Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yansımalar / 29 ve kıymetli damadlan Ali Efendimiz (r.a.)’i rüyasında görür. Şöyle buyurur Efendimiz (s.a.v.): “Evladımız Emir Sultan’a, Allah (c.c.) üç tane nûr ihsan etmiştir. Onun kaybolduğu yerde defnolunacak, Anadolu’ya gidecek; Sünnetimi takva esasına uygun olarak uygulayacak, hayatımın yaşanmasını insanlara tavsiye edecek.” Hiç ayrılmak istemediği beldeden, bir aşığın ifadesiyle, “Eğer, sekiz cennet açılsaydı, ben yine Medine’yi tercih ederdim.” denilen Medine’den, böyle kudsî, ulvî, nurlu âlemden Anadolu’ya gelir. Bu mübarek sultan, Medine’de bulunduğu yıllarda, bir gün Ashab-ı Suffe’de oturuyordu. O dönemde ise Ashab-ı Suffe’de, Rasûlullah (s.a.v.)’m soyundan gelen ehl-i beyti otururdu. Emir Sultan’in oturduğunu görenler, derler ki: - Buraya ancak, Rasûlullah (s.a.v.)’tan itibaren gelişini ifade eden ehl-i beyt vesikası olanlar oturur. Şayet vesikan varsa oturabilirsin. . - Evet ben Rasûlullah (s.a.v.)’ın soyundanım. - O zaman çıkar vesikanı, - Evimdedir. - O zaman oturamazsın. - Vesikaya ne gerek var, işte Rasûlullah (s.a.v.). Hepimiz Rasûlullah (s.a.v.)’m huzuruna varalım. “es-Salatü ve’s-selâmu aleyke ya Rasulallah!” diyelim. Kimin salât-ü selamına, “Ve aleyke’s- selam” denecek olursa o Rasûlullah (s.a.v.)’ın evlâdıdır; Rasûlullah (s.a.v.) Boyundandır. Tek tek varırlar, edeple, “es-Salatü ve’s- selâmu aleyke ya Rasulallah!” derler. Ama hiçbir ses çıkmaz. Emir Sultan çok mütevazı, huzur ve

