Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
94 / Yansımalar 4. Rabıta-i şerifeyi esaslarına riayet ederek yerine getirmek, 5. Zikrullaha devam etmek. Gönül Gözlerimizi Farklı Âlemlere Açmalıyız Bir çocukla ana karnında iken konuşacak olsanız ve kulağına eğilip deseniz ki, “Yavrum! Uçsuz bucaksız; yıldızı, ayı ve güneşi ile her tarafı aydınlık büyük bir âlem var.” O çocuk bu sözlere kesinlikle inanamayacaktır ve; “Benim bildiğim hayat budur. Yediğim içtiğim de budur!” der. Daha sonra çocuk, takdir edilen dokuz ay on günlük müddeti tamamlayıp dünyaya gelir. Eğer bekletilecek olsa ya ana ölür, ya da çocuk ölür. Dünyaya gözlerini açıp karanlıktan kurtulunca güzelliklerin farkına varır. Bizler de bu nurânî ve zulmânî perdeleri yırtıp nefsimizi alt ettikten sonra farklı âlemlere gözlerimizi açmak zorundayız. Yani ikinci bir doğum gerçekleştirmeliyiz. Hac sûresi, 46. ayet-i celilede Halikımız; “Bu gözler kör olmaz ama kalp gözleri kor olur.” buyuruyor. O perde kalkacak olursa, “Ben bu karanlık ve pislik içinde niçin durmuşum, dışarıda mis gibi tertemiz bir dünya varmış.” deriz. İşte, Allah dostlarının bu dünyaya muhabbet beslememeleri, öteki âlemlerin zevkini tatmalanndan kaynaklanmaktadır. Cezaevinde yıllarca kalan bir insan, daralır, bunalır. Birileri tarafından kendisine o hapis ortamında yaşadıklannın hatırlatılmasını da asla istemez. Hapis hayatı sonrasında hür olmanın kıymetini daha iyi bilir. Şayet bizlerin de gözleri kalp âlemine açılacak olursa; melekût, gayb, lâhut,

