Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Tarîkat-ı aliyye-i Nakşbendiyye’de seyr ü sülû- kum ne babamın ne de dedemin irşad zamanları na rastlamadığından o zamanın kutb-u irşadı bu lunan Tahal-Harîrî en-Nakşbendî el-Hâlidî Hazret lerinin hizmetine girdim. 1292/1875 senesine, ya ni vefatına kadar beş sene müddetle hizmetlerinde bulundum. Vefatlarından sonra emirleri gereği tarikat-ı aliyye-i Nakşbendiyye’ye mensûb olan din kardeşlerime lâzım gelen naçizane hizmetlerime başladım. Müceddid-i Elf-i sâni İmam Rabbânî ve husû siyle Mevlâna Hâlid hazarâtının tarikat-ı aliyye-i Kadiriyye’den de izinli ve icâzetli bulunduklarını ve menba-i risâletten cereyan eden o ma’nevi haya tın suyundan içtikleri hatırıma geldikçe tarîkat-ı aliyye-i Kadiriyye’ye ve Hazret-i Abdülkadir Gey- lâni’ye karşı arttıkça artan aşk ve mahabbetimin bir mükâfatı olmalıdır ki; Tarîk-i Kadîri’nin mürşid-i zamanı, Seyyid Abdülhamid er-Rifkânî Hazretlerinin icazetnamesiyle 1303 h. / 1883 m. se nesinde irşada me’zun ve icazet almış oldum. O ta- rihden itibaren Allaha hamdolsun her iki tarîkin hizmetinde bulunmağa elimden geldiği kadar gay ret etmeğe çalıştım. Mevlâm Hazretleri bütün kusurlarımızı bu iki silsilf-i zehebi teşkil eyleyen sevgilileri hürmetine afv u mağfiret buyursun. Yapmış olduğu azıcık amel ve ibâdetine güvenen kimselerden etmesin, âmin. Velhamdulillâhi Rabbil’âlemin 7

