Bir İnsan, Bir Hatıra. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Kadınlara karşı aslan kesilmek. Muhterem Üstad Hazretleri'nin Erenköy'deki devlethanelerinde geçen bir hatırayı da yine merhum Mustafa Necati Bursalı şöyle anlatır. Bir ramazan günüydü. Kendileri gönül dostlarını, ihvanını küçük bir odada kabul ediyor, gelen gidenin gönül derdine merhem oluyordu. Huzurlarına kendilerini çok 7 bir zat geldi. Her gelişinde ona iltifat buyururlar ve onu güler yüzle karşılarlardı. Fakat bu defa yüzleri hüzünlüydü. Tek kelime söylemiyorlardı. Uzun bir sessizlikten sonra o kimse ezile büzüle sordu. Efendim zat-ı alinizi çok hüzünlü görüyorum. Acaba evladınızın bilmeyerek bir kusuru mu oldu? O zarif, nazik insan yine kendi olgunluğu, edebi ve şefkati içinde şöyle cevap verdi. Kardeşlerimiz ailelerine dikkat etmeliler. Onları rencide etmemelidirler. Hatırlarını hoş tutmalılar.
Aç kurt bir süreye nasıl dalarsa ehline öyle davranmak doğru olmaz. Eğer böyle bir hal olursa hemen ehlinden özür dilemelidir. Bizim edebimizde kadınlara karşı aslanlık yapmak yoktur, buyurdular. O zat hayretinden donup kaldı. Gerçekten sabah evde herkesi kırıp geçirmişti. Artık durmanın zamanı değildi. Hemen evin yolunu tuttu ve kendisini kapıdan içeri attı. Gözleri yaşlarla doluydu. Yüreğine sanki kaynatılmış kurşun akıyordu. Zevcesinin ve çocuklarının yanına girdi ve üzüntüyle ey hatun, Allah aşkına söyle bugün ne yaptın? Senden özür diliyorum. Bundan sonra böyle bir şey vuku bulmayacak. Beni bağışla diyerek adeta yalvarıyordu. Kadın kocasının bu halinden çok duygulandı ve ıslak gözlerini kaldırıp şunları söyledi. Seni Allah bağışlasın. Sen gittikten sonra seccademi serdim ve Allah'a yalvararak şöyle niyazda bulundum. Ya Rabbi bu nasıl dermiş? Bana yaptıklarını onun şeyhine bildir.
Benim senden gayrı sığınacak kapım yok. Kimsenin kapından baş çevirirse artık onun elinden tutan olmaz dedim. Dertli derviş gönülden yara almıştı. Dilinden şu sözler dökündü. Sen öyle bir makama müracaat etmişsin ki onun tasarrufuyla şeyhim beni hemen ayağına gönderdi. Hadi ikimiz de tövbe edelim ve onun yoluna layık olmaya söz verelim. Evde sevgi tomurcukları can bulunca o zat yola koyuldu ve Sami Efendi Hazretlerinin huzuruna can attı. Devlethaneye varıp huzuruna girince Muhterem Üstaz Hazretlerinin yanağında cennet tebessümleri oluşmuştu. Sabahleyin mübarek yüzlerinde görülen Celal cemale dönüşmüştü. Memnuniyetini belirtmek ve ailelerimize değer verip onlara şefkatle davranmamız gerektiğine dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştu. İşte şimdi oldu. Bilmemiz gerekir ki insanın en hayırlısı ehline en hayırlı olandır. Kainatın nuru sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta çok hassastı.
Güzide sahabelerine çok kere ederlerdi ki sizin hayırlınız ailesi için hayırlı olanınızdır. Ben de ailem hakkında sizin hayırlınızım. Kadınlara ancak kerim olanlar ikram eder ve onlara ancak leyyin olanlar ihanette bulunur. Evet, bizim edebimizde İslam'da kadınlara aslanlık yapmak yoktu. Hanımlara aç kurt gibi davranmak yoktu. Ailelerimize ancak hoş davranmak gerekti. Hayırlı insan olmanın ölçüsü ailesine hayırlı davranmaktan geçmekteydi. Mahmut Sami Efendi'den hatıralar. Bir İnsan, Bir Hatıra.