Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
91 İbâdetten gâye, insanın kendini bulmasıdır. İçin dışa yansımasıdır. Zarâfet incelik olduğuna göre, îmânın gö- rüntüsü hayâtın her alanına hitâb eder. Ammar bin Yâsir hakkında Sevgili Peygamberimiz (sav)’e: “Ammâr kâfir oldu” diye haber verildi. Resûlullah Efendimiz: “Hâşâ! O kâfir ol- maz. Baştan ayağa kadar îmândır ve eti ile derisi arası îmân ile doludur.” diye müjdeledi. Hz. Sıddîk (ra) başlı başına bir îman âbidesidir. İbâdette zarâfet davranışlara akseder. Sevgili Peygamberimiz (sav): “Allah cemîldir ve cemâl sâhiplerini sever, cömerttir ve cömerdi sever, kerîmdir ve kerîmi sever, temizdir ve te- mizi sever.”7 İslâm dîni nitelik arar. İslâm ahlâkında gerek insan- lara ve gerekse hayvanlara karşı muâmelede en mühim prensiplerden biri rıfk´dır. Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ): “Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. Hırçınlık etmeye başlayınca ileri geri sürmeye başladım. Bunun üze- rine Resûlullah (sav): ‘Rıfkla, tatlılıkla davran!’ diye mü- dâhale etti…”8 “Kaba ve katı yürekli olmamak”9 gerekir. “Rıfktan mahrum kalan bir kimse hayrın tamâmından mahrum kalmıştır.”10 Sevmediği kimselere bile gönül alıcı davranmak, Resû- lullâh’ın (sav) ahlâkı idi. Bir gün, bir adam Resûlullâh’ın yanı- na girmek için izin istedi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Aşîretinin ne kötü adamı” dedi. Sonra da: “Müsâade edin girsin!” buyurdu. Adam huzûruna girince, ona yumuşak bir üslubla 7 Tirmizî, Edeb, 41. 8 Müslim, Birr, 78. 9 Âl-i İmrân, 3/159. 10 Ebû Dâvûd, Edeb, 11.

