Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Seyr ü Sülük \ 19 Takva eğitimi olan tasavvuf ocağında, nefsini ıslah ile rûhunu kemale erdirmeyen, hayvani bir hayat yaşar. Sami Ramazanoğlu (ks) (ö. 1984), YahyalIyı teşrif inde, etrafını çevre leyen o günün müderrisi hocalara, "Kim Bizim zikrimizden ayrı lırsa onlar için sıkıntılı bir hayat vardır.”7 âyet-i celilesinin gere ğince, ehlullahın yoluna girmeyenlerin de aynı âkıbete düşeceği ni anlatırlar. Hocalardan Muştan Efendi, Şeyh Mustafa Efendiyi (ö. 1939), "Kendimi Üstaz-ı Ekremin yanında, yularsız merkeb gibi gördüm." der ve manen aşılanır, evrâd ve ezkârını talim ede rek, mürşid-i kamilin terbiyesi altına girer. ’Tâhâ, 20/124 8 Şeyi Mustafa Hulusi Efendi (ki) (ö. 1939) yazarımızın dedesi, Yahyahlı Hacı Haşan Efendi(ks)’niıı babası olup; alim, fâzıl bir zâttır. 9 Aliyyll’l-Kârî, Fıklı-ı Maliki Şerhi, e. 1, s. 33 Dört mezhep imamımız ve ulemâ-i kiram; takva, ihlas ve İh san mektebinin müdavimleridir. İmam Malik (ra), "Fıkhı öğrenip de tasavvufu öğrenmemiş olan, fasıklığa; tasavvufu öğrenip, fıkhı öğrenmemiş olan, zın dıklığa duçar olabilir; hem fıkhı ve hem de tasavvufu bir arada cem eden de hakikate ulaşır.”9 der. Arifân-ı İlâhînin hayatlarına baktığımız zaman müşahede etmekteyiz ki, gördükleri her varlık onları ibret ve irşada sevketmiştir. Bayezid-i Bistami (ks) (ö. 234/848) rastladığı bir köpeğin, hâl diliyle,

