Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
hâdetiyle sâdık bir kul ve Peygamberlere vâris ol mağa lâyık olan bir zât-ı muhteremin maiyyetinde bulunmalarını emretmiş, vâcib kılmıştır. Bedenî hastalıkların tedavisi için, işinin ehli, sa hasında maharet sahibi bir hekime müracaatı emir buyurmuş oİan Nebiyy-i Zişân Efendimiz Hazret leri, ma’nevî hastalıklardan da kurtulmak için bir ma’nevî doktora, bir âlim-i rabbâniye, ya’ni ken disini olanca gücüyle Allah’a vermiş bir veli kulu na müracaatı dîni bir vecibe saymıştır. Şunu da ifade edelim ki; Hak Celle ve Alâ Haz retleri, kulun güç yetiremiyeceği şeyi teklif etmiye- ceğini bildirmiş olduğu halde, bütün müminlere sâ dıklara beraber olmayı emretmiştir. Bu emriyle her zaman, her devirde sâdık ve sâlih kullarının bulu nacağını ve diğer kullarına da tanıtacağını bize bil dirmiş olmaktadır. Resûlûllah -sallallahu aleyhi vesellem- Efendimiz’de: « - ? « / , “Her asırda ümmetim içinde sâbikûn vardır. Bunlara “Büdelâ” ve “Sıddıykun” adı verilir. Cenâb-ı Hakk’ın inâyeti ve merhâmeti onlara o ka dar boldur ki sizler de o sâyede yer, içersiniz. Ehl-i arza gelmesi muhtemel olan belâ ve müsîbetler on ların hürmetine def edilip, üzerlerinden kaldırılır.1 buyurmuşlardır. (1) Kenzü’l-trfan: s.54 29

