Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde bugün de sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbımıza hamdü senalar olsun. İnşallah bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallahü Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden ahlaka dair bazı Hadis-i Şerifleri aktarmaya gayret edeceğim inşallah. İlk hadis-i şerifimiz faydasız ve lüzumsuz sözlere dair olacak. Şöyle buyuruyor efendimiz. Bilmiyor musunuz ki o belki kendisine faydalı ve lüzumlu olmayan sözler söylemiş, yahut malını azaltmayacak, kendisini zengin etmeyecek bir miktarı bile sadaka olarak vermekte cahillik etmiştir. Bu hadis-i şerif Uhud savaşında öldürülen bir sahabi hakkında cennetliktir hükmünü veren zata hitaben buyurulduğu rivayet edilmektedir. Bir müminde şu iki haslet birleşmez buyuruyor yine. Efendimiz aleyhissalatu vesselam. Birisi cimrilik, diğeri kötü huy.
İhtiyarın bedeni zayıflar, yıpran fakat kalbi şu ikinin sevgisi üzerinde delikanlıdır. Birincisi. Uzun ömür ve çok yaşamak. İkincisi. Mal sevgisi. Allah cömerttir. Cömertliği sever. Ahlakın yüksek derecelerini sever. Ahlakın alçak olanını, hasis olanını sevmez. Şüphesiz ki Allah kulunun üzerindeki nimetin eserini görmeyi sever. Burada eserinin görülmesi demek kulun mazhar olduğu nimetlerin şükrünü salih amellerle eda etmeye çalışması, ihtiyacından fazla malından fakirlere, muhtaçlara ve muhtelif hayırlara ve hasenatı harcaması, Allah'a ve Resulüne isyandan ve günahlardan, cimrilikten ve sefil kıyafetlerle görülmekten kaçınması demektir. Kahrolsun altına, gümüşe ve lüks elbiseye kul olup tapan kimseye. Verilirse hoşuna gider, verilmezse kızar. O kahrolsun, boynu altında kalsın. Bir yerine diken batsa çıkaranı olmasın.
Ne mutlu o kula ki, Allah yolunda atının dizginine sarılarak, düşman karşısında başı ve ayakları tozlara bulaşmış bir halde savaşır. O öncü ise öncüdür, artçı ise artçı yani memur olduğu her yerde aslanlar gibi sebat eder. O Allah'ın öyle bir kuludur ki zahire aldanan insanlar arasında sanki hiçbir şöhreti yok. Hatta izin istese kendisine izin verilmez. Bir şey rica etse ricası kabul olmaz. İnsanlar nezdinde kıymeti budur. Fakat Allah katında kıymeti ne büyüktür Onun. Bu hadis-i şerifin belagatı huzurunda eğilmek gerekir sevgili dinleyicler. Cenabı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu hadisinde insanlığın, Müslümanlığın, askerliğin bütün ruhunu hülasa buyurmuştur. Hamiyetsiz, fütüvvetsiz, merhametsiz zenginler hakkındaki eğlenceler ne kadar şiddetlidir. Altının, servetin ve ihtişamın insanlara vereceğimiziyet onlarla gösterilecek hamiyetlere, fedakarlıklara bağlıdır.
Yoksa İslam'da bizatihi zenginlik yasak değildir. Bilakis övülmüştür, makbuldür. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bize vazifelerimizi takdir ve taltif beklemek için değil, sırf vazife olduğu için yapmamızı, hasbi olmamızı ihsas buyuruyor, ima ediyorlar. Vazifenin karşılığı manevidir diyor. Yoksa yapılan hizmetlerin mübalağalarla ötekine berikine anlatmak vatanperverlik şiarı değildir. Bu hadis-i şerif, askerlikte itaatin ve disiplinin lüzum ve vücudunu da öğretiyor. İtaatten ve disiplinden mahrum olan bir ordu asla muvaffak olamaz. Hepinize mahrum. Bir diğer hadis-i şerifimiz de şöyle: Kişinin her işittiğini söylemesi, yalandan günah kazanma bakımından kendisine yeter. Yani ona yalancılık günahı yazılır. Kişinin bütün hakkımı ondan bir şey bırakmamak suretiyle alacağım demesi, tam cimriliğinden ve nakısliğinden ileri geldiğine hükmedilmesine yeter.