Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ribâ (Fâiz) / 69 rır gibi görünürse de hakikatte noksanlaştırdığına, sada ka ise maii noksanlaştırır gibi görünürse de hakikatte ar tırdığına; mânâda bereket olduğuna ve mûteber olanın da zâhir değil, hakikat olduğuna bu âyet delâlet eder. Âyetteki “mahk” bir şeyin tedricen azalması ve be reketinin kalmamasıdır. Fâizin dünyada malı noksan etmesi, fâiz karışan ma la noksanlık olduğu gibi ayrıca ribâyı alan kimsenin hay siyetine de noksan ârız olmasıdır. Zira fâizde ısrar eden kimsenin her ne kadar malı çok olsa da âkıbeti fakirliğe ve malının bereketi zevâle mârûz olacağı gibi o kimse halk arasında mezmûm, itimada ve İtibara lâyık olmayan fâsık unvanıyla mâruf ve kasvet-i kalb sâhibi olur. Sadakanın dünyada ziyâdece verilmesi, sadaka veren kimsenin Allah’ın fakir kullarına yardım etmesi, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine yardımına sebep olur. Zira her gün bir meleğin: jkj ^/^î “Allah’ım her infâk sâhibine, infâkına mukâbil hale fini kolay kıl, her pintiye de telefi kolaylaştır!" duâsıyla nida ettiğini Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz beyân buyurmuştur. Sadakanın âhirette ecrinin çokluğuna delil ise “bi re, yedi yüz” hasene verileceğini beyân buyuran âyet-i kerîmedir. Bu âyet, sadakanın âhirette faydasını beyâ na kâfidir.

