Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sohbet Meclisleri 43 serpen kişiz baygın adamın başına gelenin gül suyun dan kaynaklandığını bilmiyordu. Gül yağı sürüyorlar, menekşe sürüyorlar, sünbül sürüyorlar, iğde çiçeği sü- rüyorlarmış, ancak adam daha da fena oluyormuş. Der ken "Filan kişi attâr çarşısında baygın düştü, yatıyor" diye yakınlarma haber yollamışlar. Bayılıp düşen ada mın, akıllı bir kardeşi varmış, hemen çarşıya koşa koşa gelmiş. Varmış kardeşinin başucuna. Elbisesinin yenin de bir parça köpek pisliği varmış. Kimselere gösterme den köpek pisliğini onun burnuna yaklaştırmca adam ayılıvermiş. Bayılan adam, rızkım kazanmak için her gün sabahtan akşama kadar pisliğe gömülmüş olarak, tabakhanede pis kokular içinde debbağlık (dericilik) ya pıyormuş. Adam burnuna pislik çeke çeke, pislik böce ğine dönmüş âdeta. Pislik böceği elbette gül suyundan, güzel kokudan bayılır. Bu sohbetler de bizim gül bahçemiz, attâr dükkâ nımız. Getirin buraya üç beş münkiri, buradaki hava ya alışamaz. Niye? Burnu gül kokusuna alışmamış da ondan. Allah dostlarınm sohbet meclisleri, füyûzât-ı ilâhiyye kokularım koklathrır burnumuza. Kıymetli pe derim, Es'ad Erbîlî Efendimiz'in halka-i zikrinden gel diğinde misler gibi kokardı. "Baba o kokudan yine sür" derdim; "Oğlum o mânevi kokuyu sen de mi duyuyor sun?" diye hayretini ifşâ ederdi. Koku sürünmezlerdi onlar ama nasıl kokardı vücutları târif edilmez... Geçenlerde Kırıkhan'da Bâyezîd-i Bistâmî Efendimi zin dizinin dibine oturduk. O kokuyu da târif edemem, o feyzi de târif edemem. İçimizi nasıl tuttuğunu anlata mam. Sanki hayat süren bir kutb-ı cihânın yanma otur-

