Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
28 | Seyr il Sülük Nebiy-yi Muhterem (sav)’in saç ve sakallarını ağartan; na maz, oruç, hac ve zekat ayetlerinden ziyade, "O halde emrolunduğun gibi dosdoğru ol."24 âyet-i çelilesi olmuştur. 24Hud,l1/lI2 Bir kimsenin hayatı boyunca emr-i İlahi’ye aykırı bir davra nışta bulunmadan takip ettiği yoldur istikamet. Ümmilerin intisabı kolay ama seyr ü sülûku (manen yük selmesi, Allah’a vuslatı) zordur. Âlimlerin intisabı zor da olsa ‘seyr ü sülûku’ kolaydır. İlim nurdan bir perdedir. Nefsine tâbi olanlar bu perdeyi zor yırtarlar. Fakat, teslim olunca da şer’-i mübin’e riayet ettikleri İçin kolayca mesafe katedip Hakk’a ulaşırlar. Hâce Muhammed Bahâuddîn Nakşbend (ks) (ö. 791-1389); "Bu yol akreb (hedefe en çabuk ulaştıran) yoldur." der. Allah (cc)’a; üç, yedi, nihayet kırk gün gibi kısa zamanda eriştirir. Gelibolu’da askerlik yapan, Kadiri mensubu, kutb-ı cihan, Yahyalıyı irşad ve ıslahıyla yaşanacak bir belde hâline getiren, mânevî mimar Yahya Efendi (ks), nefsini bir türlü ıslah edemez. Bu hâle taaccüp eden üstazı, mürakabe hâlinde iken onun üzerinde bir kul hakkı olduğunu müşahede eder. "Yahya Efendi*. Nefsinizi ne kadar ezmeye çalışsam mu vaffak olamıyorum. Nefsiniz yılan gibi ayağa kalkıyor." deyin ce, Yahya Efendi, Gelibolu’dan yola çıkar memleketine gelir,

