Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Fahr-i Râzî’nin beyânı veçhile sevab-ı dünya ile mu radı nusrat ve düşmanı kahretmek ve hüsn-i sena ve nûr-i îmanla kalbleri münşerih olmak ve şübheleri zail olup ma- sıyetleri keffâret olunarak günahlarından tâhir olmakdır. Sevâb-ı âhiret ile mûrad: Cennet ve cennette olan nimetler, ferah, sürür ve cemâl-i İlâhîyi müşahede et- mekdir. “Allah ihsan erbâbını sever.” Allah’ın kulu sevmesi demek, kulundan razı olması ve onun hakkında hayır murâd etmesi demektir. Allah Teâlâ has kullarına ikramı fazla yaptığı için on ları düşmanla mukâtele ile mübtelâ kılar ve savaş ânında onlara yardım eder. Allah Teâlâ onların sadırlarına kendi gizli sıfatla rının cevherlerini yerleşdirmişdir ki bunlar başda Benî Adem’in mükerremiyeti olmak üzere Allah’ın sıfatların dan sabır ve ihsandır. Allah Teâlâ kendi sıfatlannı sever, bunun için kendi sıfatlarını ahlâk edinenleri de sever. Bunun için: “Allah sabredenleri sever. Allah ihsan erbâbını sever.” buyurmuştur. İmam Fahr-i Râzî “Allah ihsan erbâbını sever” âye tinde ince bir nükte vardır der ve izah eder: 103

