Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Tevbe / 203 Ehlullah dünyada bir iş ile meşgul olabilirler. Fakat bu meşgûliyetleri hallerine zarar vermez. Fakat bir dünyaperest ne kadar kazanırsa hırsından nâşî kalbi yine fakirdir. Evliyâullah, "Eğer sultanlar bizdeki zevki bilse sell- i seyf ederek gasbederler." derler. Çünkü dünya işleri başlangıçta bozgunluk ve baş ağrısı, nihâyette de ne damettir. Ehl-i zikir ve evliyâullahın kalbi ise zikir ve fi kir ile üns-i billâh derecesini ihraz etmiş olduğundan her an Allah zü’l-celal hazretlerinin Semi, Basîr, Ka dir... olduğunu bilir. O’na tevekkül-i tâm ile tevekkül eder. Üns-i billâhın târifi ise gayr-ı kabildir. Tatmayan il mez. O'nun ünsündeki zevk-i rûhânî bir şeye benze mediği gibi zâtını bilmek de bizim için mümkün değildir. O hiçbir şeye benzemez. Nitekim: “Onun misli gibi hiç bir şey yoktur.”1®5 buyurul- muştur. Tarîkat-ı âliyede tevfîk-i İlâhî ile çalışarak üns-i bil lâh hâsıl olur. Kalb zevk almağa başlar. O vakit ârız ve fânî olan şeyler, velînin kalbine tesir edemez. Fânî olan şeyler onun nazarında hiç bir kıymeti hâiz ola maz. Nitekim İbrahim -aleyhisselâm- ateşe atılırken azâbdan müteessir olmamıştır. Çünkü o zevk-ı dâimî ve safâ-i rûhânîyi ihraz etmiştir. Onun için Cebrail - aleyhisselâm-a: Âgâh olunca hale, hâcet mi var suâle, diye cevap vermiştir. 165. Şûrâ Sûresi /II.

