Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Seyr ü Sülük | 157 Hem “hubûf’ hem de “uru^ (mürşid-i kâmilin, rûhi kemâli teminle tabilerini a’lâ-yi illiyyins, en yüce mertebeye ulaştırması, çıkış kavsi), bir seyahattir aslında. Rûhi Seyahat Beden ve ruhla yapılır seyahat. Ruhla yapılmayan, İlâhî gaye ve maksat taşımayan yolculuk, en büyük nimet olan bu hayatı israftan başka bir şey değildir. Bahar mevsiminde tabiatın uyanışı, suların akışı, kuşların ötüşü bizi, pikniklerde, gezip dolaşmalarda, rehavete, tembelliğe sevk etmemeli. Kışın ölen tabiat; yağan yağmur ve sıcaklarla yeşile boyan dı, her şey canlanıp hayat buldu da benim gönlüm neden mârifet ve hakikat nuruyla aydınlanmadı, hayvânât bile uyandı da benim gönlüm zikir ve fikirle neden uyanmadı diye tefekkür etmeliyiz. Nebiy-yi Ekrem (sav): “Her kim dîni sebebiyle bir yerden bir yere göçerse, bir karış da olsa cenneti hak eder ve İbrahim (as) ile Muhammed (sav)’e arkadaş olur.” buyurur. Birisi Peygamberimiz (sav)’den seyahat etmek için izin iste diğinde Nebiy-yi Zîşân (sav): “Benim ümmetimin seyahati Allah yolunda cihad etmektir." buyurdu.

