Merhaba sevgili dostlar İhsan Mektebi programımızın bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugün sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan adalet konulu sohbeti aktarmak istiyorum. Allah'u Teala şöyle buyuruyor. Ey müminler, siz bilcümle işlerinizde adaleti ikame ve muhafaza edin. Eğer insanlar arasında muamelata da şehadet ederseniz adalet üzere şehadetinizi yapın. Velev ki nefsiniz aleyhine veyahut validein vesair akrabalarınız aleyhine olsun. Adalet ve insaftan ayrılmayın. Şehadet ettiğiniz kimse ister zengin olsun ister fakir olsun. Sizin için fakrından dolayı fakir tarafına veya zenginliğinden dolayı zengin tarafına meyletmeniz caiz değildir. Zira Allahutaala zengin ve fakir ve her ikisi için de en haklı ve evladır. Şu halde Hak'tan dönüp de hakkı değiştirme ile hevayı nefsinize tabi olmayınız. Eğer hevayı nefsinize ittiba ederseniz ahirette azap görürsünüz.
Zira Allah Teala sizin amellerinizi bilicidir buyrulmuştur. Bu ayet-i celilede kavvam mübalağa ile bir şey üzerine kaim olmak kıstta adalettir. Vacip Teala ve Tekaddes Hazretleri bu ayet-i celilede bilcümle kullarına adalete şiddetle riayet etmek lazım olduğunu ve zulüm ve cevretmekten sakınmalarını ve bütün işlerinde ve muamelelerinde şehadet yani şahitlik ettiklerinde Allah Teala rızası için eda edip iki taraftan birine meyletmek caiz olmadığını beyan buyurmuştur. Binaenaleyh şehadeti kendi nefsi aleyhine veya ebeveyini vesair akrabası aleyhine mazarrat-ı mucip olsa da doğru şahitlik yapmak vaciptir. Ey müminler, siz Allahutaala'nın emrine itaat edin ve ibadete kaim olun ve adaletle şehadet edin ve bir kavme buğzunuz, sizi adalet etmemenize sevk etmesin. Her şeyde ve herkes hakkında adalet edin. Zira takvaya en yakın olan adalettir. Allah'tan korkun.
Zira Allahutaala sizin amelinizi bilir. Hadisi şerifte, bir saat adaleti icra etmek altmış senelik ibadetten hayırlıdır, buyruluyor. Yine Hadis-i Şerif'te buyrulmuştur ki, Yedi sınıf vardır ki arşı alanın gölgesinden başka gölge olmadığı bir günde Cenabı Hak onları arşı ala gölgesinde gölgelendirecektir. İşte bunlardan birincisi adaletli devlet başkanıdır, yöneticidir. Yani her işini adalet dairesinde yapan yöneticilerdir. Hazreti Aişe Radıyallahu Anha der ki Beni Mahzum kabilesinden bir kadın bir şehir çaldığından şeri ceza olarak onun elinin kesilmesi lazım geldi. O kadının elinin kesilmemesi için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kim söyleyebilir dediler. Ona bu hususta söylemeye hiçbir kimse cesaret edemedi. Ancak Usame Bin Zeyd söyledi.
Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Usame'ye cevaben İsrailoğulları zamanında eşraftan biri bir şey çaldığında onun elini kesmezlerdi. Şer'i cezayı icra etmezlerdi. Fakat zayıf ve fukaradan birisi çalsa onun elini keserlerdi. Eğer o hırsız kızım Fatıma bile olmuş olsa yine onun elini keserdim buyurdu. Diğer bir rivayete göre Husameye hitaben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Allah'ın cezalarından bir ceza hakkında şefaat mi istiyorsun diye Usame'yi azarlamıştır. Yani bu torpil ve şefaat kabul olunur şey değil demektir. Hadis-i Şerif'te Fatıma tu bid'atun minni, kızım Fatıma benden bir cüzdür buyurulmuştur. Keza Fatıma seyyidetu nisa il alemindir. Çünkü bir başka Hadis-i Şerif'te Hazreti Meryem, Hatice, Fatıma ve Asiye'nin kadınların en eftali olduğu beyan buyrulmuştur.