Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Seyri! Sülük \ 133 Hızır (as/m, Abdü’l-Hâtik Gucdüvânî (ksfyz (ö. 575/1179 veya 595/1199) talim ettirdiği, zikrin efdali olarak belirtilen Ke- lime-i Tevhidi, bir Alman doktor, hastasını ameliyatında, hasta nın nefes borularında gördüğü gibi Afrika ormanlarında da ağaç ların, "Tevhİd" kelimesini yazdığı bizzat müşahede edilmiştir. "Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delil lerimizi (Kur’an’ın hakikatini, Peygamberlerin nübüvvetinin doğruluğunu, İslâm’ın yüceliğini) göstereceğiz kİ, Kur’an’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun."127 Kelime-i Tevhid, nefy ü isbat, nefes göbek altına alınarak yapılır. "Lâ" kelimesi, kalpten başlayarak uçları iki omuzdan arş-ı azama kadar yükselir. "Kelime-i Tevhid"in "elifi, nefsin bulunduğu alın kısmın dan, çeneye kadar iner. "İlâhe" kelimesi sağ omuza, "Hafi" letaifinin bulunduğu ye re nakşedilir, nurdan yazılır. "Kelime-i Tevhİd"in, "Lâ ilâhe," nefy, (Allah’tan başka hiç bir şey yoktur) bölümü böylece tamamlanır. "İllallah" kelimesi de, sağ omuzdan kalbe verilir. Hâle göre üç, beş, yedi, on bir, on beş, on yedi ve yirmi bir kere nefes almadan, "Lâ ilâhe illallah" zikri yapılır. Tevhidden sonra nefessiz bir defa, kalpten ruha kadar "Muhammedürrasû ki İlah" denir. I2’ Fussilet, 41/53

