Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Zikrin Lüzûmu Soru: Ehl-i tarîkin tekâmülünün sûnnet-i seniy- ye’ye tâbî olmakla hâsıl olacağı, ittibâ-ı sünnetin ise lisanı v.e kalbî zikre bağlı bulunduğu verilen iza hattan anlaşılmıştır. Acaba zamanımızda bir takım ehi-i tarîkin zikirlerin birisiyle iktifâ eylemelerinin hikmeti nedir? Cevap: Turuk-ı aliyye'de esas itibariyle bir de ğişiklik yoktur. Lisânî ve kalbî zikirlere olan ihti yacın da âşikâr olduğu,bilinen bir şeydir. Bu ihti yaç eskiden olduğu gibi, şimdi de mevcûddur. Bir fark var ise o da sadece tatbik şekillerindedir. Za manımızda her iki tarik ile birden seyr ü sülük ey lemek sâliklerin çoğu için güçdür. Bunun için “Tarîkat-ı Sıddîkıyye” ye intisâb edenler önce “Letâif-i aşere”lerinde zikredip tasfiye-i kalb ve tezkiye-i nefs’e muvaffak olurlar. Sonra murâka- bât jle meşgul olmağa başlarlar. Daha sonra Kur’an-ı Kerim kıraeti ve Kelime-i Tevhîd ile me mur olup o feyz menbaından nasibini almağa de vam ederler. 14

