İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümüyle bugün de sizlerle birlikteyiz derdini Yücel. Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Aleyhiirracü'l Aziz'in Musahabe isimli eserin beşinci cildi ile bugünkü programımıza devam ediyoruz. İnşallah ahlaka dair derlenmiş olan bazı Hadis-i Şerifleri yine zikretmeye devam edeceğim bu bölümümüzde. Abid kim? Zahid kim? Sorularının cevabını inşallah arayarak başlıyoruz. Efendimiz aleyhissalatu vesselam şöyle buyuruyorlar: Haramlardan sakın ki insanların en abidi olasın. Allah'ın sana kısmet ettiğine razı ol ki insanların en zengini olasın. Komşuna iyilikte bulun ki gerçek mümin olasın. Diğer insanlar hakkında da ancak kendinin sevdiği şeyleri arzu etki, hakiki Müslüman olasın. Çok gülme. Zira gülmenin çokluğu kalbi öldürür. İnsanların hayırlısı insanlara en çok faydalı olandır. İnsanlara uzak yerlerde mamur olmayan ova ve köylerde oturma.
Çünkü öyle ıssız yerlerde kalan kabirlerde yaşayan gibidir. İşte bu hadis-i şerif bakın insanları medeni ve sosyal hayata, topluluğa götürecek. Ne kadar da güzel tavsiyeler içeriyor değil mi? Derdini içten. Sizden biriniz herhangi bir yemeği yiyeceği zaman Allah'ın adını ansın, besmele çeksin. Eğer başlangıçta Allah'ın ismini besmeleyi unutursa başında da sonunda da Bismillahirrahmanirrahim desin. Yani Bismillahirrahmanirrahim ala Evvelihi ve Ahirihi. Sizden biriniz yemek yiyeceği zaman sağ eliyle yesin. Su veya başka bir şey içeceği zaman da sağ eliyle içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer. Yemeğin bereketi yemekten evvel de yedikten sonra da elleri yıkamakladır. Kim elinde et ve yağ kokusu olduğu halde geceleyip de kendisine bir şey zarar isabet ederse sakın kabahati kendinden başkasına yüklemesin. Biriniz su ve benzerlerini içtiği zaman emer gibi içsin.
Soluk almadan içmesin. Zira suyu birdenbire içmekten ciğer ağrısı gelir. Yolculuk edin, sıhhat bulursunuz. Sizden biriniz din kardeşinin evine girdiği zaman o yanından çıkıncaya kadar bunun yani o girenin üzerinde emir ve sabittir. Yani ev sahibinin izni olmadan o misafirine imam olup namaz kıldırabilir, ne de bir tasarrufta bulunabilir demek istiyor hadis-i şerifte. Üç kişi bir yolculuğa çıkarsa içlerinden birini kendilerine reis edinsinler. Size ziyaretçi geldiği zaman ona ikram edin. Bir kavmin muteber adamı size geldiği zaman ona ikram edin yani hürmette kusur etmeyin. Sizden biriniz sefere gitmek isterse kardeşlerine selam versin, vedalaşsın. Çünkü kardeşleri kendilerine edecekleri duaya, onlara dua etmeyi de bu vesileyle ilave etmiş olurlar. Sizden biriniz Müslüman kardeşinin yanına girip de o kendisine yiyeceğinden yedirmek isterse yesin.
Onu nerede ve ne şekilde kazandığını sormasın. Eğer o mübah olan içeceğinden bir şey içerirse içsin. Onu da sormasın. Bu hadis-i şerife göre sevgili dinecilerim, yenilen ve içilen şeyler hakkında ziyafet sahibine sorguda bulunmak adeta ayıptır. Bu kabil sualler boğazına düşkün veya riyakar adamların karıdır. Eğer kendisine yiyecek ve içecek ikram edilen kimse bir nafile oruç içindeyse ve bu yiyeceği ikram eden kişi tarafından hoş görülmüyorsa orucunu kaza etmek üzere bozabilir. Sizden biriniz bir yere girmek için üç defa izin isteyip de kendisine izin verilmezse geri dönüp gitsin. Bu konuyla ilgili olarak Kuran-ı Kerim'de Nur suresi yirmi yedi ila yirmi dokuzuncu ayetlerinde şöyle buyrulmakta. Mealen: Ey iman edenler! Kendi ev ve odalarınızdan başka evler ve odalara sahipleriyle alışkanlık peydah etmeden, izin istemeden ve selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır.
Olur ki ince düşünür, hikmetini idrak edersiniz. Eğer orada bir kimse bulamazsanız size izin verilinceye kadar içeri girmeyin. Şayet size geri dönün denilirse dönüp gidin. Bu sizin için daha temizdir. Kapının önünde oturmanızdan daha hayırlıdır. Allah ne yaparsanız hakkıyla bilendir. Meskun olmayan, içerisinde sizin için menfaat bulunan ev ve odalara girmenizde size bir vebal yoktur. Açıklayacağınızı da, bizleyeceğinizi de Allah bilir. Bu ayette meskun olmayan ev ve odalardan maksat kastedilmiştir deniyor açıklamada yine. Sizden biriniz bir meclise gelip de din kardeşi ona yer genişlettiği zaman biliniz ki bu Allah'ın o sebeple kendisine ikram ve ilham ettiği bir lütfu ve keremidir. Birbirini tazim eden acemlerin kalktığı gibi siz de ayağa kalkmayın. Ravi diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem asasına dayanarak üzerimize çıkageldi. Derhal ayağa kalktık.
Bunun üzerine bu hadis-i şerifi iran buyurdular Efendimiz. İmam Gazali şöyle diyor: Bu nehy tazim kastıyla olan kıyam hakkındadır. İkram kastıyla olan kıyam yasak değildir. Hadis-i şerifte geçen acem ifadesi Arapların dışındaki kavimler için kullanılan bir deyimdir derdi meclal. Sizden biriniz bir meclise gittiğiniz zaman evvela selam versin. Eğer kendisinin de oturması gerekiyorsa otursun. Sonra kalktığı zaman da yine selam versin. Birinci selam sonrakinden daha evla değildir. İkisi de haktır, sünnettir. Yani meclise bir oturma, bir toplantıya girerken de oradan ayrılırken de selam vermek sünnet ve fazilette eşittir Fakat o selamları almak vaciptir. Selama ilk önce başlayan yani rastladığı din kardeşinden evvel ona selam veren kimse kibirden kurtulmuştur. Musaafa ediniz. O kalplerinizden kini giderir.
Bazı hadislere ve nakillere nazaran din kardeşiyle musafaha ve elini bu suretle tahrik edenlerin günahları dökülür, musafaha sevgiyi artırır denilmektedir. Mushafaha ederken yüz yüze gelmeli, avucu avucun içine almalı çünkü başparmakta sevgi damarları vardır. Kim bir Müslümanla musafaha ederken Salavatı Şerife getirirse günahlarından bir şey kalmaz. İbn-i Esir diyor ki: Sadece parmakları tutmak Rafizilere mahsustur. İslam'da ilk musafaha içlerinde Ebu Musa el-Eş'ari'nin de bulunduğu Eş'ari kabilesinin Medine-i Münevvere'ye ayak basmasıyla başlamıştır. Bu kafile Medine'ye yaklaştıkları zaman Recezez'ini söylemişlerdi ki manası yarın dostlarla Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ve Onun ashabına kavuşacağız demektir. Medine-i Münevvere'ye geldikleri zaman kime ulaştılarsa musafaha ettiler. Nihayet bu adeti Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem beğendi.
Bu suretle musafaha Sünnet-i Seniyye oldu. Din kardeşini uğradığı bir musibetten dolayı taziye eden hiçbir mümin müstesna değildir ki, Allah Teala kıyamet gününde ona keramet ve şeref kaftanları giydirmiş olmasın. Taziye musibete uğrayan kimsenin kalbini yatıştıracak, tasasını giderecek güzel sözler söylemek, onun sabır ve tahammülle kazanacağı sevapları bildirmek, müjdelemek, onunla musafaha etmektir. Kim herhangi bir işi yapmak diler de onun hakkında bir Müslüman adamla müşavere ederse Allah onu işlerinin en isabetlisine muvaffak buyurur. Kendisiyle istişare edilen, görüşüne başvurulan kimse emin yani güvenilir ve her türlü tesirden ve tehlikeden azade ve salim olmalıdır. Sizden biriniz din kardeşiyle istişare etmek, onun görüş ve fikrinden faydalanmak isterse ona kanaatini söylesin, hayır haklıktan ayrılmasın. Şura ve meşveret de işaretten gelen isimlerdir.
Bu kelimelerden bazılarının tanışmak, rey ve kanaatlerinden faydalanmak gibi hala dilimizde de yaşayan kullanış manaları şer'i ıtlak'tan gelmiştir. İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Ebu Hüreyre'den şu mealden bir hadis-i şerif rivayet etmişlerdir. Hazreti Ali mealen şöyle buyurmuştur: Sizden birinizde istişare edildiği zaman nefsi kendisi hakkında vicdanen ne yapacaksa, ne yapmasını hayırlı görüyorsa onu arayıp bulmakta en son gayretini ve içtihadını sarf etsin. Allah'a göre kuvvetli mümin zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. Sana gerçek menfaat verecek şeyler üzerinde hırsla çalış. Allah'tan yardım iste, acze düşme. Eğer sana bir şey, bir musibet gelir çatarsa ben şöyle şöyle yapaydım, bu böyle olurdu deme. Fakat Allah böyle takdir etmiş. O dilediğini yaptı de. Zira faydasız yere şöyle yapsaydım böyle olurdu demek şeytanın amelini açar.
Allahu Teala şöyle buyurdu: Kulum bir iyilik kast eder de onu yapmazsa kendisi için bir sevap yazarım. Eğer onu yaparsa on sevaptan yedi yüz katına kadar ecir yazarım. Bir kötülük kast eder de onu yapmazsa aleyhine günah yazmam. Fakat onu yaparsa onu bir günah olarak yazarım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aksırdığı zaman ya elini veya mendilini ağzının üzerine koyar, aksırışı da kısardı. Şüphesiz ki Allah aksırmayı sever esnemeyi sevmez. Rivayete göre hiçbir peygamber esnememiştir. Esneme sırasında bunu hatırlayanların esnemeden kurtulacakları bildirilmektedir. Sizden biriniz genereceği zaman yahut aksatacağı zaman ikisinde de sesini yükseltmesin.
Değerli neşelerimiz gerek aile arasında gerek diğer insanlar içinde ve hatta tek başına bulunulduğu zaman ağzı açık esnemek, hayvan böğürtüsü gibi genirmek ve salya saçarcasına hapşu diyerek aksırmak, sosyal ve milli terbiyemize ve görgü kurallarımıza da aykırıdır. Bunlardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Sizden biriniz esnerse elini ağzına koysun, ağzını açmasın, kapasın. Çünkü şeytan esnemekle beraber içeri girer, vesvese sokar. Evet, bu konuyla alakalı son hadis-i şerifimiz de şöyle Sizden biriniz esneyeceği zaman gücünün yettiği kadar onu gidermeye gayret etsin. Çünkü herhangi biriniz esnerken ses çıkararak derse buna şeytan güler. Sevgili Nijerim bu hadis-i şerifle İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün de sonuna gelmiş olduk.
Sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirahü'l Azeyiz'in Musahabe isimli eserinden ahlaka dair değerlenmiş bazı Hadis-i Şerifleri zikretmeye çalıştık. İnşallah bir sonraki programımızda bir başka konu ile ilgili Hadis-i Şerifleri zikretmeye gayret edeceğim.