Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem, damadı, alileri. Aynı zamanda halifeleri, emiyul müminin hepsine ehli sünnet ülküsü içerisinde Sıddık-ı Azam, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali radiyallahu anhü Ecmain böyle bir sıralama bulmasına rağmen Ali Efendimize de ayrıyeten damadı alileri olması ve ilmin de menbaı. Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır buyuruyor radiyallahu anh. Çok seçkin. Ali benim kardeşimdir diye buyurdu. Sıddık-ı Azam'la Hazreti Ömer'in bir kapıda görüşmeleri var. Diyor ki, ya Sıddık siz içeri evvela girin, sonra ben girerim. O diyor siz girin. Burada birbirlerinin faziletlerini anlatıyorlar. Sen şöyle üstünsün, senin hakkında Rasulullah şöyle söyledi. O diyor, senin hakkında, sen evvel girmeye layıksın. Bunlar güzel ahlak sahibi. Bize yol gösteriyor.
Şimdi sadece bunlar için değil bu, hepimiz için geçer. Demek ki insanlar birbirlerini takdirle, faziletini söylüyor, Hatalarını da gizliyor. Edeb buymuş zaten. Edebin öyle bir güzel tarifi var ki, bir uygulayabilsek çok güzel. Madununu tahkir etmez. Makavunun makamına göz dikmez. Çok tarifleri var. Kitaplarda, ahlak kitaplarında çok uzunca anlatır. Fakat şu tarif hepsini içerisinedır. Mağdur kendisinden aşağı olanı kötü görmezdir ama olan bütün ahlaki İsrail içerisinde bunun kötülüğünü hoş görmez de şahsını Allah'ımız yarattı dedi. Yoksa onun yalanını tasvip mi verecek? Onun mesela tatsız olan dinimizin emrine uymayan, gelir ordusuna vesair hallerine bunları katiyen hoş karşılamaz ama Allah'ımız yaratmıştır der. Ma'gandının makamına da göz dikmezler. Ona da dua eder. Daha ileriye gitmesi için ne kadar güzel bir tarif yapmışlar. Ali Efendimizin fezaibi bitmez.
İbn-i Abbas radiyallahu anhuma buyuruyor ki, onunla bizim aramızdaki harp şudur. Bir deniz düşünün, koskoca uçsuz bucaksız bir deniz, derya diyelim, en güzel tabir bu. Bir şişe düşünün, bir su şişesi. Onu bırakıyoruz içerisine, o şişenin aldığı su bizim ilmimiz diyor. Diğeri ise Ali radiyallahu anh'ın ilmidir. Ali efendimizin kendi beyanları da var. Şu bahırım diyor, bir yanılsa da o zaman görseniz ilmi. Onlar besmelenin bayi İshak denir ona bir nokta var. O noktayı bile yillarca anlatamamışlar. Bu bizim geçmiş büyüklerimizin hayatında mevcuttur. Bir sene mana verilmiş, ikinci sene yine mana verilmiş bir Ramazan-ı Şerif'e, üçüncü sene yine besmelenin altındaki noktaya mana verilmiş. Bitmez. Bir de şu, Cenabı Hak bunların gönüllerini açmış, basiret diyoruz ya, iç gözleri açılmış, Bu gözlerle biz dünyayı görüyoruz.
Dağın karşılığı, insanları görüyoruz ama gönül gözü görünmeyen alemleri gösteriyor. Bu sadece bir mekan olarak da değil, ilim olarak da Allah gösteriyor, divan olarak da gösteriyor, Esrarı ilahiyyesini gösteriyor Cenabı Hak, ihsan ediyor. Ediyor. Bu gibi kimseleri dinlediğimiz zaman hayran kalıyoruz. Allah'ım diyoruz ne ilim lütfetmişi. Ahmet bin Hanbel Hazretleri, Rahmetullah Ali bir gün Şazeli meşayihinden biri Şazeli. Fatiha'ya mana veriyor. Bir mana veriyor, ikinci bir mana veriyor. Verdikçe veriyor. Ahmet bin Hanbel, Rahmetullahi aleyh Hazretleri, onun ilmi durumunu da biliyor. Okumamış bir kimse zahiren, böyle cezbelenmiş, Allah'ım bu ne ilimdir diye feryat ederek dışarı çıkmış. Demek ki bu gönül gözüyle de alakalı. Hızır aleyhisselam ile Musa Peygamberimizin arasındaki hadise bunu gösteriyor. Ali Efendimiz başımızın tacı, Rasulullah'ın mübarek soyundan geliyor ehli sonra.
Efendimizin Ali Kerim Aleyhi ve Sellem Efendimiz, Hazreti Fatıma Radıyallahu Anh'a, Hasan ile Hüseyin efendilerimiz ehli beytidir. Ehli beyti ayrıyeten sevgimiz var. Bir de eğer var kıyamete kadar soyundan devam edecekler. Siz Şura veya Şuara suresinde, yirmi birinci Ayet-i Celil ekibi, Şura Musahi. Şura, yirminci Ayet-i Celile bu yerlerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ey ehli küfür, yapacağınızı yapıyorsunuz. Ehli beytime dokunmayın, buyuruyor. Yirmi üçüncü ayet-i celile, ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Bu ayet-i celîle, İbni Arabi hazretlerinin öğrencilerinden birisi, iki cilt tefsir Hazretleri. Bütün Ayet-ı ilahiyeye ait bir surede belli ayetler alıyor. Bunun izahında ve diğer tefsirlerde de geçiyor. Ehli Beyt'i sevgi hususunda. Çünkü bunun ifradı olmuş. Çok aşırı girilmiş. Ali Efendimize Allah diyen olmuş.
Bunun mufaktilesi var, sıhhatesi var, değişik şekilleri var. Bundan dolayı İslam uleması da pek üzerinde duramamış. Yoksa ehli beyit sevgisi gönlümüzü kaplamalı. Bişr-i hafi Gaddesallahu Sırra'ya Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor da, seni akranın içerisinde seçkin kılan arkadaşların içerisinde nedir, nedir Ya Rasulallah? Efendimiz buyuruyor ki, sen herkese nasihatte bulun. Şu iyidir, şu kötüdür, bunlar filan demedim. Allah'ın kuludur dedin, hizmet ettin. İkincisi de ehli beytini sevdin buyurdu. Rasulullah'ın ehli beytini seniyyanı sevdin. Burada bayağı ele almış Hadis-i Şeriflerde. Eğer buyuruyor aleyhissalatü vesselam Efendimiz, benim kıyamete kadar gelecek olan ehli beytime kim buğz edecek olursa, geçtiğin için kafirdir. Kafir kelimesinden almış. Sonra cennetin kokusunu duyamaz buyuruyor. Bayağı uzun uzun izah etmiş.
Efendimizin Ehl-i Beyt'ine de büyük bir sevgi muhabbet içerisinde olacağız. Zaten hep dua ediyoruz biz. Salli Barik'de hep dua ediyoruz. Allahümme salle la muhammedi ve ala ali muhammed. Bak ehil ahidi, ehil birkaç kimse ama ev dediği zaman kıyamete kadar devam ediyor ama benim uygunsuz halleri var. Şimdi biz o nesle, o nesli bakiye, o ceddi adiye sevgimizden, saygımızdan dolayı ne yaparız? İlgi duyarız. O Allah'a kendi arasından elbette ki hakkı göstermeye çalışırsınız. Ehli Beyt, bu ayrı bir konu. Said I Nurisi hazretlerinin eserlerine bakacak olursanız özellikle ele alır. Ehli Beyt'i özellikle ele alır. Burada Sıdddıy-ı Azam'da nakiller vardı. Buradan alarm. Gözyaşı üç şekildedir. Allah'ımızın azabından dolayı, mesela bir kabir düşünüyor, bölüm düşünüyor. Kolay değildi, şüphesiz. Kabir, Hz. Osman'ın ihtiyar en çok ağladı yer. Neden ağlıyorsun? Ben Rasulullah'tan duydum.
Kabir hali, üzer olanın diğer ahvali de iyi olur. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz böyle buyuruyorlar. Asıl bu dünya kabrini iyi geçirmezsek ona zor. Hiç fark yok. Bunu bilin. Dünya ile ahiret arasında hiç var. Oradaki yaşantımız ne ise biz orda oyuz. Burda hangi huyda ise, orda da ruhumuz hangi şekli almışsa orada da o şekilde olacak, o durumda olacak. Allah'ın azabından dolayı. Bu sebeple Kuran'ı hatmi demeyen, Allah'ın sevgili kulları var. Hatmi nedir? Tekatül suresi değildi. Gaye suresine geldiği zaman kıyametin ahvalini anlatır. Bu sureye geldiğinde ağlamaktan dolayı burada Allah'ın büyük artık azap içerisinde olacak kimselerin ahvali haber veriliyor, tahammül edemiyor, ağlıyor ve diğer kimselere diyor ki Allah'ın dostlarına ne olur dua edin de Kuran'ı bir hadmi de bileyim. O ağıt, o gözyaşı yaşantının güzelliği ile alakalıdır. İşte bir ara çok ağlardık, sızlardık.
Neden durmuyor? Neden? Esaadi Erbili hazretlerine Hacı Mehmed, Lekesiz, Konya'dan İşçi Baba Rahmetullah Ali soruyor. Efendim, siz inanıyoruz ki ruhaniyet olarak Es'adi Herbirli hazretlerinden belki de ileridesiniz ama bir şey gönlümüze takılıyor. Es'adi Herbirli Hazretleri içeri girdiği zaman bir gözyaşı alırdı. Şimdi ise olmuyor. Bunun sebebi ne? Buyurmuş ki Mehmet Efendi o zaman kaç tane faiz yuvası vardı? Şimdi kaç tane? Demek istiyor ki yine de içlerine haram mı helal mi dikkat ediliyor. Mehmet Efendi, o zaman insanlar gözlerine dikkat ediyor harama bakmıyordu. Şimdi saatlerce haramın karşısında geçiyor. Göz kirleniyor, paslanıyor. Kulaklar uygunsuz sözleri dinleye dinleye hayvani arzuları tahrik eden sözleri paslanıyor. Bunların her biri kalpte yara açıyor. Mehmet Efendi ayaklar ibadet mahalindense isyan mahallerine yürüyor.
Eller öğüde, diğer aza öğüde İmamı Gazali Sultanımızın haber verdiği gibi Rahmetullah Ali. Kalp bir havuzdur. Aza ise eller, ayaklar, gözler, kulaklar o havuza akan artılardır, buyuruyorlar. Necip Fazıl'ın Rahmeti Lalih dediği gibi birinden nur, birinden de kir akar diyor. Eğer gözümüz ibretle bakmayacak olursa, ibretle baksa oraya nur akacak ama şehvetle bakarsa, hasetle bakarsa elbette hep kira oluyor. Ondan oluyor bunlar. Hep bunlar tesir ediyor. Yaşantımıza çok tesir ediyor bize. Dinimizin emirlerini yaşamayı öyle basitçe ifade etmek doğru olamaz. Mı? Takva esasına göredir. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Efendimiz aleyhissalatü vesselamın uhtayibelerine nasa. Peygamberımızdan ve piranızdan bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına el-Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.