Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kalb-i Selîm / 37 Ehl-i hakikat dünyayı şöyle târif etmişlerdir: “Dünya nedir? Dünya insanı Allah’tan gafil edip alı koyandır. Yoksa ne altın ve gümüş ve ne de evlâd ü lyal dünya değildir. Meğer ki, Cenâb-ı Hakk’ın ibâdetin den alıkoysun. Kalbi Cenâb-ı Hakk’ın muhabbetinden ve ibâdetinden alıkoymadıkça bunlar dünya değildir.” Nitekim Abdü’l-Kâdir Gîlânî -kuddise sirrûh- öyle buyurmuştur: “Mal, para, servet, cepte, kasırda, evde ve mağa zada câizdir. Fakat kalbde caiz değildir. Mü’minin kalbi nazargâh-ı İlâhîdir.” Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- hazretlerinin nazarı da dâimâ mü’minlerin kalbinedir. Nitekim hadîs-i şerifte buyurulmuştur: “Cenâb-ı Hakk -azze ve celle- sizin cisminize, za hirî kalıbınıza ve suretinize nazar etmez. Belki kalbini ze nazar eder.” işte bu hadîs-i şerîfte amel ile kalb birlikte buyurul muştur ki amel de kalbin tercümanı, alâmet ve nişanı dır. Nitekim diğer hadîs-i şeriflerde: “Her şeyin bir alâmeti vardır. îmânın alâmeti de namazdır." buyurulmuştur. Pek çok âyet-i celîlede de ekseriyetle: “îmân edenler ve sâlih amel işleyen ler...” buyurulmuştur ki, îmân ile amel dâimâ birbirine mukârin ve mülâzımdır. Zîra amel, ibâdet ve tâata de vam, îmânı kuvvetlendirir.

