Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
30 Sohbetler 1. Tarîkat-ı aliyyeye girmek, kalp hastalıklarımıza deva olur. Mânâ âleminin kâideleri de madde âlemindekilere benzer. Bedeni hasta olan bir in san nasıl ki yediklerinden tat alamazsa, kalbin de hastalık olan bir insan da namazmdan ve şâir ibâdetlerinden lezzet alamaz. Ayrıca herhangi bir fayda da göremez. Bedeni hasta olanı doktora, gönlü hasta olanı da bir mürşid-i kâmile götürüp tedâvi ettirmek şarttır. 2. Tarîkat-ı aliyye, kişinin âhirete îmânh gitmesi ne vesiledir. Ölüm arımda Rabb'imiz, mürşid-i kâmilimiz sûretinde bir meleğini görevlendirir ve îmânımızı almak için uğraşan şeytânı def eder. Nice imasız giden fetva ehli vardır. Menâkıb ki- taplarmda öyle kıssalar vardır ki ilmi çok olan nice âlimi, ilmi son nefesinde kurtarmaya kâfi gelmemiştir. Ama kitaplarımızda, tarîkat-ı aliy yeye girmiş, bu yola gönül vermiş insanların, âhiretlerinde hayırlı müjdelere nail oldukları hep hikâye edilmiştir. 3. Tarîkat-ı aliyyeye intisap eden kişi kabir azabm- dan emin olur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v), «dİ 41a ^«jl OİJU lal Ala lxj ¿)^ ûyl'İI Jjla Jjl ^^^l^) Kabir, âhiret duraklarının ilkidir. Kabirde hesap iyi verilirse sonrası da iyi olur." buyurmuştur. Suâl melekle ri hesaba geldiğinde mürşidlerimiz -bi-iznillâh- araya girerler, "Durun! O benim evlâdımdır. Rabb'i Allah'tır, dini İslâm'dır, peygamberi Mu hammed Nebî'dir...' diye bizim yerimize cevap verirler.

