Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
96 / Musahabe 4 anhâ-’nın hanesine teşrif buyurdu. Fakat kapıdan geri döndü, eve girmedi. Sonra Hazret-i Fâtıma -radıyalla- hu anhâ- Hazret-i Ali -kerremallahu vecheh- geldiğinde söyledi. O da Rasûlullah -sallaliahu aleyhi ve sellem- efendimize arz eylediğinde: “Hakka ki ben onun kapısında birtakım suretler ya zılmış kapı perdesi gördüm. Onun için döndüm. Benim ile bu dünya beytinde ne münasebet var!?" buyurdu. Yani, böyle süslü kapı perdesinin asılması dünya ziy netine meyil demek olduğundan bunu kendimce kerih gördüm demektir. Onun üzerine o perdeyi ne yapacaklarını istîzân ile fakr u ihtiyacı olan bir fakire gönderilmesini emir bu yurdu da gönderildi. Eğer alçı veya bakırdan veyahut herhangi bir ma denden müstakil olarak bir heykel yapılmış ise bunun câiz olmayacağı daha sarihdir. Mahlûkâta hayat ver mek ve yaratmak ve şekl ü suret vermek, Hâlık teâiâ hazretlerinin (Hâlık, Muhyî, Musavvir) ism-i celîline ve sıfât-ı ulûhiyyete tealluk ettiğinden dînimizin ahkâmı bu fiil ve hareketi nehiy buyurmuştur. işte müşriklerin taptıkları (Lât) ismindeki put da ev velce Lât isminde bir şahsın nâmını yâd için yapılmış iken mürûr-ı zamanla onu ilâh ittihaz ederek tapınmak derecesine müncer olmuştur. Hâlık teâiâ ve tekaddes hazretleri de Kur’ân-ı Ke- rîm'inde, fermân-ı sübhânîsinin pek müteaddid yerlerinde:

