Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
14 / Yansımalar [. İNSANLIĞIN EN SEÇKİNİ Kur’ân-ı Kerîm’de “Şânım hakkı için, size kendinizden öyle (izzetli) bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz O’na ağır gelir; size düşkündür, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe:9/128) buyurulmaktadır. Hiç şüphesiz, Rasûlullah.(s.a.v.) ne cindir, ne de melektir. Sizin nefsinizden (enfuseküm), sizin içinizden bir beşerdir. Ayette geçen “enfüseküm” kelimesi başka bir kıraate göre “enfeseküm”dür. Yani sizin en nefisiniz, en seçkininiz, en üstününüz Muhammed Mustafa (s.a.v.)’dır. Zaten O (s.a.v.), Allah’ın nûrundan halk olunmuştur. Nûr Üstüne Nûr Halikımız, sırları pek çok olan, Nûr sûresi âyet 35’te, “Allah, göklerin ve yerin nûmdur. O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.” buyurur. Burada geçen misbah (lamba) ifadesini ulemamız ekseriyetle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in nûru olarak nitelendirir. Âdeta bu ayetin

