Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
30 / Musâhabe 6 ğer canlılardan ayıran.fark ise âlem-i emrden olan rû- hânî ve nûrânî letâif-i hamsedir (kalb, rûh, sır, hafî, ah- fâ). Kalbde yakîn nûru parlamaya başlayınca âlem-i dünya fânî ve kıymetsiz görünür. Çünkü kalb, mârife- tullah nûrunun parlayacağı yegâne mahaldir ki, îmân güneşi o burçtan doğar. Bütün İlâhî sırlar orada gizlidir. Kalbde o hakîkî lâhutî güneşin doğmasıyla bu yüksek tecellînin nurlu eserleri insanın bütün âzâlarında zahir olur. O zaman kulluk vazifelerini derin ve derûnî bir zevk ve neş'e içinde seve seve îfâ eder; Kalbin salâhının cesede sirâyetini Buharî’deki şu hadîs-i şerif îzah etmektedir: “Dikkat ediniz! İnsanın cesedinde bir et parçası vardır ki o et parçası sâlih oldukça bütün vücûddaki âzâlar sağlam olur. Eğer d fâsid olursa bütün cesed bozulur. O et,parçası kalbdir." . - İşte kalbin sağlam olması ile saâdetler elde edil miş olur. Allah için sevişmek duygusu kalbde başlar. Mü’minlerle birleşme, anlaşıp kaynaşma husûle gele rek matlûb olan gâyeye kolaylıkla varabiliriz. Böyle din kardeşleri birbirlerine candan yardım ederler? Halbuki fertler arasında fikir ayrılığı zuhur ederse aksi netice ler, tefrikalar, hazin âkıbetler husûle gelir. Şu âyet-i ke rîmeler de tefrikadan sakınıp dağılmayarak birleşmeyi uhuvvet ve muhabbetin takviyesini emir buyuruyor.: “Ey mü’minler! Lâyık olduğu üzere Cenâb-ı Al lah’tan korkun, ölüm size geldiğinde ancak İslâm olduğunuz halde ölün. Allah’ın dînine ve ahkâmını beyân eden Kur’ân-ı Kerîm’e topluca yapışın, da-

