Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazret-i Süleyman / 91 1. Karınca mahlûkat içinde ufak bir mahlûk olduğu halde ebriâ-yı cinsini muhâfaza için hayır tavsiyesinde bulundu halde biz âkil insanların da mü’min kardeşleri mize hayır tavsiye etmek ve onları melhuz olan zarar dan korunmaları için îkaz etmemizin ne derece ehem miyetli ve lüzumlu olduğunu da bu âyet-i celîlenin mef hûmundan idrâk etmemiz îcabeder. 2. Süleyman -aleyhisselâm- ebeveynine ihsân olunan nîmet-i ilâhiyeyi kendisene de nîmet addede rek Cenâb-ı Hakk’a şükretti. Her insanın Cenâb-ı Hâkk'ın kendisine ihsân buyurduğu nimetlere şükret mesi vâcib olduğu gibi ebeveyninin nimeti, evlâd hak kında da nîmet olacağından ebeveyninin nîmetine de şükretmesi lâzım olduğu bu âyet-i celîleden anlaşıl maktadır. 3. “Senin razı olacağın amel-i sâlihi bana nasîb et.” diye Süleyman -aleyhisselâm-’ın duâsında sâlihler zümresinden olmak için insanın dâimâ Cenâb-ı Hakk’a niyaz ile istirhamda bulunması lâzım geldiği anlaşıl maktadır. 4. “Yâ Rabbî ihsânınla, rahmetinle beni sâlih kuların zümresine idhâl et.” diye duâsı ile de cennet te derecâta nâil olmak amel-i sâlih ile olur ise de cen nete girmenin de ancak fazl-ı ilâh! ile olduğu bu âyet-i celîleden müstefâd olmaktadır. Süleyman ibni Dâvud -aleyhisselâm- cinnîlerden, insanlardan, vahşî hayvanlardan ve kuşlardan müte şekkil bir kafileyle giderken yolda Benî İsrail'den bir

