Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
142 / Ashâb-ı Kiram 2 tarihin her veçhile şâyânı ehemmiyet olan bu vak’asını hulâsaten nakliediyoruz: «Vahşî Humus’da ikâmet etdiği sırada ashabdan Ubeydullah bin Adiyy ile yine ashabdan Amr ibn-i Ümeyye, Hazret-i Hamza’nın şehâdetini sormak üzere Vahşi’nin yanına gelmişler. Ubeydullah, Vahşi’ye diyor kİ: - Bize Hazret-i Hamza’nın katlinden haber verir misin? diye sordum. Vahşî. «- Evet haber veririm» dedi. Şöyle anlatdı: - Hamza evvelce Bedir Muharebesinde Tuayme bin Adiyy’i katletmişti. Tuayme'nin kardeşi oğlu Cübeyr bin Mut’ım benim efendimdi. Bu adam bana: «- Eğer Hamza’yı öldürür isen seni azad ederim,» diye va’d eyledi. Uhud günü Kureyş harbe hareket etdiğinde ben de beraber çıktım. Harb başlayıp kızışdığında ben bir taş arkasında siperlenerek Hamza’yı tarassut ediyordum. Kureyş tarafından namdâr olan Sibâ, çıkıp mübâreze istediğinde Hamza çıkmış ve bir hamlede Sibâ’ı yok etmişti. Sonra Ham za yanıma yaklaştı. Ben hemen mızrağımı attım, mızrağımı Hamza’nın iki göğsü arasına kondurdum, arkadan çıktı ve şehid oldu. Kureyş Mekke’ye döndüğünde onlarla beraber ben de Mekke’ye avdet ettim. Hudeybiye Musalehasından sonra Mekke’de Müslümanlık intişar etmeğe başlayınca korkdum. Taife kaçdım, sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke'yi fethettiğindeTaifliler an-cemâatin Müslüman olduklarını arzetmek üzere Mekke’ye bir hey’et-i meb’ûse gönderdiler. Beni de o hey'et meyânında intihab etdiler ve bana:

