Taştan bile sizin buyuruyor Cenabı Hak, kalpleriniz taşlar gibi oldu, daha da sertleşti, katılaştı, taşların öylesi var ki içinden sular fışkırıyor. Neden ağlıyor taş? Bunun bir hikmeti var. O da biz ağlayamadığımız için ağlıyor. Sabır hattında bizim mürşid-i kamilimiz ne buyuruyorlar, damatlarını, Sabreyleip ciğerini dağlayan, teslim olup hakka gönül bağlayan, iki yüz yıl zellesine ağlayan atamız Adem'e ulanı düşün. Zellesine ağlıyor. Ağlamanın da gülmenin de bir ölçüsü vardır. Mesela bir meclis kurulmuş, bir tane birisi söz söylüyor oradakiler hep bir gülüşüyor. Yok böyle bir hayır. Efendimiz böyle bir cemaate denk geldi sancallahü Teala aleyhi ve sellem Buyurdular ki bunlar ölümü hatırlamıyorlar. Aslandan kaçar gibi kaçın denilen bu meclislerdir. Ondan hayırlı insanlar var. Bak şimdi internetler vasıtasıyla ne? Kardeşlerimiz ne yapıyor? Birbirleriyle görüşüyorlar. Sohbet ediyorlar.
Aman ha diyorlar devir böyle oldu. Ne yapıyorlar? İslam hukukundan, Bizim genç Safa'nın yapmış olduğu çalışmadan birisi bu. Bir diğeri İslam tarihinden okumak suretiyle birbirlerine hep yardımcı oluyorlar arkadaş grubu olarak. Mesela biz sohbet grupları olarak katiyen aman ha gülmeler, gitmeler olacaksa hiçbir şey olmasın. Böyle şahsiyetli, vakur bir şekilde arkadaşlarımıza bu telefonlar vasıtasıyla olsun ne yaparız? Sohbetlerimizi yaparız. Biz bunu düşünürüz zaten Rabbimizin lütuf ve keremiyle. Şu konuştuklarımız ne? Diyoruz Allah'ım bir kişinin söylediğimiz sözün biliyorum dilden geldiğini, Allah'ımız gönülden getirsin, bir tesir eder de affımıza vesile olur mu diye. Derdimiz bu. Yani çok ağır bir mesuliyetin içerisindeyiz şu anda. Yani hayırda bir delil olmak lazım. Allah'ımız şerde delil etmesin. Onlara örnek olabilmek ne kadar zor bu, ne kadar zor bu. Vebali var.
Ağıdın da gülmenin de ölçüsü olacak Cenabı hak bize ağlamanın da gülmenin de ölçüsünü eserini. Onlar, onlar az gülerler ama çok ağlarlar ve sonra dikkat buyurulursa ayet celle emir ifade ediyor. Emir, onlar felyel,