Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yansımalar / 103 öldüğümüzü anlatacaktık. Kardeş nasıl geçti vakitlerin.” der. Konuşma şu şekilde devam eder; - Ben hastaydım. Doktor geldi ve sordu: - Neren ağrıyor? - Tepemden tırnağıma her yerim. - Şimdi? - Diz kapağımdan yukarısı. - Şimdi nasıl? - Göbeğimden yukarıya bir ağrı var. Aşağıda yok. - Doğru söyle! - Başımda bir ağrı var. Meğer ruhum yavaşça çekiliyormuş. Sonradan bir baktım, bir ağıt başladı. Yatağın içinde de bir cenaze var. Sordum: - Bu kimdir? Kimse cevap vennediler. Eşime, çocuklarıma, kardeşlerime dokundum. “Niye ağlıyorsunuz? Kimdir bu ölen? Herhalde bana küsmüş olmalılar ki, ses vermediler.” dedim kendi kendime. Ruhu dokunduğu için kimse bir şey hissetmiyor. Sonra bir baktım, o yataktakini kaldırdılar, teneşir tahtasının üzerine koydular. -Ne kadar enteresan!- Yıkadılar, kefenlediler. İmam Efendi geldi, namazını da kıldı, ben de kıldım. Sonra, kalktık götürdük kabristana, kabre koyduk, o zaman beni alıp aşağıya atıverdiler. Ne oluyor derken, sağdan bir pencere açıhverdi. Ama an meselesi. - Artık o tarif edilmez.- Gördüm ki, Veysel Karani (k.s.), etrafına toplamış Allah’ın dostlarını, bir sohbete dalmış. Tarif edilmez bir sohbet. Yine, baktım, beni muayene eden doktor. Allah Allah! Gel dedi, seni güzel bir yere daha götüreyim. Bir kapı

