Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
144 / Musâhabe 1 Âyetteki hüsran, dünyâ ve âhirete şâmildir. Dünyâ da hüsrân; kâfirlere itâat ve tezellül ve düşmana arz-ı ihtiyâç etmek gibi şeylerdir. Düşmana boyun eğmek, envâ-ı zilleti câmi’dir. Âhirette hüşran; cehenneme gir mek ve cennetten mahrum olmaktır. Amr İbnü’l-Cemûh’dan Ahmed rivâyet eder: Peygamber -aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm- Efendimiz buyurmuşlardır ki: "Abdih muhabbeti ve buğzu, fillâh (Allah için) olma dıkça imân onun hakk-ı sarihi olmaz. Hubb ve buğz Al lah için oldukta o vakit velâyet-i Hak Teâlâ’ya müstahak olur.” Diğer hadîs-i şerifte: "Bir kimsenin hubbu ve buğzu ve îtâsı ve men'i lil- lah (Allah için) olduğu vakitte îmânı kâmil olmuş olur.” Ve dahî Deylemî rivâyetiyle hadîs-i şerifte gelmiş tir: "Ehl-i maâsîye buğz eylemekle Allah Teâlâ’ya ta- karrub edin! Ve onlara suht eylemekle rızâ-yı Hak Te- âlâ’yı iltimâs edin! Ve onlardan baîd olmakla Hak Te âlâ’ya karîb olun.”biye buyurulmuştur. Eğer kâfirler, fâsıklar Hak Teâlâ’nın a’dâsı ve meb- ğûzu olmasalar idi, buğz-i fillâh vâcibât-ı dinden olmaz dı. Ve efdal-i mukarribât ve müstekmil-i îmândan olmaz

