Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
38 / Musahabe 3 --------------------------------------------------------------------- “Ey hayırlı oğul! Ey sâlih peygamber merhaba!" dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz hazretleri buyurdu ki: Bütün bu menâzil ve manzaralardan onra Sidre-i Müntehâ’ya ref olundum. Sidre-i Müntehâ sahası açıl dı. Bir de gördüm ki Sidre ağacının meyvesi Yemen’in Hecir karyesinin testileri gibi idi. Yaprakları da fillerin kulakları gibi idi. Cibril bana: "İşte burası Sidre-i Mün- tehâ'dır!’™ dedi. Sidre-i Müntehâ’nın kökünden dört nehir akıyordu. İki nehir zâhirî idi. İkisi de bâtınî idi. “Ey Cibril! Bu dört nehir nedir?" diye sordum. Cibril: “Bâtın nehirler cennette iki nehirdir. Zâhirî olan ne hirler Nil ile Fırat nehirleridir." dedi. Sonra bana Beyt-i Ma’mûfö keşf olundu, gösteril di. Gördüm ki ona her gün yetmiş bin melek ziyârete gidiyor. 19. Sidre-i Müntehâ’ya tefsirde Tûbâ ağacı denilmiştir. Trabzon hurma sı fasilesinden olup Arabistan kirazı denilen "nebak" ağacıdır, “Mün- tehâ” bir şeyin son haddine denilir ki, mahlûkatın ilmi orada nihayet bulup eflâk-i seb’anın ve âlem-i kevnin hudûdunu tahdid eden bir mahalle işaret olmak üzere müntehâ denilmiştir. Meleklerin âlemi orada müntehi olduğu ve Fahr-i âlem -sallalahu te- âlâ aleyhi ve sellem-'den gayri kimse oradan öteye geçemediği için buraya "Müntehâ” denilmiştir. 20. Her gün bu beyt-i mâmura gelen yetmiş bin melek tâ kıyamete ka dar bir daha beyti, mâmûra gelemiyecektir, denilmiştir. Yine bu beyt- i mâmûr tam Beytullah’ın üst hizâsında bulunmakta imiş. Yani aşağı

