Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Tâlût ve Câlût / 351 O halde akıllı olan kişi, dünyâ malı toplamak için kendini yormamalıdır. Zirâ rızık daha önceden taksîm edilmiştir. Allah Teâlâ Dâvûd -aleyhisselâm-’a şöyle vahyetti: - «Ey Dâvûd! Sen de diliyorsun, ben de. Eğer sen benim dilediklerime razı olursan, senin dilediklerinde ben sana kâfi gelirim. Şayet benim dilediklerime razı olmaz san seni yorarım. Sonunda yine ancak benim dilediğim olur.» Binâenaleyh, insanlar (Benî İsrail) cismânî (maddî) tabiatın kaynağı olan bir nehirle imtihan edildiler, hırsla kana, kana içmeye çalışanlar hakîkat ehlinden değil, tabiat ehlindendir. Aynı zamanda kendilerini Allah’tan uzaklaştıran şehevî arzuların kölesidirler. Rivâyete göre Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Ebû Hüreyre’ye vasiyyetinde şöyle demiştir: Yâ Ebâ Hüreyre! Sen, bir takım kavmin yoluna gir ki, insanlar, korku ve dehşete kapıldıkları zaman onlar titremez, Cehennem’den emân istediklerinde onlar kork mazlar. Ebû Hüreyre: Onlar kimdir ey Allah’ın Rasûlû!» deyince, Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Onlar, âhir zamanda benim ümmetimden bir toplu luktur ki, kıyamet gününde, peygamberler gibi haşrolu- nacaklar. Onları görenler, hallerinden, onları peygamber zannedecekler. Nihâyet ben onları tanıyacağım, ümmetim, ümmetim! diyeceğim. O zamanda diğer insanlar da onların peygamber olmadığını anlayacaklar. Onlar Sırat köprüsü-

