Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Seyrü Sülûk\ 165 arasında biner hicabını da aşan sâlik, enfüste, iç âleminde on sekiz bin, âfakta., dışta da on sekiz bin âlemin dilinde Allah’ı zikrederek, Vahdet deryasında kaybolur. Her biri farklı mecralardan akan nehirlerin denize ulaştıkla rında isim ve cisimlerinden eser kalmadığı gibi Hakk’ın dostları da mânevi âlemde yaptıkları seyr ü seferle Allah’ın dışında her şeyden âzâde olur, her nereye baksa Mevlâ’yı görürler. SeyyidNûr MuhammedBedvânî (ks) (ö. 1135), Allah’ın ar şına kalbini açar, doya doya Hakk’ın feyzini içerdi. Murakabenin çokluğundan beli ikiye katlanmış halde idi. Mevlâ’nın aşkından öyle coşar, taşardı ki, Rabbimizin İlâhî tecellî ve Cemâlini seyirle on beş sene mest ü hayran kalmıştır. Bâyezid-i Bestâmî (ks) münacatında, “Ya Rabb! Daha ne zamana kadar Sen’lik benlik olacak, benliğimi aradan çıkar ben de hiç olayım.” der, “Onlara hem âfakta (kendi dışlarındaki âlemde), hem de kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz.”166 Bütün âlem insanoğlunun gönlündedir. Bedîüzzaman Saîd Nursî (rha) (ö. 1960)’nin ifadesiyle insan, Allah’ın isimlerini gösteren bir mühürdür. Nasıl seyahat edeceğimizi Rabbimiz ne güzel haber veriyor Kitâb-ı Kerîm’inde: “İşte gerçekten şunu bil ki, Allah’tan başka İlâh yoktur! 106 Fııssılet, 41/53

