Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
50 \ Seyr ü Sülük Dağ başında yalnız kalan birine, "Ne yer, ne içersin?" denilince, "Hû" der. “Bu ıssız yerlerde ne ararsın?” sorusuna da, "Hû" der. Ne sorulsa, "Hû" diye cevap verince, "Hû demekten gayen Allah demek mi?" .denildiğinde, İsm-i Celâl’i İşitir işitmez, bir sayha atıp ruhunu teslim eder sahibine. Zikir, yalnız, dilin lafza-i Celâl’i tekrarı değildir. Yapılan zikirle; ferdî, ailevî, İçtimaî görevler, Allah ve Rasûlü (sav)’nün İsteği doğrultusunda yerine getirilir. Ana ve baba, kim olursa olsun her ferdin, evladını Kur’an tilaveti, ehl-i beyt ve Rasûlüllah sevgisiyle yetiştirmesi, tacirin ticaretini, doktorun tabipliğini, muallimin talimini, çiftçinin mahsulünü, her meslek sahibinin vazifesini en güzel bir şekilde icra etmesidir zikir. "İşini sağlam ve düzgün yapam Allah sever." buyurur Efendimiz (sav). Talim olunan zikirler, bizi her türlü kötülükten men etmi yorsa, Habîbullah’ın ifadesiyle o zikir ancak, bizi Allah’tan uzaklaştırır. Ayakta iken, otururken, yanımız yatakta iken, Ken disini her hâlimizde zikretmemizi emir buyurur Mevlâ.50 “Al-iİmran, 3/191 51 Ebıı Hureyre’dcn Ebıı Davııd Yaşantımızın her ânını ibadetle ihya edip, gaflete düşmeme ye çalışalım. "Her hangi bir topluluk eğer oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi bulunan bir meclis ten kalkmış gibi olurlar. Kazançları da pişmanlık olur.”5'

