Alemdarın Kaleminden yansımalar. Ahiret hazırlığı. Ayet-i kerimede buyruluyor. Kim Rabbinin zatına kavuşmak isterse salih amel işlesin ve Rabbine kulluk etmede riyakarlığa girerek hiçbir kimseyi ortak koşmasın. Ölüyü üç şey takip eder. Çoluk çocuğu, malı, ameli. Peşi sıra ikisi gerisin geriye döner ve amelleriyle baş başa kalır buyuruyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Malı kabre kadar bile varmaz. Gözünü yumar yummaz onu terk eder, varislerine kalır. Kefenin cebi yoktur. Kefenine para kesesi yaptırıp da aman param kaybolmasın diyen bir kimse gördünüz mü? Ya babasıyla kabre girmek isteyen bir oğul gördünüz mü? Kişi artık sadece ahiret için yapmış olduğu hazırlıklarla yani amelleriyle baş başadır. Ahiret azığı muhasebe. Fırsat elimizdeyken dünyada bir şey yapmalıyız. Ahiret için dünyada bir şeyler yapmak isteniliyorsa öncelikli olarak sıkı sıkıya nefis muhasebesi yapılmalıdır.
Kar ve zararımızı şimdiden hesap edelim. Dünyevi işlerimizde hesap kitabımızı unutuyor muyuz hiç? Ne olur, dünyayı düşündüğümüz kadar da ahireti düşünelim. Ahireti dünyadan öne alan kimseler için ayet I kerimede onlar için bir bağışlanma ve Allah'ın rızası vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir menfaatten başka bir şey değildir. Ebedi ve mutlak bir ahiret varken bu kısacık dünya hayatını öncelemek akıl karı değildir. Gelin karımızı, zararımızı Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye zaviyesinden hesap edelim. Ahiret azığı nefse muhalefet. Nefsin emrettiği her şeyi yapmamalıyız. Çünkü nefis kötülüğü emreder. Nefs-i emmare. Bundan sonra nefsin emrettiklerinden nefret hali meydana gelmelidir. Nefs-i levvame. Sonra bu amellerimizden dolayı gönlümüze güzel duygular ilham olunacak. Nefs-i mülhime. Bu nefis sayesinde fakiri, yoksulları düşünür, elimizden geldiği kadar infakta bulunuruz.
Fakat böyle güzel düşünceler içerisindeyken halimiz tam tersine dönebilir. O zaman anlayacağız ki nefse hala muhalefet gereklidir. Çünkü nefsimiz daha durulmuş değildir. Nefis mutmainneye erimeye kadar nefis huzura kavuşmuş değildir. Ahiret azığı kalbi selim. O günkü onda ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a selim bir kalple gelen müstesna. Şuara, seksen sekiz-seksen dokuz Şiirde ne güzel ifade edilmiş. Sanma ki ey Hace senden zer ü sim isterler. Yevmella yemfeuta kalbi selim isterler. Bu ayetteki kalbi selim'e, dedem Mustafa Hulusi şöyle bir izah getirmişti. Hiç incitmeyen ve incinmeyen bir kalp. Yani dışa kapalı bir kalp. Daim hakkın tecellileriyle meşgul bir kalp. Bu tecelliler vasıtasıyla vücut nura bulanır. Karanlık kabir bu nur vasıtasıyla cennet bahçesine dönüşür. Ahiret azığı muhabbetullah.
Bayezıd-i Bistami Hazretleri ara sıra dışarı çıkar, Harakan tarafına döner ve dermiş ki bana bu taraftan bir ehlullah kokusu geliyor. Zamanın kutbul aktabı olacak birisinin kokusu geliyor. Bayezid-i Bistami henüz dünyaya gelmeden önce Ebu'l-Hasen Harakani Hazretlerini müjdelemiştir. Kendisi henüz bu aleme teşrif etmeden geleceği haber verilen bu büyük zata bir gün bir evladı acur'dan güzel bir turşu hazırlar. Efendi Hazretleri acur turşusunu pek severmiş. Efendisinin getirdiği turşuyu yemediğini gören mürid nedenini sorar bu davranışın. Hazretin cevabı şu olur. Bu acur çalıntı bir suyla sulanmış. Böyle bir vera ehli bir insan olan Ebu'l-Hasen Harekatı Hazretleri, Cenabı Hak kırk yıldır kalbime nazar eder de kendi muhabbetinden başka bir şey göremez, der. Ahiret azığı nafileler. Gerçek hayat, nefsin durulmasından sonra başlar.
Hakla baki olmak, kendisiyle dirilmek, Hak Teala'nın müminin işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olmasıdır. Hak'la baki olmak ve Cenab-ı Hakk'ın kendisiyle diriltilmesinin anlamı kulum bana nafilelerle yaklaşır, ben onun gören gözü işiten kulağı kavrayan eli olurum hadis-i kudsisinden ifade buyrulur. Yani kul, nafileler sayesinde görünce Allah'ın nuruyla görür. Bakınca Allah'ın nuruyla bakar. Duyunca Allah'ın nuruyla duyar. Tutunca Allah'ın nuruyla tutar. Yürüyünce Allah'ın nuruyla yürür. Ahirette nafileler vasıtasıyla elde edilen nur, yolumuzu aydınlatacaktır. Ahiret azığı, gözyaşı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir cenazenin defninde öyle ağladı, öyle ağladı ki toprak çamur oldu. Ağlayan kimse gelmiş geçmiş bütün günahları affolunan Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Haşyet I İlahiden dolayı akan iki damla gözyaşı cehennem ateşini söndürür.
Gözyaşlarımızın iki damlası affı ilahiye vesile olur. Bu bağışlanma da bizim Mevla ile beraber olmamıza vesile olur. Ahiret azığı iman nuru. Yapılan salih ameller neticesinde Allah Celle Celalühu kuluna öyle bir nur verir ki cehennem feryat eder. Tez geç ya mümin. Senin nurun benim narımı söndürecek. O nurun yanında ateşten hiçbir eser kalmaz. Şunu unutmayalım. Cehennemin narını söndürecek olan bu nur, bu dünyada kazanılır. Ahiret azığı abdestin nuru. Usulüne riayet edilecek olursa abdest azaları nurlanır. Ahirette de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biz ümmetini bu nur vasıtasıyla tanıyacak. Abdest azaları parlayan mümin, cehennem üzerinde sırattan geçerken cehennem yalvarır. Tez geç ey mümin, senin nurun benim narımı söndürecek diye. Bu güzelliklere sahip olan Yunus Emre Hazretleri ahiret ahvalinin kendisi gibi arifler için ne kadar kolay olduğunu ne güzel dile getirmiştir.
Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir. Varıp anın üstüne evler yapasım gelir. Altında gaye vardır, içi narla pürdür. Varuben ol gölgede biraz yatasım gelir. Ahiret azı vera duygusu. İmam-ı Azam birine borç para verir. Borçlu kimse bir süre sonra parasını getirir. Fakat İmam-ı Azam hazretleri parayı almaz. Adam, borcum ne kadarsa hepsini getirdim, neden almıyorsun deyince İmam-ı Azam, benim sana verdiğim paralar siyahtı, senin bana verdiklerin beyaz der. İki paranın da değeri aynı olduğu halde faiz olabilir ihtimalinden dolayı kabul etmemiştir. Yine İmam-ı Azam'dan nakledilir. Yaşadığı şehirde bir koyun kaybolur. O kaybolan koyunun eti bana rastlamasın diye gidip bir çobana bir koyunun takriben kaç sene yaşayacağını sorar. Koyunların altı senelik ömrünü öğrendikten sonra İmamı Azam altı sene koyun eti yememiştir. Çünkü o koyunun etinin kendisine rastlama ihtimalini dikkate almıştır.
Ahiret azığı Salavatı Şerife. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet olunduğuna göre Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur. Cebrail, İsrafil, Azrail ve Mikail bana geldi. Cebrail bana şöyle dedi. Ya Resulallah, kim ki sana on defa salat-u selam getirirse ben onun sıratta elinden tutarım, sıratı belki hatif yıldırım gibi geçiririm. Mikail dedi ki ben onu Kevser havzından sularım. İsrafil dedi ki ben onun için secdeye kapanırım. Allah onu bağışlamadan başımı kaldırmam. Azrail dedi ki, ben onun ruhunu enbiyanın ruhu gibi alırım. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.