Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
78 / Tebük Seferi Nakledilir ki: Selefde İki İhvandan biri istikametten rucû etti. Diğerine dediler ki bu kardeşine üzülmez misin de bırakmıyorsun? Cevâben dedi ki: ihvanlık böyle günde belli olur, ihvanımın elini tutmalıyım, itâb zamanında ona lûtf yap malı ve ona duâ etmelidir ki eski haline rucû ede. Bunun zellesi din hakkındadır. Ezâsına katlanıp onu affetmek lâzımdır. İşte böyle yapmak uhuvvet hakkında lâyık ve vâcibdir. Ârif Şa'ranî Hukuk-ı İslâm kitâbında der ki: İnsan ihvânın zellesi için yetmiş kadar mazeret ve ihtimâli bul malı. Eğer kalbi o mazereti kabul etmezse kendi nefsine ey nefs muannid sensin, demeli. Yine nakledilir ki, iki ihvândan birine bir hevâ ârız oldu. Diğer ihvânına dedi ki, ben illetlendim.Eğre ister isen «Allah» için olan uhuvvet akdini bozalım? Arkadaşı da: Sana ârız olan bir hatîe sebebiyle uhuv vet akdini çözmem, dedi. Sonra Cenâb-ı Hak ile beyninde birakd eyledi ki: Ya Rabb! İhvânım o belâdan kurtulasıya kadar bir şey yemeyip su da içmem dedi. Kırk gün ye meden içmeden her gün Cenâb-ı Hak’dan kardeşinin belâdan kurtulması için duâ ederdi. Gam ve kederinden ve za’fiyetinden ölmeye karîb oldu. Bi-lutfihî Teâlâ kardeşi o hevâ illetinden kuruldu. Ondan sonra yemeye ve içme ye başladı.

