Sanâyi devrimiyle birlikte dünyâda maddeye yöneliş artmış, insanlar aşama aşama dinden ve mâneviyattan uzaklaşmışlardır. Bu durum pahalıya mâl olmuş ve insanlar bir süre sonra büyük boşluklara düşmüşlerdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre bugün her 40 saniyede bir insan kendi canına kast etmektedir (Yüce Rabbimiz hepimizi muhâfaza eylesin). Bu probleme karşı çözümler aranmakta ve çeşitli yollar denenmektedir. Bu sebeple olsa gerek özellikle son yıllarda dünyâda mâneviyâta karşı bir yönelim vardır. Özellikle 1960’lardan sonra dînî danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin hastânelere girmesi için bilimsel çalışmalar yapılmış, enstitüler ve vakıflar kurulmuştur. Geldiğimiz noktada bu alanla ilgili onlarca enstitü, vakıf ve dernekler vardır ve yüzlerce makāle ve kitap telif edilmiştir. Mânevî destek ve mânevî rehberlikle ilgili çalışmalar her geçen gün artmaya devâm etmektedir. Türkiye’de de 2015 yılından itibâren hastânelere mânevî destek uzmanları atanmaktadır. İslâmî gelenekte mânevî desteğin ve rehberliğin yeri ve önemi büyüktür. Kur’ân-ı Kerîm’de Allâh’ın(cc) inananlara mânevî desteği ile ilgili birçok âyet-i kerîme bulunmaktadır.1 Hz. Peygamber(sav) de hem sözleriyle hem fiilleriyle hastalara mânevî destekler vermiş ve onları ziyâretleriyle rahatlatmıştır. İmam Buhārî’nin Sahîh’inde oluşturduğu kitaplardan birisi “Hastalar Kitabı”dır (Kitâbu’l-Merdâ). Bu bölümde hastalar için tesellî ve mânevî destek niteliğinde olan hadisler nakledilmiştir. Peygamberimiz(sav) her fırsatta mü’minlerin birbirlerini hem maddî hem mânevî yönden desteklemelerini teşvîk etmiş ve bir hadislerinde: “Kim bir mü’mine bir nefes aldıracak (onu sıkıntısından kurtaracak) olursa, Allah(cc) kıyâmet günü ona bir nefes aldırır (sıkıntıdan kurtarır)” buyurmuştur. (Müslim, Zikir) İslâm ahlâk âlimleri de bu konu üzerinde durmuş ve insanların maddî-mânevî sıkıntılarını bertarâf etmek için hem teorik hem de pratik adımlar atmışlardır. İbn Miskeveyh’in Tehzîbü’l-Ahlâk, Mâverdî’nin Edebü’d-Dünyâ ve’d-Dîn ve Gazzâlî’nin Kimyâ-yı Saʿâdet gibi eserleri bu bahçede açan yüzlerce çiçekten sâdece birkaç tânesidir. Geleneğimizde bu alanla ilgili yapılmış olan çalışmalar, toprak altında çıkarılmayı bekleyen hazîne gibi araştırılmayı ve işlenmeyi beklemektedir. İslâm ahlâk bahçesinde açan nâdide çiçeklerden bir tânesi 1987 yılında vefât eden Yahyalılı Hacı Hasan Efendi’dir. Hastânede yatan dâmâdını tesellî etmek için onun yazmış olduğu şiir, günümüzde şifâ bekleyen hastalar için de tesellî ve mânevî bir destektir. Bu makālede onun yazmış olduğu Tesellînâme adlı şiir, Mânevî Destek açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır. Sabreyleyip ciğerini dağlayanTeslîm olup Hakk’a gönül bağlayanİki yüz yıl zellesine ağlayanAtamız Âdem’e(as) olanı düşün Bin elli sene ömrü olanSabreyleyip rızā-yı Rahmân’ı bulanKırılıp kavmi tûfâna dalanİbret al Nûh’a(as) olanı düşün Benzer musîbetlerin seçkin insanlara geldiğini bilmek kişiyi tesellî edecektir. Kur’ân’da peygamber kıssalarının anlatılma sebeplerinden birisi budur. Yüce Rabbimiz(cc) âlemlere rahmet Efendimiz’e(sav), “ülü’l azim peygamberler nasıl sabretti ise sen de öyle sabret” buyurarak onları örnek göstermiş ve O’nu tesellî etmiştir. “Bu kıssaları senin kalbini sâbit kılmak için anlatıyoruz” âyeti buna işâret etmektedir. Batı dünyâsında insanları değiştirirken gerekli olan önemli kritik unsurları bulmak için incelenen 300 makāle netîcesinde belirlenen faktörler arasında ilk sırayı “evrenselleştirme” almaktadır. Yani herhangi bir musîbete dûçâr olup sıkıntı yaşayan kişiler/hastaların kendilerinin yalnız olmadığını, benzer problemleri yaşayanların var olduğunu fark etmeleri onları geliştirmekte ve iyileşmelerini sağlamaktadır.2 Yukarıdaki şiirde Hacı Hasan Efendi(ks), Hz. Âdem’i ve Hz. Nûh’u örnek göstermiş ve peygamberlerin seçkinlerinin dahî başlarına birçok musîbetler geldiğini zikrederek hastayı tesellî etmiştir. Ayrıca Hz. Âdem’in(as) hatâsına tövbe edişini, istiğfâr edişini3 ve sabrını ön plana çıkararak hastaların hastalık sürecinde en çok ihtiyaç duyacakları erdemlere işâret etmiştir. Düşün oğlum Peygamberin suçu neMusîbetle beyaz geldi saçınaMancınıkla düştü ateş içineBerdü selâm olan Halîl’i(as) düşün. İmtihanla has kulları seçildiAğaç gibi ortasından biçildiMübârek kanları yere saçıldıZekeriyyâ(as) dosta olanı düşün. Mevlâm’dan geliyor bizlere dertlerSabredersen kuzum sevâbın katlarPeygamberi nasıl yemişti kurtlarHazreti Eyyûb’a(as) olanı düşün. Mânevî destek konusunda önemli olan hususlardan ve hastaların kapıldıkları yanlış zanlardan birisi, başa gelen belâ ve musîbetleri, Allâh’ın kendilerini cezâlandırmak için verdiğini düşünmeleridir. Bu düşünce onları yanlış bir yola sevk etmekte ve netîcesinde Allâh’ın(cc) rahmetinden ümit kesmelerine sebebiyet verebilmektedir. Yukarıdaki dizelerde Hacı Hasan Efendi, belâ ve musîbetlerin sâdece cezâ için gelmeyeceğine, kulları imtihan ve onların derecelerini yükseltmek için de olabileceğine dikkat çekmiştir. Kırk sene aktı Ya’kûb’un(as) yaşıGenç idi çünkü Yûsuf’un(as) yaşıKuyuya attılar, vurdular taşıOn iki yıl zindanda kalanı düşün. Günahı söylemek sanki suç gibiŞehitlik insana olur taç gibiKestiler bu zâtı misl-i koç gibiYahyâ(as) Peygambere olanı düşün. Cenâb-ı Hakk Kur’ân’da, peygamberlerin başlarına gelen çeşitli musîbetleri zikretmiş ve farklı imtihanlara uğrayan peygamberleri örnek göstermiştir. İnsanları değiştirirken gerekli olan önemli kritik unsurları bulmak için incelenen 300 makāle netîcesinde belirlenen faktörlerin bir diğeri de “model alma”dır.4 Buna göre kişi, rol model aldığı şahsın verdiği tepkileri de örnek olarak alabilecektir. Yukarıdaki dizelerde Hacı Hasan Efendi(ks) bu örnekliğe dikkat çekmekte, Allâh’a ve âhirete inancın ne kadar büyük nîmetler olduğunu hatırlatmakta, peygamberleri rol model olarak göstermektedir. Altmış üç var idi Sultān’ın yaşıNeler çekti iki cihan güneşiUhud tepesinde kırıldı dişiSultān-ı Rasûl’e(sav) olanı düşün. Sıddîk’ın ayağı ğarda (mağarada) sokulduÖmer’in karnına hançer kakıldıOsman’ın kanı Kur’ân’a döküldüKûfe’de Ali’ye olanı düşün Kalemdâr yazmakla bitmez yazılarMaddî, mânevî dertler sızlarKerbelâ’da şehit düşen kuzularHasan ile Hüseyin’e olanı düşün. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz(sav), sahabe ve ehl-i beyt, dünyâ imtihanlarından nasiplerini fazlasıyla almışlardır. İnsanların başına gelebilecek sıkıntıların benzerlerini yaşayan Efendimiz(sav) bunlara karşı verilecek tepkiyi veciz şekilde özetlemiştir: “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir. Ancak bu iki dudak arasından Allâh’a isyan sözleri çıkmaz.” Hacı Hasan Efendi de tesellî olarak yazdığı bu şiirinde Hz. Peygamber’e(sav), ashâbına ve ehl-i beyte gelen sıkıntılara vurgu yapmış ve onların sabır ve teslîmiyetlerine dikkat çekmiştir. Şâfî olan yüce Rabbimiz tüm hastalara ve hastalıklarımıza şifâ, tüm dertlilerimize devâ versin. İmtihanlarımızı kolay kılsın ve hayırlı muvaffakiyetler lütfeylesin. Gazze başta olmak üzere tüm Müslümanların sıkıntılarını bertarâf eylesin. Âmîn. Dipnotlar: 1 Geniş bilgi için bk. Garip Aydın, Âyetler ve Hadisler Işığında Hastalara Mânevî Destek, Kimlik Yayınları. 2 Raymond j. Corsini-Danny Wedding, Modern Psikoterapiler, 32. 3 Hz. Âdem ile Havvâ’nın kaybettikleri nîmetlerden dolayı iki yüz sene ağladıklarına dâir İbn-i Abbas’tan bir rivâyet nakledilmektedir. Ebü’l-Fadl Şihabuddîn es-Seyyid Mahmud el-Âlûsî, Rûhu’l-Meânî fi-Tefsîrî’l-Kurâ’ni’l-Azîm ve’s-Sebi’l-Mesânî, (Beyrut: Dârü’l-Fikr, 1994), 1/378. 4 Raymond j. Corsini-Danny Wedding, Modern Psikoterapiler, 32. Ocak 2025, sayfa no: 24-25-26-27