Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Biz muharebe etmeyi bilse idik elbette arkanız dan gelir idik dediler. Onlar o gün îmandan ziyâde küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalblerinde olmayanı söylüyorlardı. Onlar ne gizlerse Cenâb-ı Allah çok iyi bilicidir.” Diğer mânâ: “Size isabet eden musibetin iki misli kâfirlere isabet ettirdiğimizde şu hadise ve bozgunluk bize nereden gel di?” dersiniz. Habibim şu hâdiseden me’yus olanlara sen de ki, bu hâdise hezimet sizin kendi nefsinizdendir. Zira Allah Teâlâ her şeye kadirdir.” Uhud’da İslâmdan yetmiş kişi şehîd olduğu halde Bedir’de kâfirlerden yetmiş maktul ve yetmiş de esir olmuş idi ki kâfirlerin Bedir’de zayiatı Uhud’da İslâm’ın zayiatının iki mislidir. “İslâm cemâati ile kâfirler muharebe için içtimâ edip kavuşduklarında size isabet eden musibet Allah’ın izniyledir. Allah Teâlâ muayyen mahalde sebat eden mü’minlerle dünyâ malına tama ederek makamlarını terk eden mü’minleri ve münafıkları tefrik eylesin ve herkesin halleri malum olsun için o musibet Cenâb-ı Allah’ın emriyle isabet etmişdir.” “Onlarla gelin fî-sebîlillah mukâtele edin veyahud sevâd-ı İslâmî çok göstermekle evlâd ve iyalinizden düş manı def edin denildikde onlar, biz sizin başladığınız şeyi 122

