Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi Dervişliğimiz böyle cemaatler içerisinde güzel. Münasebetlerimizde, konuşmamızla, görüşmemizle, gönül almalarımızda hoş görülüyor. Ama bunun yanında asıl en önemli olan görevlerimizden biri aile hayatı. Çünkü bu çok önemli bir husus, bunu Rabbimiz bize Kuran azimüşşan'da, Furkan suresinde Halıkımız göz aydınlığı nimetler olarak zevceler ve evlatlar olarak ifade buyuruyor. O zaman gözümüzü aydınlatacak, ruhumuza safa verecek bir hayatın olması icap eder. Büyüklerimiz başta Efendimiz aleyhissalatu vesselama baktığımız zaman Nebi Ekrem Efendimizin vahye mazhar oluşu var sallallahu aleyhi ve sellem. Hira veya Nur Dağı'nda Cebrail Aleyhisselam görünüyor. Göründüğü zaman ürperiyorlar ilk anda görüyor. Acaba cinlilerden bir isabet mi bana oldu diye. Hatice annemize deyince zaten üzerimi örttü, örttü buyuruyor.
Hatice annemiz buyuruyor ki Ya Muhammed sana cin dokunmaz. Çünkü sen akrabalık hak ve hukukunu gözetirsin. Nerede fakir nerede yoksul onun ihtiyacını giderirsin. İnsanlarla hoş geçinirsin. Kimin derdi var, kimin sıkıntısı var onu sen kalbinde gönlünde duyarsın. Var kimin sıkıntısı var onu sen kalbinde gönlünde duyarsın. Sana böyle bir şey olmaz diyor. Bizim buradan çıkaracağımız çok dersler var. Bunu sadece Hatice annemiz Efendimiz için ifade ediyor demeyeceğiz. Bizim de acaba tavrımız buna uyuyor mu, uymuyor. Mesela akrabalık hak ve hukuku, bunun yanında fakirin ve yoksulun gözetilmesi, sıkıntı içerisinde olanların dertlerinin giderilmesi bu gibi hususlar. Hatice annemiz Efendimiz aleyhissalatu vesselama çok iyi bir yar olmuştur. Bir kadın gelirdi aleyhissalatu vesselam efendimizin hane-i saadetlerine, yaş sıcağı bir annemizdi. Buna çok hürmet ederdi.
Delirdi ya Resulallah bu kadına çok farklı hareket ediyorsunuz, o Hatice zamanında da gelirdi buyurdu. Şimdi bir vefa bu. Vefa ve annemize de saygısını ifade ediyor. Annemiz ona sevgisini zaten kendisini feda etmiş. Malını mülkünü her şeyini de feda etmiş Hatice annemiz. Efendimiz aleyhissalatu vesselam en zenginlerden birisiydi. İnfakı sebebiyle öyle. Zenginden birisiydi Nebiye Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. İki cihan güneşine hem nefsini hem de malını veda etmiştir. Nebiye Ekrem Efendimiz ondan çok bahis buyuruyorlar. Aişe-i Sıddıya validemiz Aişe-i Sıddıka validemiz diyor ki Ya Rasulallah Allah sana daha bir gencini lütfetti, daha bir artık ifade edemiyorum, günlüğün rahat edeceği sevineceğin evsafta kimseler verdi deyince buyurdular ki Aişe ben Hatice'yi unutamam. Çünkü benim en dertli en sıkıntılı en meşakkatli anımda bana yardımcı oldu.
Demek ki kadın kocaya, koca da kadına çok yardımcı olacak. Birbirine sevgi içerisinde olacak. Biz büyüklerimizden duyardık. Eğer kadın kocasına yardımcı olacak olursa ibadetinde ve taatinde diyor ki bak ömrümüz geçti durmayalım, iyice kalkalım, taatte bulunalım. Allah'ımız bize geçineceğimiz kadar rızık lütfetti. Biz de dinimiz için faydalı hizmetlere koşalım. Sen de koş ben de koşayım diyecek olursak, misafirimiz geldiğinde yardımcı olacak olursak Fatımaüz Zehra annemize komşu olacak. Eğer hoca da kadına mültefit çok iltifatkar olacak olursa, saygıyla sevgiyle onun zaten dinen eksik olduğu belli. Belli günlerde namaz da kılamaz, oruç da tutamaz. Ve şahitli hususu da belli. Erkekten bir şahit gerekirse ondan iki şahit olması gerekir. Şimdi bu yönlerini de düşünerek Nebi Ekrem Efendimiz buyuruyorlar ki illa istediğim olacak demeyin kadına.
İşte ben bu evin erkeğiyim bunu mutlak yapacaksın bu böyle olacak demeyin. O eğriliğinden istifade edin çünkü o eğri kemikten halk olunmuştur buyuruyor. Ne kadar güzel söylüyor aleyhissalatu vesselam efendimiz. O bağıracak olursa siz aşağıdan alın. Siz aşağıdan alın o söner. O bağırıyor ben de ondan daha fazla hiddetleneyim dersek iş birbirine karışır. Çok geçimsizlikler, çok huzursuzluklar bunlardan meydana gelir. Kıymetli bir zatı anlatıyorlar onu taşıyan bir kimse. Ben diyor arabamı götürüyorum. Annemiz biraz herhalde asabi idi diyor asabi bir hali. Ona karşı diyor Efendi hazretleri sükut biz sükut ediyor. Euzu besmeleler çekiyor. Olur diyor. Yaparız inşallah diyor. Böyle şükürle. O kabardı diye diğerine de kabaracak olursa işler birbirine karışır. Sami Efendimizin zevce-i muhteremeleri bu nasihati o zamanda gelen misafirlerine söyler. İki iyi bozuşmaz.
İkisi de halis, muhlis kimseler bozuşmaz tabii. Çok yardımcı birbirine. Birey. Mesela dedem Rahmetü vali hazretleri Aişe annemize soruyor. İşte bir kimseler geliyor, Evrad ve Ezkar verelim mi bu kadar müstesna imiş. Keramet ehli de bir kimse annemiz diyor ki ocağı acaba hangi tencereye koydu. Bir büyük olanı var. Bir de küçük olanı, büyük olana kuzu tenceresi işte efendim kuzu tenceresi öyleyse misafirimiz çok gelecek diyor. Böyle yardımcı olmuş. Biz diyor annenizle sabaha kadar rabbımızın muhabbetinden konuşuruz diyor. Böyle birbirine yardımcı olursa tabii güzel geçimdir. İyi olanda bir sıkıntı meydana gelmez ama biri iyi biri kötü olursa yine geçilir. Zatın birine diyorlar ki efendim boşa gitsin canım bu. Yanlayacak bir kimse değil. Haydi ben boşadım diyor. Zaten konu olarak ulaştım. Haydi boşadım. Gittiğin yerde ne yapacak bu?
Yine ben diyor idareyi diyorum, aldığım bir öğüt var, bir nasihat var, büyüklerimizle olan münasebetim var. Ben güzel geçimi temin için azami gayret gösteriyorum ama gittiği yerde diyor acaba o kimse bu tavırda olur mu, ne büyük bir anlayış bu. Eğer ikisi de bozuk olursa işler hesaba girer. Efendim bizim haz alamayışımız bu çokça soruluyor. Tek tek görüştüğümde genel ortaya çıkan husus şu. Bir şer-i şerife riayetimiz. Bunları ne anlayacağız biz? Şer-i şerife riayetsizliğimiz deyince mesela en azından şu beynimizin düşüncesi çok önemli. Acaba biz namusumuz varken bir başka namuslarda kafa dönüyor dolaşıyor. Gözlerimiz bir başkasının namusuna dikiliyor. Hasetle bakıyor. Kulaklarımız da öyle. En ince teferruatına kadar riayet etmezsek mümkün değil. Şu kullandığımız aletlerden bileceğiz. Mesela şu cihazı diyelim fişe girdiriyoruz.
Girdirirken bir temassızlık olsa az şöyle tam isabet etmese çalışmıyor. Niye çalışmıyor bu? Yokluyoruz bakıyoruz tam girdirilmemiş ondan. Prize tam girdirilmemiş. Emri ilahiyeye tam girdirilmezse kalıbımızı İslam olarak eğer mübarek yolda isek o mübarek yolun sıddık-ı azamla Ali Efendimize emanet edilen, şu yolun takipçisi olarak o kalıbın içerisine girmezsek zor bul, hasıl olmaz. İşte bizde bir tatsızlık oluyor, bir lezzetsizlik oluyor. Elimize ders, tesbihatımızı aldığımız zaman uykular başlıyor, daralıyoruz, bunalıyoruz, Hep de rabıta diyorlar hiç duramıyoruz hep bunlardan ileri gelir. Bir kaçak var. Şimdi su teşkilatında mesela su ile alakalı olanlarda hususi kaçak suları tespit eden kimseler var. Kaçakları tespit ediyor. Mesela elektrikte tespit ediyor ve birçok sıkıntılar ortaya çıkıyor. Efendim bizim gözümüzden kaçaklar, kulağımızdan kaçaklar, dilimizden, gönlümüzden oldukça zor.
İyi bir riayet ister. Bu metrobatta yüz otuz altıncı mektup diye geçer. Orayı çoğu zaman söyleriz. Esadi El birliği hazretleri Sami Ramazan-ı Mukaddesallahu sırra üstazımız için azami gayretini gördüm diyor. Nelerini görmüş? Babalarından kendisine kalan miras Adana'nın çok büyük bir meblağ, çok büyük bir değerde olan arazilerini katiyen almamış. Neden içinde şüphe var demiş. Efendim bir ev satın almışlar ev hakkında yalan söylendi diye o eve oturmamış. Bu hepimizin başında olan bir haldir. Adamla anlaşma yaparsın ellidir. Sonra altmış ya sen elde demiştin. Ha öyle midir? Elliye indir, ağlar. Ama kendisi almıyor bu ev hakkında yalan söylendi. İhvanıma nasıl sohbet edeceğim ben diyor. Bu ev hakkında yalan bir hal geçti söz söylendi. O evde ben ihvanımla dersini görüşemem diyor. Bu kadar hassas. Bu riayetlerinden dolayı zaten kemale irmişlerdir. Yani bu kadar da bizden olsun.
Bu cahil cahillerin babası da belli. Elhamdülillah bu yolun evlatları alim olan ulema-i kiramın ve meşayihı izamın evlatlarıdır. Yolumuz çok seçkindir. En azından bir firmaya giriyorsunuz bir iş merkezine. O iş merkezinde ve kurumunda buranın işçisi olmak için şu evsaf lazım diyor. Hani bu kurum bunu değil de bu mübarek yol diyoruz ya sıddık-ı Azam. Ne bu sıddık-ı Azam. İkinin ikincisi diye sahabiliği Kuran-ı azimüşşan'la tespit edilen bir kimse Resulullah'ın yarı garı sonra Ali efendimiz ben ilmin şehriyim Ali kapısı buyuruyor Kişinin babasına benzemesi bir nimettir. Bunlar bizim manevi babalarımız. Bu hususlara dikkat etmedikçe gelişme olmaz, kalbimizde ruhumuzda olmaz. Bak çoğu kardeşlerimiz çiftçidir. Çiftçi olan kardeşlerimiz diyelim ki tarlasından mahsul alabilmek için tarlayı evvela uygunsuz maddelerden arındırıyor, taşıdı vesaireydi. Eğer çorapsa çorağını gideriyor.
Bunun da usulleri var. Daha sonra ne yapıyor verimli hale getirebilmek için her türlü işlemi takip ediyor. Yani biz şu gönül arsamızı Allah'ımızın razı olmadığı hallerden bir kere kurtaracağız. Bu Behçet-ü seniyye diyoruz ya adap Risalesi orada yirmi bir, yirmi tane edep var dikkat etsek yeter bize. Çok güzel. En azından üstazı alimizi zahiri ve batıni şifa hali hepimize var. Okursak çok istifadeler gideriz. Hakkıyla okuyamadığımızdan biz faydalanamıyor. Neler yazmış neler söylemiş, Allah'ımız gönlüne bahşiş buyurmuş söylemiş de söylemiş. Kendilerini kast ederek bakın ne söylüyor otuz beşe vardı yaşım, göz ağlamaz sanki taşın. Mikrop olmuş içim dışım ilaç verirsen ölür mü? Halbuki otuz beş eline yedilerin içerisinde bizim efendimiz. Kırkların içerisinde otuz beş yaşında. Sırf bizi irşad için, ıslah için bunu söylüyor. Yaşınız başınız geçiyor diyor. Kırkı geçen sahabeyi kiram ağlarlarmış.
Hele altmışı geçtikten sonra eğer bundan sonra dikkat etmezsek ashab billah Size belli bir yaş verilmedi mi ömrünüz? Elli oldu, altmış oldu, gittikçe gitti. Size tebliğciler de geldi ayeti celilelere bildiriliyor. Münafikun suresinin son ayetleri Ya Rabbi diyor bizi tekrar dünyaya çıkar da sana ibadet ve taatte bulunalım, yolunda sarf edelim geçmiştir bitmiştir. İltihal eden bir kardeşimiz Nola diyor efendinin bir sözünü tutsaydım sene seksende üstadımızın üstadları buyuruyor ki Hasan Efendi bir kalbimiz zikredecek olursa o kimseyi toprak kabirde yemez. Bu nimeti uzmadır diye çok güzel ifadelerde bulun. İlyas Efendi diye birisi kendisinin askerlik döneminde üstadımızı. Buyuruyor ki Hasan Efendi ile görüşün. Kendisi de dört yolda asker. Askerler diyorlar ki haydi bu safın içerisinde bul Hasan Efendi, üstadımızı buluyor. Siz de diyor Hasan Efendi bu geleni tanıyın, bu İlyas Efendi diyor.
Şöyle bir ağacın altına oturuyorlar. Üstadımızın mübarek kalbine malum oluyor. Herhalde irtihal edecek ki Sami Efendimiz hazretleri kalp zikrini olsun ahirete göçmesin. Bunu istiyor. Bir teveccühde bulunuyor. Allah'ımız emrederse olur Celle Celalühü, olmaz öyle, gelişigüzel, işte bize bir teveccüh etsin, bize bir dua etsin. Onlar duayı da himmeti de öyle gelişigüzel yapmaz. Emrolunmadıkça yapmazlar. Kendi ellerinde değil iradeler onlar. Gönlü zikrediyor bir hafta sonra da Allahu alem ahirete göçüyor. Bunları burada temin edeceğiz üstadımız bize Öğüt ve nasihat için otuz beş yaşı kırkları içerisinde bizim üstadımız. Haşa mikrop olmuş içim dışım diyor. İçi dışı zikrullah da bu mübarek zat. Bize söylüyor. Ne yapsın? Haya sahibi, hedef sahibi. Neden böyle yaptın neden şöyle ettin diyemiyor Resulullah'ın hayatı bu Hz.
Enes'e diyor on yıl hizmet ettim neden şunu şöyle yaptın neden bunu böyle yaptın demedi Resulullah. Bir gün bir işe göndermişler sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir türlü gelmemiş. Çocuk ya diğer çocukların arasına kat içmiş oynuyor. Unutmuş Efendimizin dediğini boyun kısmından tutmuş iki kulaklı neredesin buyurmuş. Onu diğer anlamda düşünmeyin. Hakikaten kulakları var. Böyle bir peygamberin edebini takip eden kimseler onlar. Söyleyemez. Sami Efendimiz hazretleri Adanalı Hasan efendiye, Hades Allah'u sırra Hasan Efendi diyor benim hamurum şefkatle yoğrulmuştur, merhametle yoğrulmuştur. Gelen kimselere söyleyin gece par aralığında da olsa biiznillahi teala yaptıkları bize gösteriliyor. Bir tarla meselesi, bir dükkan meselesi, bir miras konusu, dünya muhabbetinden dolayı yanlışlık yapıyorlar diyemiyor. Gözleri başkalarının namusunda seslenemiyor.
Dilleri acayip sözler söylüyor, ifade edemiyor. Ancak elime kitabı alıyorum birkaç sayfa okuduktan sonra orta kısımlarında diyebilirsem diyorum. Bunlar böyle edep dolu, erkan dolu, ahlak dolu kimseler güzel ahlak ile memluğu. Bizim yapacağımız Allah'ımıza karşı celle celalühü görevlerimizi bileceğiz, onların sarığına da kin getirmeyeceğiz. İslam yayılmışsa İslam'ın yayılması sadece kılıç İslam'ın yayılması sadece kılıç değildir. İslami hayatın en güzel şekilde yaşanmasıdır. O köleler diyor köleler. İşte efendisiyle beraber yemeğe oturunca Müslümanlarla diyorlar ki acayip bir hal bu nedir. Çünkü köleleri sofralarına oturtmuyorlar. Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz giydiğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin buyuruyor. İslam'ın bu güzelliği görünür. Düşmanına Efendimiz Ebu Sufyan'ın evine giren emandadır buyuruyor. Canıyla kast edenlere iltifat buyurmuş.
Ama dini yönde bahtiyar bağışlamamıştır. Kal giren olursa ama nefsine olanlar da bağışlarlar. Fakat üstazı alimiz Mina'da üstazı alimlerinin damatları diyorlar ki üstazımız şu anda yalnız başına bulunuyorlar. Hem bayramlarını tebrik edin hem başına bulunuyorlar. Hem bayramlarını tebrik edin hem de görüşün gariplik bir hali geçer diye görüşüyorlar. Bu esnada Hasan efendi hiç reddettiğin kimse oldu mu Efendim kimseyi reddetmem ama bir kimse kendini reddetti. Nasıl? Bu yola diyor çamur attı ve çamur atılmasına da sebep oldu. Bakın hiç kendilerine olandan dolayı değil ve kendi kendisini reddetti diyor. Ne kadar şefkat var. Onların hayası, edebi bildiğimiz gibi değil. Çünkü Resulullah'ın şefaatin ümmetimin günahkarları üzerine buyuruyor. Şefaat dolu insanlar. Allah'ın sevgili kulları. Biz de bunlara benzemeye elimizden geldiği kadar gayret göstereceğiz.
Demek ki bir kısım kimseler Sami Fenus hazretlerinin etrafında evleri ile geçimleri pek münasip değil. Arz ediyorlar. Yılgün inşallah buyuruyor. Bir defasında annemiz hastalanmışlar dört tane doktor çağırmış ve böyle etrafında dönüyormuş ki hayran kalmışlar demişler ki üstadımız bize onu fiili olarak yaşantısında gösteriyor, biz geçinme yolunu bilmiyor. Şu tavrına bakın, şu hareketine bakın diyor. Evadul halel ilallahe talak, Cenabı Allah şer'a caiz olan şeyler meyanında talakı sevmez. Kalem boşa. Eğer evli ilahiyeye inatlık yaparak bile bile karşı çıkarsa, Allah korusun ayağı da bozuk olursa bundan anlamlı olduğunu. Evliliğe mani ile bir durumu olmadıkça katiyen nefsani bir hale girilemez. Aşı ala titrer. Rayiha-yı tayyibesini, böyle güzel kokusunu, artık parfüm mü diyeceksiniz buna ne derseniz, Bir.
İnsanlara duyurmak üzere istimal-i etriyiyat ile yani bu kokuları kullanan kadınlar, zanih hükmündedir. Demek ki süslenmesi, püslenmesi, kokulanması sadece zevcesi için. Dilleşmesi, konuşması, görüşmesi kocası için. İşleri bir şekilde bir başkasının arzusunu tahrik edecek şekilde değil, gönüllerimiz mutmainla durumunda olmadığı için kalpler döner. Biri Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l Rabiatü'l R Kadının görüşme hali çok böyle cazibeli olan bir şey. Kocasına olan çok iltifatkar bir tavrı var. Nasıl olduysa bu iltifatlı sözünü duyar ve bu müttefit halini o kimse içinde gösterince kalbi döner. Neler anlatırım ama siz bilirsiniz Allah'ımız bu mahluku kadınları cazibede halk etmiştir. Şeran eli açık olabilir, yüzü açık olabilir ama fıkıh kitaplarımızda nedir?
Fitneye insanları düşürmeyecekse, fitneye insanları düşürmeyecekse. Canım her şey şimdi ortada, açık saçık. Biz herkes gibi de olamayız. Esabe ya nisa nebi lestünneke ahadin minen nisa. Ey peygamber hanımları siz diğer gibi deistsiniz. Hem mübarek insanların evladı olduğumuzu söyleyeceğiz hem de onlara muhalif bu uyku düşmez. Onlar nasıl riayet etmişse biz de elimizden geldiği kadar riayet edeceğiz. Ne güzel söylemiş Sıddhi gazem r. A. Ben Allah'a itaat ettiğim sürece itaat edin yoksa itaat etmeyin diyor. Kadın beş vakit namazını kılarsa, beş vakit namazını kırıyor ve Ramazan-ı Şerif orucunu tutarsa, tutarsa, namusunu da muhafaza eder, kocasına da itaat ederse, muazzam olmaksızın, azap görmeksizin cennete dahil. Zaten namazı kılması onu fuhşiyattan ve münkerattan korur.
Bütün kötülüklerden muhafaza eder ama görüyoruz ki namaz kılanlarda bu istemediğimiz haller daha çok meydana geliyor kılamadığımız için. Eğer taharetimiz düzgün olursa suyla temizliğimizi yapıyoruz. Çok iyi kurulanıyoruz. Acele de yetmiyor. Bilhassa küçük abdestlerde küçük abdestlerde çok riayet eder paçalarımızı iyi sıvar. Sıçramaması için gayret gösterirsek abdestimizi de dualarıyla her azanın günahına tövbe ede ede alacak olursak sonunda kelime-i şehadeti kıbleye döner bu okursak. Namazda da Rabbimizin huzurundaymış gibi rızkımız helal olur, taharetimiz düzgün. Kimin huzurunda durduğumuzu tefekkür edebilirsek kötülüklerden bütün alık olunamaz. Böyle geniş güzel olmaz, adet kabilinden olmaz tabii. Ramazan-ı Şerif orucunu tutarsa, bu orucu tutmak ne demek? Oruç ayeti cellesinin son bölümü takvadır. Mevla korkusunu artırıyor.
Namusunda muhafaza ederse, kocasına da itaat ederse, muhafaza ederse, kocasına da itaat ederse azap görmeksin cennete dahil olur buyuruyor. Efendimiz buyuruyorlar sallallahu aleyhi ve sellem cennete muttali oldum. Şöyle cennete bir baktım. Ehlinin ekserisini dünyada fakir olan kimselerden buldum. Nar-ı cahime de kesbi hufe dedim. Ateşe de şöyle bir baktım. Ehlinin ekserisi kadınlardan olduğunu müşahede ettim. Bunun mühim sebeplerinden birinin hocalarına olan itaatsizliği deniyor. Ama kocası şeri emirlerin dışında bir harekette bulunursa itaat etmez. Aksi halde Efendimize geldi ya bir kimse iman edeceğim ya Resulallah ama bir mucizenizi görmek isterim ne istersin deyince işte şu ağaç gelsin huzurunuzda kelime-i şehadet okusun. Ağaç köküyle, bütün saçağıyla, her şeyiyle yerinden söküldü. Efendimizin huzuruna geldi kelime-i şehadeti okudu. Bu bildiğiniz bir hadise.
Adam hemen secdeye kapandı. Buyurdular ki erkeğin erkeğe secde etmesiyle emrolunsaydım kocalarına secde etmelerini emrederdim. Bu kadar mühim. Ey yüma imra Buyuruluyor ki hangi kadın ki kocasını gazaplandırırsa Cenabı Allah'ın lanetine müstahak olsun. Bir kadın vefat eder ise cennete dahil olur. Bu hadisi şerifteki beşaret günahı kebireden mahzun olan hanımlara ait olduğu aşikardır. Büyük günahlardan kaçınmak suretiyle elimizden geldiği kadar. Kocası ondan razı. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim vefaim eylesin. Elhamdülillahi Rabbillah amin. El Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca efendi.