Aile Hayatında Hukuk ve İmtihan kaydında Çok önveri şöyle düşünürüm. Erkek ihbarlarımıza huzurumuzu alarak, sinirlerden beri sıhhatler geçer, sohbet ederiz. Lakin hanım hemşirelere nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama bütün ruhumuz sıkılır, tel içinde kalırım. Rabbimizin nehyettiğine iltihap etmek, tabi bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm, tüh-i Allah rızası için…
Çok önveri şöyle düşünürüm. Erkek ihbarlarımıza huzurumuzu alarak, sinirlerden beri sıhhatler geçer, sohbet ederiz. Lakin hanım hemşirelere nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama bütün ruhumuz sıkılır, tel içinde kalırım. Rabbimizin nehyettiğine iltihap etmek, tabi bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm, tüh-i Allah rızası için konuşayım. Kız kardeşlerimde da bize, kardeş olan kardeşlerimizin aileleri de Mevla rızası için sözlerimizi duysun dilerlerse biz de faidelenirdik ve bize de dua ederler. Ya Rabbi, iki cihanda Aziz olsun, imanla ölsün, rızayık olsun diye bir dua ederler mi? Diye. Bu niyetle size hemşehriler, bir teyp doldurmayı niyet ettim. Bize dua edin. Allah sizden de bizden de razı olsun. Söze Mevlamızın Ayet-i Celilesi ile başlayacağız. Manasını şöyle açık açık söyleyeyim dinleyelim. Erkekler kadınların üzerine hakim, ailesinin reisidirler. Reisi biliyorsunuz.
Nasıl o belediye reisi de deistse, ev sahibinin kocası var, o evin reisi. Allah'ımız kendi öyle buyuruyor. O sebeple ki Allah-u Teala onlardan kimini yani erkekleri kadınlardan üstün yaratmıştır. Bir vaziyet oldu, sebeb-i nüzul şu ile biriznillah. Kadının birine iki tokat, Ordu kocası, suçu var. Dört yerde, üç yerde devebilir. Birisi gusül etmezse, birisi namaz kılmazsa, kılmam derse. Üçüncüsü Kocasından izinsiz yedi adım dışarıya ayrılırsa, bunlar için dövmesi caiz. İki tokat olunca Peygamberimizin huzuruna baktı. Kadın şikayet etti. Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, kadında size iyi ki tokat bulunacak diye, kısas ayeti nazil olmuştu. Kim kime bir şey yaparsa karşısında kadar onu yapacaktı. Tokadı vuracağı zaman Allah, Kuran-ı Kerim'i Cibril-i Emin'le gönderdi. Hocalar kadınların reisleridir, vurabilirler emri gelince durakaldı iş.
Onun için ayet-i celîlenin sebebi nüzulünü de konuşayım da kapalı kalmasın. Bir de erkekler onları mallarında imtihan, imtihan etmektedirler. Allah kendi haklarını Kuran-ı Kerim'de nasıl koruduysa, onlarda öylece göze görünmeyen erkeklerin ziyaında malını, onun ve kendisinin şeref ve namusunu, bir de ev sırlarını koruyanlardır. Yani namusunu korur, mallarını korur, koruma anası sahip olur, ırzına, namusuna sahip olur, mallarına sahip olur. Kocası yanında olmadığı halde bunları muhafaza eder. Şerlerinden, serkeşliklerinden, bazı kadınlar serkeş ve gazapla olunan yıldığımız kadınlara gelince onlar, Allah bunları buyuruyor. Yapma hanım, Allah yarın huzur-i ilahicede sana azab eder, yıkab eder, bu kadar karşımda çemkirme, rica ederim diyor. Kuran-ı Kerim'le böyle iyilik girin diyor Allah. Vazgeçmezlerse, vazgeçmezlerse kendilerini yatakta yalnız bırakın da yine kar etmezse o zaman deyin.
Aile Hayatında Hukuk ve İmtihan kaydında Çok önveri şöyle düşünürüm. Erkek ihbarlarımıza huzurumuzu alarak, sinirlerden beri sıhhatler geçer, sohbet ederiz. Lakin hanım hemşirelere nasip olmuyor. Yanıma oturdu ama bütün ruhumuz sıkılır, tel içinde kalırım. Rabbimizin nehyettiğine iltihap etmek, tabi bütün Müslümanlara zor gelir. Yalnız düşündüm, tüh-i Allah rızası için…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani yatağından dönün bir tarafa yahut ayrı bir yatakta yatın. Aman ne yapıyorsun sen, nereye diriliyorsun, Sen kırılırsan yerler, gökler, yaşlılar, ağaçlar hep lanet eder bana, Allah rızası için yapma, barışalım dese, kurtulur. Yoksa o zaman diversiniz, size itaat ettikleri takdir değilse aleyhlerinde bir yol aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür. Allah çok yücedir, çok büyüktür. Bir de size, Izgardaşlarım, bir de Hadis-i Şerif'i okuyun. Bu da müjde hadis olsun. Cami-i şeriflerinden Ken Zü'l-Harfandan nakline alındı. Kadın diş vakit namazını kılarsa diyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem kılmazsa, kılmayanlar tabir çok fenalar, çok kötüler. On sekiz bin alem halkolunu da yetmiş bin rahmet iner gübten, Beynamaz ile dost olan bir de düşman bilsin demiş anlar.
Onun için bir namazdan konuşamayacağız şimdi, namazını kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, Ramazan orucunu bir ay tutarsa, ta ve hayız halinde, bir tasa halinde yediği günü başka günlerde gaza eder. Gemisi namusunu illerden muhafaza ederse, kocasına itaat ederse, kocasına da itaat ederse muaczep, hikmetsızlığın Cennete dahil olur buyuruyor Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz. Bu da size müjde, beş vakit namazını kılacağız. Bir ay orucunu tutacaksın. Efendim, namusunu ilden muhafaza edeceksin. Ocağına itaat ettikten sonra Peygamberimiz, Cennet-i A'la'nın sekiz kapısı, istediği yerden girsin buyuruyor. Kadınlar erkek gibi diyen çarşıya gitmez, pazara gitmez, alışveriş etmez, haram sorulmaz, halan sorulmaz. Onlar gayet güçsüz yetişirler, yalnız iyi olurlarsa tabi. Peygamberimiz Muhammed Mustafa Şimdi onlarla meşgul olmayayım, bantımız tezul olmasın.
Ebi Hüreyre'de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. Biri kimse karısını yatağına cevat-ı yedud'te, mağ zaruratı olmadığı halde, bir üzre olmadığı halde, bir hastalığı olmadığı halde gelmez ve kocası da o matargın olarak gecelerse, sabah okuncaya kadar melekler o kadına lanet ederler. Lanet olsun kadın, lanet olsun kadın diye böyle sabahlara kadar melekler ona lanet ederler. Bir rivayette o kadın kocasını razı ve hoşnut edinceye kadar Allahü Teala o kadına dargın olur. Halıkı Zülcelal o kadına dargın olur. Ve yine bir Hadis-i Şerif'ten, seksen beş. Rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Hocasının izni olmadan, zevci huzurunda bir kadının nafile oruç tutması, yani nafile oruç tutuyor, ben üç aydır tutacağım diyor. Efendim, altı oruç tutacağım diyor. Vesair oruç tutacağım diyor.
Kocası izin verirse caiz, vermezse caiz değil, tuttuğu orucun sevabı kocasının olur. Çünkü o vücut zayıflerse kocasının gözü başka hanıma düşmesi muhtemeldir. Onun için kocası için o vücudu besmele, oruç tutmaklığından daha hayırlıdır ama insafsız olmamalı koca kısmı. Ben orucuma tut, ben de orucu tutayım. Bugün dünya yarın ahirettir, huzur-u ilahiye nasıl varalım? Der. Demek ki kocasının izni olmadan, zevci huzurunda bir kadının nafile oruç tutması, ve yine müsaadesi olmadan evine herhangi bir kadın veya yerken girmesine izin vermesi caiz olmaz. Bir kadın, bir erkek, kadın koca ısmısıyım biraz daha akıllı ve kurnaz olur. Filan kadın geliyor, giydirme evime. Filan erkekler, giydirme evime. Ondan izin almadan eve erkek kıyağı kadın giydirmemeli. Riyazus Salihin iki yüz elli altıncı sahifesine bakın orada hadis-i şerifi vurursunuz. Peygamberimiz'in ailesi rivayet ediyor.
Rivayete göre Resul-i Ekrem herhangi bir kadın, kocası kendinden razı olduğu halde görürse cennete girer buyurmuştur Peygamberimiz. Yani herhangi bir kadın hocası kendinden razıyım hanım senden, değilse razı olduğu halde ölürse cennete girer buyurmuştur. Hadisi Tirmizi rivayet etmiştir. Riyazus Salihengine iki yüz elli sekizinci Saibede. Hani size zor dokundum, özlün biraz gözüme gelmez. Onun için dinleyenler kusura bakmazlar. Şu Türkçesini iyi okuyayım, iyi dinleyin.
Mazibn Cebel radiyallahu anh rivayet olunduğuna göre, Nazip I Cebel radıyallahu anh'dan rivayet olunduğuna göre, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Dünyada bir kadın hocasına eziyet verirse, hurilerden olan zevcesi, o kadına hitap ederek, huriden zevcesi olan o kadına hitap ederek Allah canını alsın dünyadaki kadın, bu Adem'e eziyet etme, o dünyada senin yanında bir misafirdir, yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır diyerek muahaza eder Tirmizi rivayet etmiş ve hadisi ha sendir demiştir. Riyazu's-saleyn iki yüz elli sekiz. Saibe'de. Devam ediyoruz. Bir risaleden aldım. Hocanın ailedeki hakları Eyyub aleyhisselam, her kim, her kim ailesinin kötü huylarına sabredip katlanırsa, Eyyub aleyhisselam'a bir eylem sevap gibi bir sevaba nail olur o koca.
Her kim ailesinin hanımının kötü huylarına, çemkirmelerine, misafir gelince, tavları tıkır tıkır vurmaya başlamasına, çocuğu düğmesine, kedinin birini kırmasına, ben hiç çeşidini bilirim kadınların. Yalnız böyle bizim kardeşlerimizin aileleri yapmazlar inşallah. İyi dinleyelim de yapmayalım. Her kim ailesinin kötü huylarına sabredip katlanırsa, Eyyub aleyhisselama verilen sevap gibi bir sevaba nail olur. Hakları, kocasına kıyamla evden ayıracak bir kadın. Kocası dışarıya çıkacak, tükene gidecek, dizgaha gidecek, katipliğe gidecek, işine gidecek, gücüne gidecek, bağına gidecek, bahçesine gidecek, kadın oturup kalmayacak, kalkacak, ayakkabısını çevirecek, Allah işini rast getirsin diyecek, ayakta onu gönderecek, hocasına kıyam ile yivden ayırmak. İki- Hurmetle karşılamak. Eve gelirken baktı ki cümle kapısından giriyor, ayağa kalkacak, buyurun diyecek, buyurun.
Üç- Kocasının elbisesini eliyle çıkaracak, halbuki paltosunu çıkarıyor, ceketini çıkarıyor, hemen elleriyle çekip çıkaracak. Onun kalbi hoşnut olmadıktan sonra cennete giremez ki. Baştan Halık-ı Zülcelal razı olmayınca, iman etmeyince cennete girmez. Muhammed Mustafa'ya itaat etmeyince cennete giremez. Annesi, babası razı olmayınca cennete giremez. Hocası razı olmayınca Cennete giremez. Hocasının ayağının altında onun cenneti onun için mutlaka razı etmeye çalışacak. Bunu kendi menfaatimiz için söylemiyoruz. Bak elimde kağıt var istersen çatırsın duyun, onlarla size birer birer haber veriyorum. Dört Hocasından izinsiz bir yere gitmemek. Hocası izin vermeyince bir yere gitmemek, gelecek olursa inşallah mesuldür. Hapis mi olayım hocam?
Evelden din filan kardeşimize, filan kardeşimizin ailesine, Ayşe Hanım hemşireye, Hatice Hanım hemşireye, Fatma Hanım hemşireye, benim ihvanım, kız kardeşim onlara gitmeme müsaade buyurur musun? Ey onlara git, evde hapis gibi durma, oraya da vardır mı gıybetle meşgul olmayın. Gıybet zinada Neşet, Üstadımızın kıymetli kitaplarından, Fatıma ta Zuhra'ya yazılmış kitaptan, Hatice Tel Kübra'ya yazılmış kitaptan, Edeb Risalesi var. Kadınlardan çoğu okuyor, böyle birikim okuyayım, bir de Kuran okuyayım, Fatiha deyin, gönderin müsaade var bunlara. Onun için hocandan izin al. Öyle kağulu gıybetli, sokak başlarında oturmak ne? Hiç yakışmaz, yarın huzur-u ilahiye de mes'ul oluruz. Beş- Hocası her ne vakit emrederse nefsini, maceratı yoğsa, hastalığı yoğsa, sıkıntısı yoğsa teslim olmak. Altı, hocanın, hocanın ve şeyinden kaçmamak, müsaade ederse yatağa ayırabilin, müsaade etmezse ayıramazsın.
Onun için bunu da altınca da onu yazıyor. Yedi- Hocaya her emirden mutluyduk karşılık vermemek. Her emirde Allah ve peygambere hasıl olmayacak şekilde bir emrederse ona karşılık vermemek. Geç senin öyle değil, dememek lazım. Yok eyelliğime gel namazı kıllayacaksın yatalım derse geç şuradan. Allah'a, isyanda mahluka itaat caiz değil. Ben de hocaları dinliyorum, kitapları okuyorum, böyle şey olmaz diyebilirsin. Lakin emrettiği şeyi Allah'a ve Peygamber'e isyan değilse karşılık vermemek peki demek. Karşılık verirsen çok kötü. Sekiz. Hocasının tamamını, suyunu, kandilini, düşeceğini hazırlamak. Bu kadında hakkı, kocasının ekmeğini, yemeğini hazırlayacak. Suyunu, şerbetini, kahvesini, çayını hazırlayacak, düş şehrini yapacak, hazırlayacak, Kandilini, yani kandil devi, lambası, yanıyorsa lambasını vesaire hazırlayacak. Kulağa kocasının hakkı onda.
Dokuz, abdest veya gusülde su ve peşkir tutmak. Hemen ırgoyu alıp, el musluğu yok, içeride bir şey yoksa abdest suyunu dökmek, usul suyunu dökmek dökmek. Bu da emirden abdest veya usulde su ve peşkir perişan tutmak. İyi dinleyelim de yarın huzur-ı ilahiyyede beni mes'ul tutmayın. Bizim Efendimiz'in de neden bahtlara doldurup da bize duyurmadın demeyin diye inan üç, bir seneden beri hatırımda böyle. Kadın arkadaşlarıma bir vaazım olsun, nasihatım olsun, evitlerim olsun da Allah'ın huzuruna varınca yaka de avacısı olmasınlar diye düşünür dururdum. Şimdi dinleyip de amel etmezseniz, inşallah siz mes'ulsünüz. Ben yakayı kurtarmış, kurtarmış oluyorum. Onuncusu Kocasından izinsiz, nafile oruç tutmamak. O yüzden okumuştuk Hadis-i Şerif ile. Zaten bunlar hep Hadis-i Şerif'in karşılığı. Ondan izin almayınca ne ahile oruç tutulmaz. Daha uzatmayayım o tarafta söylemiştim.
On bir- Kocasına maliyle, cemaliyle, kocasına maliyle, cemaliyle ben güzelim, benim malım çok diyerek tefakür edip ibinmemektir. Evet, yani kocasına malı ile cemali ile tefahür edip övünmemektir. Kocasına kadının biri der, i̇kimiz de ehli cennetliktir. Mecmuul edep de yazdıydı. Neden bildin hanım der. Ben gayet de güzelim, sen de gayet de çirkinsin. Ben senin çirkinliğine sabrettim, bir gün demedim ki kocam sen çöpur, izlerim simsiyah, bir hoş vaziyetin bozuk demedim. Ben sana nasip olduğumdan, Allah beni sana takdir ettiğinden ona sabr dediğimde, sonuna bu işi ulaştırayım dedim. Sen de benim güzelliğime şükrettin, yani her zaman hürmetini gördüm. Sabredenler de Cennetlik, şükredenler de cennetlik, ikimiz de cennetliyiz inşallah dedi. Hocaya danıştılar, evet dedi. Kadın doğru söylemiş. On iki. Kocasına kisve nafaka hususunda zarurata sevk etmemektir.
Kocasına kisve elbise, kisve deynisiyedir. Yani dış anneleri, mantıları, mantarları vesair yiyecekleri hususunda, nafaka hususunda, yiyecek hususunda zarurata sevk etmemelidir. Yani birisi solunca olmaz. Bir daha almazsan olmaz. Ben bayrama nasıl çıkayım insanların içine deyip, böyle benlikle tekrar tekrar aldırmayın. Rica ederim bunlar olmaz. Allah rızası için yapmayın. Nefaka hususunda da zarurata sevk etmeyin. Hah, Rabiatül Adeviyye Hatun annemiz, Allah şefaatine nail etsin. Hadi Hüseyin Efendi Hocam konuşmuştu, dinledim ondan. Bizim kitaplarda çok onun hali var Rabia annemiz, kadınların velilerinden, altmış tane kadınlardan Evliya Nefehatül Düz kitabında yazdı birer birer. O Rabiatül Adeviyye başta gelen veliler kadın donunda erkeydi o veliydi. Allah şefaatine nail etsin.
Onun giydiği kendi eliyle gördüğü kıldan bir Kürdü, ayağındaki giydiği şalvarı, keçi kılından gördüğü kıldan bir şalvar idi. Hasan-ı Basri Hudrisasirrahul Aziz hazretlarına ölürsem beni bu elbiselerimle göm, sana böyle vasiyet ediyorum, yapmazsan Allah indinde davacı mesul olursun diye. O kıldan olan elbise ile ahirete irtihal etti kefinini ondan yaptılar. O şeylerle bir gün rüyasında Rabiatü'l Adeviyye'yi Hasan-ı Basri Hazretleri rüyada gördü. Dedi ki yahu bu giydiğin elbise ne dedi. Bu Cennet'teki, Cennet'teki elbiseler, elbiseler, Rabbim bunu göndermiş, bana bunu giydirdi. Ey o kıldan giydiğini mi ettin? Bilmem ki meleklere soydurdu, onu Rabbimiz aldı. Ey meleklere sor bakalım, yetmişler. Ey melekler, ne ettiniz benim o kıldan elbisemi?
Melekler dediler ki, Halık-ı Zülcelal, Cennetten hula getirin, yetmiş kat raga-yı giydirin, harir, yumuşak, şöyle deliğin içinde yetmiş katını sıksan burnunun deliğine olacak kadar zalim. O elbiseyi düşün de burada şu yakışıyor, bu yakışıyor, bırak Allah'ın dinini seversen yahu. Ondan sonra gittiniz ya melekler o kıldan yakılan elbiseyi diye sordu. Melekler dedi ki: Halık'ı Zülcelal onu soydurdu. Ali bir makama Arş-ı Azam'ına, ne kadar gitti o elbise, yarın mahşer yerinde çıkacak Rabia'nın Allah'ın rızasını kazandığı elbise buydu diye o dünyada elbiseye, mantıya, iyilik yiyeceklere, havas eden kadınlara gösterilecek. Bak, bunu mu ulan Rıza'yı, Mevla'yı kazandı, diyor. Ben siz kardeşlerime, hanım kardeşlerime rica ediyorum, hocasına kisve, elbise hususunda, nafaka hususunda, yiyecek hususunda, zarurata sevk etmemelidir.
Nefakadan Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'ın zamanında bir adam duvardan tuta tuta geliyor. Vardı sordu, gözüm mü görmüyor da duvardan tuta tuta gidiyorsun? Gözüm görüyor ya başım dönüyor biraz dedi. Allah'ını seversen söyle, başın neden dönüyor? Üç gündür ekmek, yemek nasip olmadı dedi. Üç gündür ekmek yemiyorum dedi. Yok evde dedi. Öyleyse haşa bizim evimize buyur inşallah namazdan çıkınca seni götürürüm, varayım ben bir eve geleyim dedi, var bir eve. Hanımına dedi ki evde yiyecek var mı? Evde yiyecek var mı dedi. Bir kişi yerse duyacak kadar bir şey var. Allah rızası için kadın, sen de oruçsun, ben de orucum ye, bir on su ile iftar ederim. Bir misafir getireceğim, ona yedirttirelim. Çocuğumuzu da uyut dedi, o da ekmek istemesin. Kandilimizi de yani çıramızın da fitilini iyi onlar diyeyim ben, sen içine düşür, karanlıkta yiyelim de beni yiyor zannetsin.
Gizli olarak bir sadaka verelim şu adama dedi. Getirdi, camiden oturdular ve çırak sönük yanıyor dedi. Umarim derken fitilini içine düşürdü, öfkelendi. O dedi ki misafir öfkelenme dedi. Yalan, öfkelenme değil ya, o adam bilmesin diye diyor. Böyle karanlıkta yiyelim dedi. Bu adam elini ev sahibi uzatır, onun eline değer tabağın içine. Boş eli, lokma da yapmaz, yemekten de almaz. Ağzına getirir gibiler, yiyor gibi yiyor. Ondan sonra yemeyiyor, Kemal'i afiyetle doydu o muhacirinden olan sahabe. Sabahleyin Muhammed Mustafa, Sallallahu aleyhi ve sellem namaza büzüldüler, namazı kıldırdı Peygamberimiz, sahabesine döndü. Şfelebi's-s sükut etti. Bildiler sükut edince Cebrail gelirdi. Cebrail aleyhisselam geldi. Dedi, filan adamla ailesinden Allah razı oldu dedi. Allah'ımızın selamı var, razı oldum diyor. Dedi ki, bütün sahabeler, ya Resulallah neden razı olmuş.
Onu demiyor neden razı olduğunu, kendinden soracağız. Yahu sen Allah'ın rızasını kazanacak, ne yaptın Allah aşkına? Dedi. Doymuyorum Allah'a layık, hiçbir amelim yok. Allah'ı nasıl seversen söyle akşamki yaptığı amelden diyor. Amel yapmadın da muhacir kadar gizli sadaka verdiği için, anlıyor musunuz? Gizli sadaka verdiği için, Halık-ı Zülcelal kocasından da kendinden de razı olduğunu Cebrail aleyhisselam geldi haber verdi. Sahabeler gizli sadaka vermeye başladılar. Onlar aç yatıyordu. Peygamberimizin kızı üç gün taam yemediler, dün uykusun görmediler, hiç yemedik demediler, böyle sabırlı Fatıma. Yavrularına diyor ki, var taşradan bir taş getir, sarayın midem üstüne hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın bil Fatıma. Peygamberimizin karnından izinden de taş çıktı. İdemi yerilerini, büyük bir el bükeller de altına taş kol, kollardı kafirler bilmesinler diye.
Üç gün tam yemediler, dün uykusun görmediler, hiç yemedik, yemediler, böyle sabırlı Fatıma. Biz elbiseleri beğenmiyoruz değil mi? Evet duacılarım beğenmiyoruz. Onların hırkan da vardır kırk yamağı, evim de çok çetin ceba. Sana sorarsam Mustafa, etme şikayet Fatıma. Ya, Fatma şikayet etme diyor. Sen canların cana mısın, hanımların sultanısın, sen bir Muhammed kızısın, öyle şefaat, Fatıma bunların evsahı böyle söylemekle bitmez, bantlar ne almaz, şuraları bitireyim diye gideceğiz inşallah. Kocasından on ikincisi, on üçüncüsü, kocasından fazla bağırmamak, şimdiki kadınlar mı efendim? Yani kanaatiniz olsun, efendi yanında köle gibi konuşacak. Evet kocam, peki hata etmişim, beni affet Allah rızası için. Böyle diyorsan, anam Rıza'yı kazanacaksın.
On dört- Kocasından namaz sonunda dua eylemek, namazının sonunda, Allah işini rast getirsin, Allah yokluk vermesin, halandan rızkı bulursun, kimseye muhtaç olmasın, imanıyla ölsün, rızanı bulsun, Cennet-i Aliye girsin Ya Rabbi! Diye kocasına dua edecek her zaman namazın sonunda, koca da ona dua edecek. On beş- Kocasına mahsus olarak temizlenip süslenmek, o elbiselerin neyin en iyisini giyip de dışarıya çıkma değil, evde giyecek, o altınları evde gösterecek. O bilezikleri evde gösterecek, dışarıda böyle döşlerine taktığı kremsinler, koluna taktığı bilezikler, anına taktığı altınlar, taşta hal olacak da gövdesine basılacak. Ne olsun kocasına süslenmenin için onlar takılıyor. Kadınlara altın gümüş ipek helal ama kocasına gösterirse helal, yoksa böyle illere göstereyim de bana imrensinler derse katiyen caiz değil de haramdır, huzur-u ilahiye de çok pişman olur.
On altıncı, on altıncı kocasının malını, ırzını daima muhafaza etmek. Yukarıda Hadis-i Şerif'le bunları konuşmuştuk, geçelim. On yedi. İzinsiz malını sarf eylememek, ondan izinsiz sadaka, lakiv veremezsin. Dışarıdan sahil geliyor, isteyenler geliyor, malından tutup veriyorum, helal ediyor musun, yetmiyor musun diye soracaksın. Haram olsun verdiğin derse hiçbir faydasını görmen ve mesul olursun. Amma vicdansız değil olmamalı kocalar. Yani kadın dışarıya gelen fakirlere bir şey verince, aman, neden sen yahu, yani huzur-ı ilahiyyede ben mes'ul olurum, benim malımdan ver diyecek. Yani buraya gelmişken ama hikaye, sahihih bir hikaye çekeyimse, Aişe'yi Sıddık'a validemiz de ravisi. Bir gün Huzur-u Rasulullah'a Muhammed a. S. M.' a bir kadın kız geldi. İki kolları da soğulmuş, yani felç olmuş. Ya Rasulallah, kollarım dedi, gururlu kaldı. Ne oldu kızım dedi. Ben bir rüya gördüm. Hayrola dedi.
Rüyamda dedi. Babam da öldü, annem de öldü, ikisini de gördüm. Babamı Havzı Kevser'in başında gördüm. Havuzun başında insana Havzı Kevser'den su dağı diyor. Suyu kardan dahi aktır, kokusu miskten atyattır. Ebaritı nücümden çok dadın dahut ne şekerban, ne şekere benzer ne bala benzer, yani bardakları yıldızdan daha çok, kardan daha beyaz, miskten daha güzel kokuyor. Daha güzel kokuyor, böyle bir Havz-ı Kevser'e vardım. Babama dedim ki annem nerede dedim. Annem tahlil idi, cimriydi. Kocası derdi yahu kardeşlerimizi bir de biz toplayalım da şey yemek verelim. Ne hissedeceğim, ne içeceğim, çocuklarına baş gelebiliyorsun mu da? Sen bana sıkıntı ediyorsunken, dilleriyle azarlardı. Sahil geldin mi, cehdesini düzelt. Alnından düşensine kırk parça yarılacak. Halid Zülcelalin anam yedirttiğin gibi, birine on yedi yüz daha ziyade hem sevap veriyor, hem kendi bereketleniyor. Verdiğin sadaka da öyle.
Vardın diyor anneme diyor, kopuştu mu diyor cehennemde, yanıyor zavallı anneciğim. Yani deve boyunları gibi ataş üstüne hücum ediyor. Elinde bir gömlek eskisi, bir elinde de gıcık ekmeğeyle yağ var. Onunla deve gibi, şu binaların büyüklüğü gibi gelen cızdı ve ağaçlara ona karşı duty verdim ve taş geriye çekiliyor. Anam, bu ne hal dedim. Yavrum, bilememişsin baban derdi de ben çehremi azdırır, çemkirirdim, misafir kabul etmezdim, sadaka vermezdim, ömrümde şu gömlek eskisini bir fakire verdim, şu ekmeğiyle yağı da bir fakire verdim. Bunu elime Allah verdi. Zerre kadar hayır yaptınsa da Allah gözünü gösterecek, zerre kadar şer yaptınsa da Allah gözünü gösterecek. Şimdi diyor onları bir yerdi, Ataş gelirken gömleğle yağı tuttun mu, vücuduma gelmiyor ama dışarıdan gelen yangınlar, böyle vücudumu kapkara etti kuzum, cehennemin üstündendir Böyle oldum yavrum dedi.
Vahym, geleyim de babam da sana su getir. Ciğerlerim bürüyen kuzum, ah bir su getirsen Cennet suyunda ne olur dedi. Kopuştum geldim ya Resulallah diyor. Babama dedim ki, bir de baba, annem cayır cayır yanıyor da şuradan maşraf aile bir su verdi, ha götüreyim. Yok yavrum, bursu onlara haram, cehennem ehline haram olur bursu. Götüremezsin kuzum, diri diyor babam diyor, ne diye acıma ama hayat arkadaşı bir yastığa baş koydunuz, baba ha vicdansızlık etme, yavru merhametım kuruyor cehenneme gidene, merhametım geçse ağlaya ağlaya yürürüm. Çünkü Allah onu içimizden altı dövüyor. Ne öreceğim ya, ben su götürmeyecek miyim? Götüremem, ben dünyadayken dedim ki gel çaylar kaynatalım, misafirler devam edelim, Allah rızası için yedir derim, içir derim, yarın bu malın hesabını biz vereceğiz, huzur-i ilahiyyeler, diz söker gibi hesap vereceğiz, çocuklarımız kana kana yiyecekler.
Onun için bir kısmını böyle hediye edelim, bir kısmını sadaka verelim, camiye yardım edelim, köprüye yardım edelim, su çeşmesine yardım et, çehresini düvelde, fokur fokur fokur, olmaz, agrına yatsın, çocuklarım ne yiyecek, ben ne yiyeceğim, bu sehavetli desinler diye bu sürü nesli, koca böyle ediyor, derdi ya, şimdi çıkacağız diyor Muazziyet. Bir de baba vicdanın yoğuş dedim diyor. He ben, maçrafayı doldurdum götürüyordum, elim kurusun dedi. Sağ elim kurudu, tuttum sol elime aldım. Gelirken sol elimde kurusun dedi, o elimde kuruldu. Maç tarafa yere düştü, ben de uyandım Ya Resulallah. Rüyamda iyi ki ellerimde kurudu, şimdi uyandımın ikisi de kurumuş dedi. Allah Allah Ne diyeyim ya Muhammed, işte cimrinin, tahlin hali böyle olurmuş demek ki. Ben bir dua edeyim siz amin deyin. Ya Rabbi, şu kadının, böyle diyor Peygamberimiz, dua ediyor.
Ya Rabbi, şu kız çocuğunun gördüğü rüya doğruysa ellerini derhal düzelt, elleri düzeliverdi derhal. İkisi bir de gördüğü rüya doğruymuş. Yani, ne kadar pahil varsa Peygamberimizin hadisi, kökü cehennemde o ağacın dalları dünyada. Bir kimse cimri olur, tahlil olur, iş kurşuna kıyamaz, kıyamazsa o daldan tutmuş olur, onunla Cehennem'in dibine kadar gider, o dalın köküne kadar gider. Sahabetin harici cennette bitmiş, kökü cennette dalları dünyaya dağılmış. Kim sahi olursa, o daldan tuttuğu için cennetin dibine varır, Cennet-i Ala'ya kavuşur. Bunun için Cennet-i Ala, Sahihilerin göğü buyuruyor Peygamberimiz hadisinde, sahabe sıfatı Allah'ın birinci sıfatı oluyor. Bunun için hepinize hepimize rica ediyorum Allah bizi sahavetten ayırmasın. On sekizinciye gelmişsin, hocasından başka namahrama görünmemek, e hocam işte çarımızı aldılar, peçemizi çıkardılar, nasıl görünmeyelim?
Kız kardeşim, kendini muhafaza edersen inebilirsin. Yalan söyleme, dışarıya çıktığın zaman bir eldiven giyersen. Başından boyuna kadar bir mantı giyersen ta topuğuna kadar. Bazı kardeşlerimizde görüyoruz biz. Başına da bir siyah veyahut da beyaz alır ve sol elinle de onun ucunu Kayseri'de yapıyorlar. Yüzüne söyle bakalım gözleri görünür. Yalnız kimse veremez şimdi peçeyle, çarınan değil, kendini muhafaza edersen her şeyiyle muhafaza olunur. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, neslinden bir kadının size misalını vereyim, çarşıdan gezer, çarşıda geçer, yani şöyle yol oradan geçiyormuş, oradan geçerken, rüzgar de çok yesiyormuş, sırtında çarı da varmış, yüzünde nickabı, yani perdesi de varmış, Kabe'yi estiği için hemen perdeyi çarpı verince, yüzleri ay gibi görün verince fena bir erkek. Gudbe bine Ulen diyorlar ismine. Efendimiz Tezkiretü'l Evliya'ya yazıyor onun ismini.
Orada diyor kadının arkasına düşüyor, onun namussuzmuş yani, gelin ırzının arkasına düşenlerdenmiş. Geliyor kadın kopmuş giden, o da geldi. O da geliyor. O da geliyor. Havuç kapısına giriş vermiş, arka burnunu atmak istemiş, hemen git ve yatağına açmış. Ne yapalım? Her duanıdan acele çıkmış, kapıyı kilitleyin demiş. Kapıyı kilitleyen adam yetişmiş, kapıyı vurduyla içeriye girmiş, odaya oturmuş, cariyesine bir tabak altın doldurmuş cariyesine, hizmetçisine yani Demiş ki, şuna demiş, ha şu misafire ver de muradını başka yerden istesin. O lekeelammış zaten, biliyormuş kalın. O altını görünce mendili kaldırıverince, öyle deyince altını yere saççı vermiş böyle. Ben kendimim demiş yüzünün aşığı oldum, ben onun cemalına bir bakayım, onun cemalına bir bakayım ben demiş.
Şöyle karşıma dinlesin demiş, bir şahsını göreyim şöyle, karnım doyana kadar bakayım, gözlerine aşık oldum onun, nirküs gözlerine demiş, ben de mi zina etmeyeceğim, gözlerine kana kana bir bakayım. Onu kadın öte anda duyuyor, ey benim kıymetli gözlerim, Mehmet elin erkeklerini yoldan mı çıkarıyorsun sen diye, o kız çocuğu varan adam iki gözünü ceviz oyar gibi oymuş, tabağa koymuş, mendil örtmüş, korkmasın diye yüzünü örtmüş. Al demiş, şunu götür de bunu istiyormuş demiş. Götürüvermiş, mendili atsak ki kıpkırmızı iki tane göz al kanın içinde. İki tane göz, al kanın içinde. Allah Allah. Ağlayaraktan kalkmış, Ya Rabbi, ben ne fena ne namussuz insanımsunda böyle kıymetli bir hanımın gözlerini uydurdum diye, atla, atla gitmiş o gün, dövülsün, uğramış ki orada Uvi diye ağlıyorlar.
Ne bacım demiş burada, ne alıyorsunuz, Bir hanım vardı, delirmiş mi, ne ettiyse gözlerini oymuş da onun sancısı ile öldü de cenazesini kaldırıyor. Ağlaya ağlaya gitmiş Fırat kenarına. Oraya ağız üstün kuma kapanmış, Allah'a Allah, tövbe it hay et, tövbe-i nasuhula tövbe olsun, ben ne ettim de böyle ettim, ben ne namussuzluk yaptım diyor ama Allah'a yürür. Allah'a, Allah'a, bir dahaki, lakin uyumuş kalmış, uyumuş kalmış, mahşer yerinde Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem kürsünün üzerinde oturuyor sağında, sağında bir kadın solunda bir kadın oturuyor. Ya Ubbe bin Ebulam gel oğlum gel demiş. Varmış, buyur anne demiş. Yavrum, yavrum Allah senden razı olsun demiş. Ne anne siz kimsiniz? Ben o gözünü görüp de gözünü uyan kadınım demiş. Şu oturan Muhammed Mustafa şu da demiş, şu oturan da Fatıma da Zuhra sonuna da beni oturttular demiş.
Namahrem'a riayet ettiğim için Halık-ı Zülcelal beni, beni oraya oturtturdu demiş. Sana hakkımı helal ettim. Sen çalış Evliyaullah'tan olacaksın demiş. O da çalışmış velilerden olmuş. Efendimiz de bunun ismini, Tezkilatül Evliya'ya yazıyor. Valide'miz pederimin ailesi benim annem, Ayşe annem. Çok, namahraba riayet eder. Çok, bacasına itaat eder. Pederimin ismi yoktu. Bunun ismi Kurban olduğum. Ne buyurdu Kurban olduğum böyle? Diye de. Ahirete iftihar etti. Niğde'nin Damsa köyünden, Kadir Tarifi Halifesi, Ali Efendi, bir mektup yazıyor babama. Diyorum Ayşe isminde, iki ay evvel vefat etmiş bir aileniz var mı? Dedi. Ne olduğunu bilin ve mektup ederim. Mektup yazdı. Allah rızası için bilir. Evet diyor. İki ay evvel vefatlen, Aişe isminde bir ailem vardı. Yine Muhammed Mektup yaz diyor. Mektup yazıyor.
İki Cihan Güneşi Muhammed Mustafa, Sallallahu teala aleyhi ve sellem, Efendimizi rüyada gördüm diyor. Rüyamda diyor, yanında bir de hizmet eden hanım var diyor. Gidiyor, geliyor, hizmetini eriyor. Bu kimya Resulullah dedin. Bu, Yahyalı Usta Efendi'nin hanımı, Ayşe Hanım. İki aydır benim hizmetime vehdiler, benim hizmetimi gider. Buyurdular. Acaba, rüyamda Saadet miyim, doğru rüya vermiş miyim, verememiş miyim diye, sana yazıyorum diyor. Tabii, Validem şu dıştaki çağrımı görürlerdi, üstüne, şu Adana halalarından yaylayana gelirken bir şey görünür, kadın olduğum belli olmasın. Yedi yaşından sonraki çocuklara görünmez, sonra beni hatırlarlar diye, Allah'a ibadete, hidayete ne kadar ehemmiyet verirse insan, o kadar yükselir Hemşire Hanımların. Onun için riayet-i Garman'ın aşkına, on dokuzuncuya gelmişiz kadın kocasından talep isteyip beni boşa demek, bu büyük günahtır.
Bazı kadınlar da sinirlenir, öfkelenir. Böyle söylerse büyük günah itikavi etmiş olur. Hadis-i Şerif'te Çok kadınlar, yukarıdaki hukuku muhafaza edemiyor, kocaları yüzünden hazzet görse gerektir. Çok erkekler de var, ailelerin haklarına riayet etmemek sebebiyle azaba layık olsa gerektir hafizan Allahu Teala ve iyyakun Hemşireler diyecek ki şimdi, bizim hocalarımızda hiç mi hakkımız yok? Sizin de onlarda hakkınız şu, belki onlarda dinlerler. Herhangi bir hatun, kocasının kötü ahlakına, kötü huylarına katlanıp cefasını çekerse Allahü Teala o katına, Hazreti Asiye'nin sevabı gibi büyük bir sevap verir. Hazreti Asiye biliyorsunuz, Firavun'un ailesi idi, bir defa ehlini devam etti. Ona elini uzattı mı, bir şeytan halk olur herhalde. Allah o durumla beraber olur. Asiye anamız, bakire olaraktan ahirete iftihar etti.
Yarın cennette inşallah Allahutaala Allah bizi de davet edip, o mecliste bulundurduğu kullar zümresine ilhak buyursun. Meryem annemizle, yani İsa aleyhisselamın annesiyle, Asiye annemizin düğünleri olacak Peygamberimize verecekler Cennet Teala'da. Kadının koca üzerindeki hakları şunlar. Diyad diyanetini talim etmek, dinini belletmek, kocasının hakkı. Rıfkı vehim ile ülfet ve muhabbet eylemek, kocasında Hakk'ı. Güzel ahlak ile muamele eylemek, kocasında Hakk'ı. Aileye selam verip, hatırını hoş eylemek, kadının hocasındaki hakkı. Ev işlerinde yardım eylemek, hocasında hakkı. Elbise, yiyecek ve evini temin etmek, kadının hakkı kocasına ait bunlar. Dünya İşindeki kusurlarını af dilemek, koca, kocanın Hakk'ı.
Kötü huylarına sabretmek, kötü huylarına sabretmek kadını, gazaplandığı vakit sükut ile karşılayarak kadını büyük günaha getirmemek, ailesine son derece muhabbet göstermek, ev işlerinde danışık yapmak, evde ekmeğimiz var mı, pirincimiz var mı, şehrimiz var mı, yav reçel var mı diye sormak lazım. Mekin mi hilasından kaçınmak, ayıplarını bastırmak, nutfedip mülaabe eylemek, Sedrille ziynet ile evinin hariçine alıştırmamak, Kocasında hak olur, ben bir yemeğin tuzunu az atsam çoğaltsam öfkelenirdim de, ben ziynetle dışarıya çıkıyordum da sen bana niye, niye öfkelenmedin diye hakkını alır. Kulluküm rahim ve güllük mesulunen Rahiyeti, her çoban güttüğü oyunda sual olunur. Ailesinden izinsiz sefere gitmemek, huzurunda mahzuniyetini icap eden şeyi söylememek, harp oluyormuş, şöyle oluyormuş böyle dememek, Farz, vacip, müstehap olan gidiş işlerini talim edip bid'atlardan muhafaza eğilemek.
Bunlar kadının kocasının hukuku, diniye ve dünyeviyyesidir. Hadis-i Şeritte buyrulmuştur. Yani kişinin en evvel suali Allah'a karşı namazından, haklarında zevcesi hakkından sorulacaktır. Ailenin hakkından deyip sorulacaktır. Bunun için ailenin büyük hakları vardır. Şöyle hazırladım size, Mevla rızası için. Validemden andım da, pedarıma çok hizmet etti, çok memnun etti, razı etti. Pederim, validen vefat ettikten sonra bir gün baktım ki elinde kağıtlar, Oley babam, annem hatırıma geldi yavrum, unutamıyorum. Daha çöp göreceğim geldi ahirete gelince, bizim sevgimiz Allah için idi. Biz Tarikat-ı Aliyye için sevişirdik. Öyle dünya maddi sevişmezdik.