Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
38 Sohbetler kımız kalmıyor. İtirazlar başlıyor. Kişi mürşidinin elin de ameliyat masasma yatırılmış bir hasta gibidir. Hasta "Doktor Bey, onu öyle yapma, böyle yap" diyebilir mi hiç? Ameliyat masasındaki hasta, hafif bir kımıldama da, yanlışlıkla bir bıçak darbesi alabilir, bundan dolayı, hasta hiç sesini çıkarmaz, narkozun verilmesini bekler, teslim olur. Akıllı mürîd de ameliyat masasındaki has ta gibi mürşidine teslim olmalıdır. Niye? Çünkü manen hasta. Kendi başına bir şey yapacak hâlde değil. Nasıl ki hasta iyileşip taburcu olana kadar doktorun emirlerini tutmak zorundadır; mürîd de aym şekilde tedâvi olana kadar mürşidinin emirlerine riâyet etmelidir. Zamanı gelince hazık tabîb, onu zaten serbest bırakacaktır. Ona "İstediğini ye, iç!" diyecektir... Allah aşkına kardeşim, kanadm yok ama sen hemen uçmak istiyorsun. Daha dişlerin çıkmadan süt içmeyi bırakıp başka gıdaları istiyorsun. Önce sütü içmelisin ki dişlerin çıksm, böylece de diğer gıdaları alabilesin. Rabıta yolun başlangıcında olan kimselere anne sütü gibidir. Bu yüzden bünyeye faydası olmayacak gıda lar yememek lâzım. Allah'ı zikretmeyi, tevbe istiğfarda bulunmayı hafife almamak gerekiyor. Sıbyan mektebi çağındasm ama medreseye gideyim diyorsun... Olmaz! Mümkün değil! Ne demişler? Dün mektebe varmış Bugün üstad olayım der Mümkün mü hiç? Hayır! Üstâdlarımız bize bir reçete vermiş. O reçetede bizim ihtiyacımız olan bütün ilaçlar

