Alemdarın kaleminden yansımalar. Ahirette biçmek için dünyada ekim. Cennet de burada, mizan da burada, sual de burada. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varırsınız buyurmuşlardır. Ölüm geldikten sonra namazlarda eksiğim vardı, onları kılıvereyim. Zekatta pürüzlerim vardı, onu vereyim. Hac yapmamıştım, onu da yapayım. Biraz evrad, ezkar okuyayım, Rabbimi anayım demek yok artık. İnsan öldüğü zaman her şey biter, üç şey müstesna. Sadaka-i cariye hayırlı evlat, faydalanılacak ilim buyruluyor hadis-i şerifte. Herkes kendi ateşini getirir. Yunus Emre müşahede halinde cennet ve cehenneme bir yolculuk yapar. Cehennemin bekçisi Malik'e, hani burada bir ateş göremiyorum, nerede bu cehennemin ateşi diye sorar. O da cehennemde dağlardan getirilen odunlar yanmaz, herkes kendi ateşini getirir cevabını verir.
Haset olan kimseler kendi haset ateşini yakarlar. Gıybet edenler kendi gıybet ateşlerinde yanarlar. Haram mal toplayanlar kendi haksızlıklarının ateşinde yanarlar. Allah'ın rahmetinden ümit kesenler onun rahmetini göremeyişlerinden dolayı ızdırap çekerler. Sırat üç bin senelik yol, bin senesi yokuş, bin senesi düz, bin senesi de iniştir. Bu yüzden tespih çekerken Sübhanallah derken çok hafif bir şekilde tesbihi yukarı kaldırırız. Elhamdülillah derken düz, Allahu ekber derken inişli yaparız, tıpkı sıratı geçiyormuş gibi. Asıl sırat da budur. Sabah kalkıp işine giden işçi, bakkal, çiftçi, amir, memur eğer doğru dürüst muamele ederse, hak ve hukuka riayet ederse, o kimse sıratı, berki hatif gibi geçer. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.