bir ve adam duvardan duta duta geliyor. Var sordu gözünü görmüyor da duvardan tuta tuta geliyor. Hep resmim böyle ya başım dönüyor birer biri. Allah'ını seversen söyle, başım neden dönüyor? Ekmek yemek nasip olmadı, demiş gündür ekmek yemiyorum, dedim. Yok evde, dedi. Öyleyse aşkım bizim evimize buyur inşallah namazdan çıkınca seni götürürüm, Ali ben bir eve geleyim, dedi.
Var bir eve. Hanımına dedi ki, evde yiyecek var mı? Evde yiyecek var mı, dedi. Bir kişi yerse duyacak kadar bir şey var. Allah rızası için kadın, sen de oruçsun, ben de orucum ye. Ben onu sığ ile iptal edelim. Bir misafir getireceğim, ona yedirelim. Çocuğumuzu da uyut, dedi. O da ekmek istemesin. Kandilimizi de yani, çırağımızın da kitilini iyi ona diyeyimden sen içine düşür, karanlıkta yiyelim de beni yiyor zannetsin, müzik olarak bir sadaka verelim şu adama dedi. Getirdi, camiden oturdular ve çırak, sönük yanıyor, dedi. Umarım derken de fitillikle düşürdü, öfkelendi. O dedi ki, misafir, öfkelenme, dedi. Yalan, öfkelenme değil de o alan bir nesil değil diyor. Öyle karanlıkta yiyelim dedi. Bu adam elini, ev sahibi uzatır. Bunu yerine değer tabanesine. Boş eli lokma rahat yapmaz. Yemekten de almaz ağzına getirir gibiler yiyor gibi izler.
Anlasan yem eyir, kemali afiyetle doydu o muhacirinden olan sahabe sabahleyin Muhammed Mustafa, aleyvallahu aleyhi ve sellem namazda düşürdüler, namazı kıldırdı, peygamberimiz sahabesine döndü, hele bir şükür vakitti, bildiler şükür denince Cebrail gelirdi. Cebrail aleyhisselam geldi. Evet, filan adamla ailesinden Allah razı oldu, dedi. Allah'ın zubal'ın hiçbir daha da emin yok. Allah'ını seversen söyle. Aşankın yaptığı amelden diyor. Amel yapmadın da muhacir Zü'l-Sadaka verdiği için. Ne oldu o? Zü'l-i Zülcelam kocasından da kendinden de razı olduğunu Cebrail Aleyhisselam geldi haber verdi. Sahabeler bir sürü sadaka vermeye başlarlar. Onlar aç yatıyordu. Peygamberimizin kızı üç gün taam yemediler, gün uykusun görmediler, git yemedik, diymediler. Böyle sabırlı hasıma. Yavrularına diyor ki, var başka adam bir taş getir. Sarayın niadem üstüne, hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın velatıma.
Peygamberimizin karnından yerin de taş çıktı açlıktan. Aylığa sabreyle yut karnını barklardı, taşlar koyup beline dürmüştü idemi derilerini, hep büyük ürel bükerler de altına taş kollardı kafirler bilmesinler diye. Üç gün taam yemediler. Dün uykusun, görmediler. Hiç yemedik, yemediler. Böyle sabırlı Fatıma. Biz elbiseleri beğenmiyoruz, değil mi? Evet hacılarım, beğenmiyoruz. Onların hırkan da vardır hırk Yamaha. Evimde çok çetin cefa. Sana sorarsa Mustafa, etme şikayet Fatıma. Ya hanıma şikayet etme diyor. Hem canların cana mısın, hanımların sultanısın, sen bir Muhammed kızısın, öyle şefaat, Fatıma, onların evsahı böyle söylemekle bitmez. Bantlar ne almaz şuraları bitireyim diye gideceğiz inşallah. Hocasından on ikincisi, on üçüncüsü hocasından fazla bağırmamak şimdiki kadınlar mı efendim? Yani hayatınız olsun, efendi yanında köle gibi konuşacak. Evet koçum. Peki, hata etmişsin.
Sen de affet Allah rızası için. Böyle dersen anam rızayı kazanacaksın. On dört. Hocasına namaz sonunda dua eylemek, namazının sonunda dua. Allah işini rast getirsin. Allah yokluk vermesin. Halanından rızkı bulursun. Kimseye muhtaç olmasın. Imanı layıksün, rızanı bulsun, cenneti alaya girsin Ya Rabbi diye kocasına dua edecek her zaman namazın sonunda. Koca da dua edecek. On beş. Kocasına mahsus olarak temizlenip süslenmek o elbiselerin neyin en iyisini giyip de dışarıya çıkma değil evde giyecek, o altınları evde gösterecek o bilezikleri evde gösterip dışarıda böyle döşlerine baktığı, trensinler, koluna baktığı bilezikler, anına baktığı altınlar taşta hal olacak da gövdesine atılacak. Ne yapacaksın? Kocasına süslenmenin için onlar takılıyor.
Kadınlara altın, gümüş, ipek hayal ama kocasına gösterirse helal, yoksa böyle illere göstereyim de bana imrensinler derse katiyen cahil değil de haramdır, kulu-i ilahiye de çok pişman olur. On altıncı. Kocasının malını, ırzını daima muhafaza etmek. Yukarıda hadis-i şerifle bunları konuşmuştuk, geçelim. On yedi. İzinsiz malını hak eylememek, ondan izinsiz sadaka, lakiv veremezsin. Dışarıdan sahil geliyor, isteyenler geliyor, malından tutup veriyorum helal ediyor musun, yetmiyor musun diye soracaksın. Haram olsun verdiğin dese hiçbir faydasını görmen ve mes'ul olursun ama vicdansız değil olmamalı kocalar. Yani kadın dışarıya gelen fakirlere bir şey verince anoo, ne diyorsun sen yahu? Yani huzur-u ilahiyyede vermesin olurum, benim malımdan ver diyecek. Yani buraya gelmişken bir hikaye fahri bir hikaye çekmişse Aişe-i Sıddık'a validemiz de ravisi.
Bir gün huzur-u Resulullah'a Muhammed aleyhissalatü vesselama bir kapı iç kız geldi. İki kolları da soğumuş yani felç olmuş. Ya Resulullah'a kollarım dedi kurudu kaldı. Mundu kızım dedi. Dedim bir rüya gördüm. Hayrola dedi. Rüyamda dedi. Babam da öldü, annem de öldü, ikisini de gördüm. Babamı Havz-ı Kevser'in başında gördüm. Havzun başında insana Havz-ı Kevser'den su dağı diyor. Yukarıdan dahi aktır, Kokusu miskten at yaptır. E bahitığın yüzünden çok tadım dahut ne şeker bal. Ne şekere belle ne bala belle. Yani, bardakları yıldız dar daha çok kardan daha beyaz, miskem daha güzel kokuyor. Böyle bir havz-ı kürser'e vardım. Babama dedim ki annem nerede? Dedim. Annem tahlil idi, cimriydi. Kocası derdi yahu kardeşlerimizi bir de biz toplayalım da yemek yiyelim. Ne iyi edeceğim, ne içeceğim, çocuklarıma baş gerebiliyor mu da? Sen bana sıkıntı ediyorsunken elleriyle azarlardı.
Dahil, geldin mi şehidesini güzel, anında düşen sine kırk parça yarılacak. Halid-i Züliçelam anam, yedirtiğin gibi birine on, yedi, tanrıya da hem sevap veriyor hem kendi bereketleniyor. Yediğin falaka da öyle. Vardım anneme kopuştu mu cehennemde yanıyor zavallı, zavallı annesiyim. Yani, deve boyunları gibi ateş üstüne hücum ediyor. Elinde bir gömlek eskisi. Bir elinde de bir ekmek hele yağ var. Onun ola deve gibi, şu binaların büyüklüğü gibi gelen cıltı ve ataçlara onu karşılıklı türerdin ve ateş geriye çekiliyor. Anam bu ne hal dedim. Yavrum bilememsin babam derdi ve ben çehremi azdır, çemkirirdim, misafir kabul etmezdim, sadaka vermezdim. Gömrümde şu gömlek etkisini bir fakire verdim. Şu ekmeğ ile yağı da bir fakire verdim. Bunu elime Allah verdi. Zebze kadar hayır yaptın sana Allah gözünü göstereceğim, zebze kadar şer yaptın sana Allah gözünü göstereceğim.
Şimdi diyor onları verirdi ataş gelirken gönlünden yağı tuttun mu vücuduma gelmiyor ama dışarıdan gelen yan killar böyle vücudumu kapkara ettim kuzum, cehennemin üstündendir kapısı, ataştandır civarının yası, seksen yıllık yoldan gelir kokusu, dünya döner bir gün alemtan olur, inkar, zikir gelir, çok gül, nal olur. Böyle oldum yavrum diyor. Gelin de babam da sana su getir. Diğerlerim büyüyen kuzum ah bir su getirsen cennet suyundan ne olur dedi. Kopuştum geldim Ya Rasulallah diyor. Babama dedim ki bir de baba, annem cayır cayır yanıyor da şuradan masraf aile bir su ver de götüreyim. Yok yavrum bursu onlara haram, cehennem ehline haram olur bursu. Hötremezsin kuzum. Geri diyor babam diyor. Geri acım alma, hayat arkadaşı bir yastığa baş koydunuz. Baba ha vicdansızlık etme. Yavrum merhametım kuruyor cehenneme gidene, merhametım geçse ağlaya ağlaya ölürüm.
Çünkü Allah onu içimizden algı ver diyor. Ben yavrucuğum diyor, ben su götürmeyecek miyim? Götüremem. Ben dünyadayken derim ki gel çaylar kaynatalım, misafirler devam edelim, Allah rızası için bir dilelim, iki dilelim. Yarın humalın hesabını biz vereceğiz, Huzur-ı ilahi gelir, mis çöker gibi hesap vereceğiz. Çocuklarımız kana kana yiyecekler. Onun için bir kısmını böyle hidayete edelim, bir kısmını sadaka verelim, camiye yardım edelim, köprüye yardım edelim, su çeşmesine yardım, çehresini düherde, coz sokun sokun sokun, olmaz, arrını yazsın, çocukların ne yiyecek, ben ne yiyeceğim, bu desinler diye bu sürnesse hoca böyle ediyor, derdi ya şimdi çıkacak diyor bu eziyet. Bira baba bir tane yoluş derim diyor. Hemen maşrafayı doldurdum, götürüyordum, elim kurusun, deri. Halim kurudu, tuttum sol elime aldım. Gelirken de sol elimde kurusun dedi, o elimde kuruldu.
Maç defa yere düştü, ben de uyandım Ya Resulallah, rüyamda iki ellerimde kuruduydı. Şimdi uyandımın ikisi de kurumuş dedi. Allah Allah. Ne diyorsun ya Aişe bu hale sen dedi. Ne bileyim ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem işte zümrinin taklin hali böyle olurmuş. Demek ki ben bir dua edeyim siz amin deyin. Ya Rabbi! Şu kadını, böyle diyor Peygamberimiz, dua ediyor. Ya Rabbi! Şu kız çocuğunun gördüğü rüya doğruysa ellerini derhal düzelt, elleri düzeliverdi derhal. Et gördüğümüz bu ya doğruymuş. Yani, hakillerin ne kadar tahil varsa Peygamberimizin hadisi, rüku cehennemde o ağacın dalları dünyada. Bir kimse cimri olur, tahin olur, iş kuruşuna kıyamaz kıyamazsa o daldan bıkmış olur onunla cehennemin dibine kadar gider. O dalın köküne kadar gider. Sahabetin hali cennette bitmiş. Kuku cennette dalları dünyaya dağılmış. Kim sahih olursa o daldan tuttuğu için cennetin dibine varır.
Cennet-i Ala'ya kavuşur. Onun için Cennet-i Ala, Sahihileriniyeyi buyuruyor Peygamberimiz hadisinde. Sahabe sıfatı Allah'ın birinci sıfatı oluyor. Onun için hepimize, hepimize rica ediyorum Allah bizi sahavetten ayırmasın. On sekizinciye gelmişsin hocasından başka namahrama görünmemek, hocasından başka namahrama görünmemek, e hocam işte çarımızı aldılar, peçemizi çıkardılar nasıl görünmeyelim? Kız gardaşım, kendini muhafaza edersen inebilirsin Yalan söyleme! Dışarıya çıktığın zaman bir eldiven giyersen, başından boyuna kadar bir mantı giyersen ta tapuğuna kadar bazı kardeşlerimizde görüyoruz biz ulaşına kadar bir siyah yahut da beyaz alır ve sol elinle de onun ucunu kayçayı yapıyorlar. Yüzüne söyle bakalım gözleri görünür yalnız kimse göremez şimdi peçeyle, çağırınan değil kendini muhafaza edersen her şeyiyle muhafaza olunur.
Muhammed Mustafa efendimizin neslinden bir kadının, size misalını vereyim, çarşıdan gezer, çarşıdan geçer yani şöyle yol oradan geçiyormuş, oradan geçerken rüzgar de çok esiyormuş, sırtında çar da varmış yüzünde, nikahı yani perdesi de varmış. Kabeyi neftiği için hemen perdeyi çarpı verince yüzleri ay iki figürünü verince fena bir erkek. Utbe bine Ulem diyorlar ismine. Efendimiz Tezkiletil Evliya'ya yazıyor onun ismini. O da diyor ağzının arkasına düşüyor. Onun namussuzmuş yani. Benim ırzının arkasına düşenlerdenmiş. Ne diyor? Kadın kopmuş, giden kopmuş. O da geldi. O da geliyor. Havlu kapısına giymiş vermiş. Arka burnunu atmak istemiş. Hemen git ve pine açmış. Vural Erdoğan'dan acele çıkmış. Kapıyı kilitleyin demiş. Kapıyı kilitleyen adam yetişmiş. Kapıyı vurduyla içeriye girmiş. Oraya oturmuş.
Cariyesine bir tabak altın doldurmuş cariyesine, hizmetisine yani Demiş ki, şuna demiş, şu misafire ver de muradını başka yerden istesin. O lekeli alanmış tabii biliyormuş kalın. Altını görünce mendili kaldırıverince öyle deyince altını yere fahçı vermiş böyle. Ey kendinin demiş yüzünün aşığı oldun. Ben onun cemalına bir bakayım. Onun cemalına bir bakayım ben demiş. Sonra karşıma dinlesin demiş. Şahzını göreyim şöyle, karnım doyana kadar bakayım gözlerine aşık oldum onu herkes gözlerime demiş. Ben dedim zina etmeyeceğim gözlerine kana kana bir bakayım. Onu kadın öte anda duyuyor. Ey benim kıymetli gözlerim, Mehmet elin erkeklerini yoldan mı çıkarıyorsun sen diye o kız çocuğu varan adam iki gözünü ceviz boyar gibi oymuş tabağa koymuş mendil öpmüş korkmasın diye yüzünü örtmüş az demiş şunu götür de bunu istiyormuş demiş.
Götürü vermiş mendil atsak ki kıpkırmızı iki tane göz, iki tane göz al kanının içinde. Allah Allah. Ağlayaraktan kalkmış Ya Rabbi! Ben ne sena ne namussuz insanımsunda böyle kıymetli bir hanımın gözlerini uydurdum diye akla hakla gitmiş oldun diye lüksüz uğramış ki orada ağlıyorlar. Ne bacım demiş burada ne ağlıyorsunuz. Bir hanımları da delirmiş mi, ne ettiyse gözlerini oymuş da onun sancısı ile öldü de cenazesini kaldırıyor. Ağlaya ağlaya gitmiş fırlatken evime. Oraya ağustum, kuma kapanmış. Allah'a, tövbe itaat et. Tövbeyi nasıl kıla tövbe olsun, ben ne ettim de böyle ettim, ben ne namussuzluk yaptım diyor ama Allah'ım yarabbim. Allah'ım sana, Allah'ım sana bir dahaki, bir dahaki uyumuş kalmış mahşer yerinde Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem küsünün üzerinde oturuyor. Sağında bir kadın solunda bir kadın oturuyor. Ya uffrab bine hulam gel oğlum gel demiş.
Varmış bu ne anne demiş. Yavrum yavrum Allah senden razı olsun demiş. Ne hale siz kimsiniz ben o gözümü görüp de gözünü uyan kadınım demiş. Şu oturan Muhammed Mustafa Salli Allahu Aleyhi ve Sellem. Bu da demiş su oturan da Fatmata zühra sonuna da beni oturttular demiş. Namahama riayet ettiğim için Halık'ı Zülcelam beni oraya oturtturdu demiş. Sen hakkımı helal ettim. Sen çalış evliyaullah'tan olacaksın, demiş. O da çalışmış velilerden olmuş. Efendimiz de bunun ismini Tezkilerden Evliya'ya yazıyor. Mualidemiz efendinin ailesi benim annem, Ayşe annem. Çok okuma harama riayetler. Çok bacağın itaat eder efendinin ismi yoktur. Onun ismi kurban olduğum. İşte ne buyurun kurban olduğum böyle dedi. Harikayı istihhal etti. Midenin Damsa köyünden acı tarihi halifesi Ali efendi bir mektup yazıyor babama.
Bir Aişe isminde iki ay evvel bir ül vefat etmiş bir ailenin kavmi de ne olduğunu bilin ve rütbelerin mektup yazdı. Lazla sümbüldir. Evet diyor. İki ay evvel vefatle Aişe isminde bir ailen var eden. Yine Muhammed mektup yazıyor. Mektup yazıyor. İkinci Han Güneşi Muhammed Mustafa Efendimiz'i dünyada gördüm diyor. Rüyanda diyor yanında bir de hizmetten hanım var diyor. Geliyor geliyor hizmetini eriyor. Bu kimya Resulullah diyor. Bu, Yahyalı, Ekber Efendi'nin hanımı, Ayşe Hanım iki aydır benim hizmetime bittiler. Benim hizmetimi yeter. Buyurdular. Acaba rüyamda saadet miyim, doğru rüya vermiş miyim, verememiş miyim diye aha yazıyorum diyor. Tabii validen sildıçtaki şarabı görürler diye üstüne Adana analarından yaylayana gerekene bir şey bürünür. Kadın olduğum belli olmasın.
Yedi yaşından sonra ki çürüklara görünmez sonra beni hatırlarlar diye Allah'a, ibadete, itaate ne kadar ehemmiyetleri sayırsan o kadar yükselir. Resulullah hanımlar. Onun için riayeti de adımlar aşkına. On dokuzuncuya gelmişiz kadın kocasından talep isteyip kendini boşa demek bu büyük günahtır. Bazı kadınlar da sinirlenir, iskeledir. Öyle söylerse büyük günah istihkabe etmiş olur. Hazreti Şerif'te Çok kadınlar yukarıdaki hukuk hukukunu muhafaza edemiyor hocaları yüzünden arzu görse gerektir. Çok erkekler de var. Ailelerin haklarına riayet itme, itme, memat sebebiyle acaba layı olsa gerektir.