Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
24 / Musâhabe 2 ^j^ <y ^ ^Wl e? ^ ^ "Semâvât ve arz ve on larda' mevcud olan cümle mahlûkat Allah’ındır. Ve cümlesinin hıfzı O’na aittir.” ^Siy 1 jÛp '^ ¿jJl IS y "Allah teâlâ indinde âsîlere enbiyâ ve evliyadan kim şefâat edebilir? Hiç kimse şefâat edemez. Ancak Cenâb-ı Allah’ın izn-i celîli ile şefâat eder.” ^^Lj ?^-AÎ i^^ ’^ “Allah teâlâ nâsm ileriye takdim ettikleri ve geride İşleyecekleri amellerini bi lir ve hiç bir zerresi ilminden hâriç olmaz.” Yani, kul larının bilerek, bilmeyerek dünya ve âhirete müteallik işledikleri amellerin cümlesini bilir. İLİ tu yi Jp ¿^ t^l üjL^. ^ "Halbuki nâs Ce- nâb-ı Allah’ın bildiği mâlumâttan azıcık bir şey bi le bilmezler, ancak Cenâb-ı Allah’ın mahlûkunun bilmelerine irâde-i ilâhiyesi şeref-i teâlluk ettiği şeyleri bilirler.” Binaenaleyh insanlar ne kadar âlim, âkil ve mütâlaa sâhibi de olsalar onların bildikleri ilim, ilm-i İlâhîye nisbetle bir katre olmadığı gibi bir zerre bi le değildir. ^j^h olj^-Jl '4-^ £-j “Vâcib teâlânın kürsîsi ve arzı vâsî oldu ve onları ihâta etti." Bu mânâ; kür- sînin semâvâtın fevkinde ve arş-ı âlânın altında semâ- vât-ı seb’ayı ihâta eden cisim olduğuna nazarandır. Bu mânâyı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir ha dîsinde; “Yedi semâvât ve altı tabaka arz, kürsîye nis betle cesîm bir ova üzerine atılmış bir halka gibidir, "bu yurmuştur.

