Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
70 / Tebük Seferi Bu üç kişinin kıssasında işâret vardır ki, dinî ve millî meselelerde tahallüf eden böyle kimselerin bir müddet cemâatden tecrid edilmesi, tevbeleri zâhir oluncaya, her kes tarafından duyuluncaya kadar bu acının çektirilmesi haram değildir. Bir de cemâatte alâkasızlığa terk edilen kimsenin hâli fısk ve bid'at ise o fısk ve bid’atden tevbe edinceye kadar terk edilir, ancak küçük meselelerde üç günden fazla dargınlık câiz değildir. Büyük meselelerde ise Kâ’b ibn-i Mâlik’e yapılan kadardır. Fakat dünyevî işlerle ilgili durumlarda müslümanlar birbirlerine dâima musâmahakâr olmalılar ve hatâ eden kardeşlerini her zaman affetmeliler. Çünkü insanoğlunun gazâba meyli ve za’fı vardır. Kötü ahlâka daha çabuk meyleder. Ashâb-ı kirâmın hâline bakmaz mısın ki, Rasûlullah’ın emri İle o üç sahâbiden onların cezâ müddeti doluncaya kadar selâmlarını ve kelâmlarını kestiler. Niyette ihlâs ve kulun gücünün fevkindeki işlerde Allah’a tefvîz-i umûr etmek Allah'ın rahmetine sebep olur. Ayrıca ağlamak, ağlayarak tevbe ve niyâzda bulunmak tevbenin kabûlünü medârolur. İstiğfar ederken ihlâs-ı hâl etmek ve günahlarına ağlamak ve bir daha günahlarına dönmemek için azmetmek lâzımdır. Akıl sahibine gerektir ki Allah için kardeşlik kur- makda geç kalmamalı ve hasedleşmekten, buğzdan ve birbirine arka çevirmekten sakınmalıdır. Âyet-i Kerî- me’de:

