Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Cemre sünnetinin icra edildiği yer, yahud Tâif’de hususi bir mahallin adı olduğu hakkında iki rivayet var ise de bu vak’a Tâif seferinde vukû’ bulduğuna göre ikinci rivayet daha kuvvetlidir. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimi zin zaman-ı nübüvvetinin üçüncü senesinin Şevvalinde Tâif seferi vukû bulmuştur. O tarihte Hazret-i Hadice -radıyallahu anha- ile Ebû Tâlib birbirini mütaakıp vefat etmiş ve müşkil zamanlarda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizi himaye ve teselli eden iki mühim mesnedden mahrum kalmıştı. Müşriklerin tecavüzleri günden güne artmakta ve ashab hakkında işkenceler reva görülmekte idi. Artık Mekke’de kendi hayatını koruyacak ve ashabını himaye edecek kimse kalmamıştı. Bu cihetle Mevâhib-i Ledünniye’de Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ve İslâm dîninin hayatında geçen en ızdıraplı yıl bu yıl olduğu veçhile (Amü’l Hüzn) keder yılı denildiği bilinmektedir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazret-i Hadîce -radıyallahu anha- ile Ebû Tâlib’in vefa tından sonra Tâif’i irşâd etmeyi düşündü. Tâif şehri ve Sâkif kabilesi eşrafından Abdi Yâlîl ile kardeşleri Hubeyb ve Mes’ud’un yanına gitti. Bunlara İslâm dininin esaslannı bildirdi. Kureyş’in gerek kendi S6

