Muhterem dinleyenlerim günümüzde önemli olan hadise nedir? Hepimizin hemen hemen ortak şikayeti nelerdir? Şöyle bir etrafımıza baktığımız zaman tespitimize göre şu sıkıntıları hissediyorum Hepimizde ortak. Bir kere okulların ahlak eğitimi paylaşımları ve ahlaki eğitimde örnekler Okullarda din eğitimi, Araç ve gereçleri, Ahlak eğitimi olarak okullarda din eğitimi, Ahlak eğitimi nedir? Nasıl olmalıdır?
Başta ahlak nedir, okulların rehberlik servislerinin çocuklarımızın ahlaki eğitimine katkısı, okulların fiziki planlamasının çocuklarımızın ahlaki gelişimine etkisi, okul güvenliğinin eğitim üzerindeki ahlaki etkileri ve sorumlulukları, eğitimde şiddetin ahlak üzerindeki etkileri, Eğitim sisteminin ve eğitim programların ahlaki etkileri, İnsan kaynakları profilinin eğitim ahlaki üzerindeki etkileri, teknolojinin eğitim ahlakı üzerindeki etkileri, Sanatın eğitim ahlakına etkisi, Spor eğitiminin gençliğin ahlaki üzerindeki etkisi, sosyal medya ve internetin eğitim ahlakı üzerindeki etkisi, yazılı medyanın eğitim ahlakı üzerindeki etkisi, görsel medyanın eğitim ahlakı üzerindeki etkisi bu saydığım hususları büyüklerimiz, üstazı alimiz, katdesallahu sırra ifade buyururlardı Biz okula giderken daha Kayseri'de İmam Hatip okuluna böyle bir anten gördük.
Daha o zaman televizyon internet vesaire hiçbir şey yoktu. Bir anten dediler ki işte televizyon anteni televizyon daha yeni duyuluyor. Sonra siyahlı beyazlı gösterimler başladı. Hiç unutmam dünyada İslam ülkeleri arasında olsa gerekir bir Kuran yarışması, bunun için biz üstazı alimizle ve etrafıyla bir eve geldik. Memleketimizde çok mahdut, iki veya üç kişi de var. Bu kadar sınırlı. Aşağıya indik, orada Kuran yarışmasını belli veya belirsiz bir şekilde gördük. Bu kadar. Daha sonra bu gelişmeye başlandı. Bugünkü hali aldı. Daha da nasıl gelişir bilmiyoruz. Arız etmek istediğim, essaym ve fatiha birru ya ulil ebsar, ey akıl sahipleri ibret alın.
Artık aklın ilahi oluşu ilahi akıl sahipleri gönül gözleri açık basiret diyoruz ya gönül gözleri açık, ileri Allah'ın izniyle seyredebilecek kimseler ibret alın ayeti celilesi ile büyüğümüz Ankara'da televizyon daha yeni yayılmaya başlıyor ev sahibine diyor ki Mustafa televizyonu aç bakacağım yanından bile geçmeyen onun bulunduğu yerde bile yatmayan üstad-ı alimiz aç Mustafa bakacağım buyuruyor bakıyorlar oradaki görüntü şu Bir kız çocuğu Kahve yapıyor Kahve yaparken onun yaşıyla aynı durumda olan bir genç Artık evlilik çağında O gence deniyor ki sen de git mutfakta beraber bulun Ondan sonra olan hadiseyi anlatmaktan hicap ederim yüzlerimiz kızarır, bu hiçbir zaman münasip düşmez. Çünkü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem fuhuş kelimelerinin söylenmesini ve söylemezdi de söylenmesini de katiyen istemez böyle bir halde mübarek vech-i saadetleri kızarırdı.
Bunu mürşid-i kamilimiz hemen hemen birçok yerde anlattılar derler ya ateşle pamuğun şakası olmaz çıkacak yangından evde kurtulmaz şimdi tam evlilik çağında bir kız çocuğu ile erkek çocuğu bir araya geliyor aleyhissalatu vesselam Efendimiz yedi yaşında çocuklarınızı namaza alıştırın on yaşına geldiği zaman yataklarında ayırın demekten hakikaten utanacağımız hadiseler var Vaizlik dönemimizde cezaevlerine de giriyoruz Tipi endamı yerinde bir çocuk delikanlılığa doğru adım atıyor fakat kendisini bilecek vaziyette ona da itikadi konuları vermek istiyorum Genç diyorum belki annesinden babasından görmemiştir bir eğitim görmemiştir Ondan dolayı itikadi bilgilerden verelim. O da bir başkalarına anlatmak suretiyle biz irşad görevini yaygınlaştırmış oluruz diye düşünüyorum. Bu vesile ile yaklaştım.
Gardiyan kardeşimiz öyle bir hal anlattı ki ateşte pamuğun şakası olmaz, çıkacak yangından evde kurtulmaz. Bunun almış olduğu ceza nedir biliyor musun dedi, söylemek bize düşmesin Kardeş bacı hadisesi bunlar nereden geliyor ilkokullarının önünde ve hatta sınıfta bir genç eğer Öğretmenini tokatlayabiliyorsa artık tokatlamayı bırak Öğretmenin canına kast edebiliyorsa bunu nereden öğreniyor? Bunu nereden görüyor? Bir hocamız eğitim üzerinde çalışmalar yapıyor bize şunu anlattı ders programları üzerinde duruyorum diyor işte elime aldım ve hazırlanan bir programı eğitimle alakalı olan kimselerin önüne götürdüm bakın burada bir matematik bir problem bu problemde diyor ki işte Süde şu kadar su karıştırıldığı zaman acaba bu artık ifade ediyor problemi anlatıyor bölüşüldüğünde üç kişi arasında bölüşüldüğünde ne kadar düşer? Oradaki bulunanlara diyor ki bu ne demek?
Bir süte şu kadar su kattığımızda artık sütün oranı belli elli gram yüz gram işte altmış gram da su ilave edecek olursak bu ne kadar olur veya iki kişiye bölüştürdüğümüzde bunlara ne kadar düşer? Bu ne demek? O çocuğun kafasına siz neyi yerleştiriyorsunuz? Süde su katmayı hırsızlığı ona öğretiyorsunuz. Allah'ın izniyle yaşımızı başımıza almışız.
İlkokulda beraber okuduğumuz bir kardeşimiz bir yerde bulunuyoruz İlkokuldan bir arkadaşlık yakınlık olunca İltifat ve ikramda bulunuluyor O dedi ki şimdiye kadar anlatmadım şimdi sana bir şey anlatacağım nedir dedim Ben dedi senin kalemini senin defterini çokça aldım bak çaldım ifadesini kullanmıyorum dedi ki ben senin kalemini defterini çokça aldım çünkü dedi bizim o kadar imkanımız yoktu bunu neden yapıyor bunu örnek aldığı gözünü açıp baktığı anne ve babası var kardeşi var kardeşleri var dayısı var amcası var akrabası var yakınları var ve görsel cihazlarda seyrettikleri var o tarihte böyle bir şey yoktu ama en azından haber alma cihazlarından duydukları var. Bunlardaki yanlış görüntüler ve yanlış haberler ahlakın düzgün olan, münasip olan, müspet olan ahlakın dışındaki görüntülerden ve haberlerden duymak suretiyle bunu yapıyor.
O hareketler bunu, duymuş olduğu hareketler onu buna sevk ediyor. Allah'ımız haya sıfatını elimizden almasın bakın torununuz yaşındaki bir çocuk dedesine yüzünden öpmesi gerekirken münasip olmayan yerinden öpmek istiyorum Neden? İşte onun için bu konuları ele alıyoruz bir kere yürüyüşü değişiyor oturuşu değişiyor yemesi içmesi değişiyor kravatının rengine kadar Çorabına kadar ayakkabısına kadar giyim ve kuşam Hareket ve tarzı ona göre tespit edildiği gibi giyim ve kuşamı da bunlara göre değişiyor. Su saydığım size on sekiz tane saydığım hususlar da değişiyor. Ona göre tespit ediyor. Burada diyoruz ki ahlak nedir? Ahlak eğitimi nedir? Nasıl olmalıdır? Ahlak eğitimi olarak okullarda din eğitimi nasıl olacak?
Biz İmam Hatip okulunda okuduk toplu olarak namaz kılardık biz okul camiye bitişik bir vaziyette idi namazı toplu olarak kılıyorduk Üstad zalimiz bize bir arkadaş seçti dedi oğlum bununla konuş görüş onunla da biz öğle teneffüsünde biraz uzundu. Cami Kebirin kuzey kısmında iki tane bir kapı var iki tane bir merdiven iniş merdivenleri onun altında bir kısım abidler ibadet ve saatte bulunurlar belki de itikafa girerlerdi Yani itikaf deyince illa Ramazan-ı Şerif'in son on gününde değil. Camiye evvel varmışız itikaf niyetiyle dünyevi kelamlar etmeden ibadet ve taatle meşgul olmak. O karanlık yer iç alemine dönmeye daha münasip bulduğu için orda ibadet ve taatle meşgul oluyorlar biz oraya girerdik. Orada aldığımız on bir istiğfar, on bir tevhid, on bir salatü selam belki de yüz lafsayın celal ölüm tefekkürde var rabıta da var bunu yaparız orada ve geliriz.
Konuşmalarımız da kendi aramızda ehlullahtan olur. Buna rağmen o gün de cumartesi günü tatil oluyordu cumartesi günü. Öğleden sonra tatil oluyor. Biz üstazı alimize geliyorduk memlekete Mürşid-i Kamilimiz gelen misafirlerine diyor ki oğlum bozuluyor oğlum da değişmeler oluyor Halbuki namaz geçirmemiz yok Evrad ve Ezkarımızı okuyoruz oğlum da değişmeler oluyor onu düzeltmeye çalışıyoruz tekrar gönderiyoruz artık buna göre kıyas edelim bu neden oluyor Konuşan görüşen insanların sağımızda solumuzda önümüzde arkamızda bulunanların ve teneffüste yatakhanede diyelim yatılı olarak kaldık yatakhanede konuşulan sözlerin mutlak bize menfi değil zararlı menfi diyorum zararlı tesirlerinden olacak başka ne olacak onların yaşantısı oyunları gezmeleri, tozmaları, ağzındaki sözler, dinlemeleri hep bunların tesiriyle yapmasak bile üzüm üzüme bakarak kararır derler.
Onlarla bulunmak bile bizim hayatımızı değiştiriyordu. Onlarla bir müddet bulunmak bile artık bunu hesap edelim nasıl dikkat etmemiz riayet etmemiz gerektiğini siz hak vereceksiniz üstazı alimizin velileri işte hangiahlarda, dirgahlarda, ibadet ve taat mahallerinde, camilerin köşelerinde değil de okullarda arayın demesindeki sırrı siz artık idrak edersiniz. Nasıl değişiyor? Nasıl fark ediyor? Biz burada temel mutlak oluşturmamız lazım. Bu bütün dünyanın sıkıntısıdır. İnananların sıkıntısı olduğu gibi inanmayanların da sıkıntısıdır. Çünkü devamlı bir eza görüyor şiddet görüyor sıkıntının içerisinde bir derdin içerisinde hiçbir para için babasının boğazına çöker mi?
Anasının kolundaki bileziği almak için kolunu keser mi bir evlat Sırf dünyevi menfaat için dünyevi menfaat için anne ve babasına bakar eğer bana tarlanı bağını bahçeni maaşını şu servetini vermeyecek olursan ben seni eve kabul etmem der mi? Çok anne ve babasını sokağa atanlar var yüzlerine bakmayanlar var Eğer huzur evlerine sığınabilmişse ne ala orada ağlıyor diyor ki ben bunu on sene on beş sene yirmi sene büyüttüm şimdi ise hiçbir zaman kapım açılıp da nasılsın diye hal ve hatırım sorulmuyor. Bunlar neden oluyor? Bir kere ahlak nedir? Bu bozulmanın sebepleri nedir? Ahlak nedir? Ahlak günde yerleşen ve kolaylıkla yapılan bir harekettir. Günde yerleşen ve kolaylıkla yapılan. Mesela cömertlik sıfatı, cömertlik sıfatı öyle kolay değil.
Herkes kesesini herkes evini açamaz açmaz ne kesesini açar ne kasasını açar ne gönlünü açar ne evini ne de barkını açar Hep başkası vasıtasıyla onların üzerinden yürütmek ister. Ama bu cimrilik sıfatını bizim aşmamız gerekir. Bu mezmum olan, çirkin olan bir sıfattır. Nasıl kurtulacağız? Bunun kalbimize yerleşmesi ve kolaylıkla yerine getirilmesidir. Verdiği zaman hiç arkasına bakmadan arşı alanın gölgesinde gölgelenen yedi sınıftan birisi de nedir? Sağ elinin verdiğini, sol eli bilmeyecek kadar cömert hareket edendir. Bunu azar azar vermek suretiyle çünkü çok vermek onun ciğerini yakıyor azar azar verirken verirken verirken verirken bu onda artık huy haline geliyor kolaylıkla ihsan ediyor Bunun temeli nedir? Yaratan yarattığını bilmez mi? Şimdi biz bazen doğal gazda ne de arızalar meydana geliyor.
Evin fertleri olarak onu düzeltmeye kalksak daha da bozuyoruz ama bunun bizzat tesis edeni eğer bunu başından sonuna kadar yapan bir kimse ise bunu yapan bir kimse ise çok ala biliyor. Hatta sen anlatmadan orada şu şu şu düğmelere değeceksin, şunu şu noktaya getireceksin diyebiliyor. Baktığı zaman görüyor. Çünkü işin ehli. Diğerlerinde de hep böyle. İşin ehline verdiğiniz zaman anlıyor. Diyelim ki arabanızda bir sıkıntı var, çalıştır arabayı diyor. Arabayı çalıştırıyorsun, adam otuz senelik, kırk senelik bir tamirci ama işinin de ehli. Ta çocukluğundan beri başlamış, arabanın çalışmasından biliyor. Amortisörde diyor bir sıkıntı var gaz pedalında var vesaire. Derhal hissediyor. Dinamo kömüründe diyor sıkıntı var. Neden? İşin ehli. Bizim halıkımız, yaratan'ımız, Mevlamız, hareket tarzımızı nerede bildiriyor? Kuran-ı Azimüşşan'da bildiriyor.
Şu yazdığın, şu anlattığın hususları tekrar ifadeye gerek duymuyorum. Başı ile sonunu diyebilirim. En sonundan alarak okulların ahlak eğitimi paylaşımları görsel medyanın eğitim ahlakı üzerindeki etkisini yazıyor mu? Çok iyi yazıyor. Ne yazıyor? Ne söylüyor? Nereden bilecek de interneti yazacak? İnternetin ötesini yazıyor? Neyi yazıyor? Ey iman edenler Allah'tan Celle Celalühu hakkıyla korkun. Elinizden geldiği kadar gücünüz yettiği nispette Cenabı Hak'tan korkun ve sadıklarla beraber olun. Nedir o sadıklar? Burada bir parantez açarak o sadıkları söyleyeceğim. Bildiğimiz misaller doksan dokuz kişiyi öldürenin bir rahibe varıp benim alim ne olacak dediğinde ateş onu da öldürür yüz kişi bir İslam alimine vardığında başta çevreni değiştir, bunu bu kötü fiili sana yaptıran çevrendir, tövbe edersen kurtulursun, der.
Demek ki sadıklarla beraber olduğumuz zaman çevremiz, sadıklar, aşıklar, Allah'ın sevgili kulları nebilerin edebi, salihlerin salah hali, şühedanın bunu biz şu şekilde ele alacak olursak on sekizinci ayeti celile'yi aldığımız zaman burada Tevhid ehli insanların güzel huyları edebi ve erkanı bunları alan kişilerle bulunacak olursa Sadıklarla beraber oturulup kalkılacak olursa onlar gibi olur. Çünkü Salihlerle ol Salihlerle olursan Salih eğer zalimlerle olursan da zalim aşıklara karış olursun aşık derler ya ne cevherler var yahu diye Yunus Emre ifade eder. Demek ki ahlakta bu saydığımız ifade ettiğimiz hususların olmaması ve insanlığa en faydalı bir hale gelmesi için temeli oluşturmamız gerekir. Temeli bizi yaratan Mevla-yı Zülcelal'imizin bizim hareket tarzımızı tespit buyurduğu Kitabı Kerim'dir. Buna uymaktır. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin.